Miras bırakanın vefatından sonra atılacak ilk adım genellikle mirasçılık belgesinin alınmasıdır; asıl tartışma ise terekenin nasıl paylaşılacağı gündeme geldiğinde başlar. TMK ve HMK çerçevesinde yürüyen bu süreçte, hangi işlemin notere hangi işlemin mahkemeye ait olduğu ve davanın nerede açılacağı doğru bilinmezse süreç gereksiz biçimde uzar.
Mirasçılık belgesi: noter mi, sulh hukuk mahkemesi mi
Mirasçılık belgesi kural olarak noterden de alınabilir; ancak mirasçılar arasında yabancılık unsuru bulunması, nüfus kayıtlarının belirsizliği ya da mirasçılık sıfatının çekişmeli olması gibi hâllerde sulh hukuk mahkemesine başvurulması gerekir. Alınan belgenin iptali veya değiştirilmesi talebi ise ayrı bir yargılama konusudur ve yeni bir belge alınmasıyla çözülmez.
Yetki: miras bırakanın son yerleşim yeri
Miras hukukundan doğan davalarda yetki, kural olarak miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesine bağlanmıştır. Vefat başka bir ilde gerçekleşmiş olsa bile belirleyici olan ölüm anındaki yerleşim yeridir. Bakım amacıyla geçici olarak başka bir ilde kalınan hâllerde bu nokta tartışmalı olabilir; nüfus kaydı, sağlık ve ikamet belgeleri ile fatura adresleri erken aşamada toplanmalıdır.
Paylaşımın iki yolu
- Anlaşarak paylaşım: mirasçılar taksim sözleşmesi yaparak tereke üzerinde uzlaşabilir; taşınmaz söz konusu olduğunda şekil şartlarına dikkat edilmelidir.
- Ortaklığın giderilmesi davası: anlaşma sağlanamazsa mahkemeden aynen taksim veya satış yoluyla paylaşım istenir.
- Tenkis ve muvazaa iddiaları: saklı payın zedelendiği ileri sürülüyorsa bu talepler ayrı bir hukuki temele oturur ve kendi süre rejimine tabidir.
Terekeyi korumak için erken adımlar
- Tereke tespiti talebiyle malvarlığının dökümü çıkarılır.
- Banka hesapları, taşınmaz kayıtları ve araç tescilleri için resmî kayıt sorgusu istenir.
- Ölümden önceki dönemde yapılan devirler tarih sırasına dizilir.
- Mirasın reddi düşünülüyorsa, bunun için öngörülen sürenin işlemeye başladığı an belirlenir.
Aile içi uzlaşmanın maliyet hesabı
Ortaklığın giderilmesi davası çoğu zaman satış yoluyla sonuçlanır ve taşınmazın piyasa değerinin altında elden çıkması ihtimalini doğurur. Bu nedenle mirasçılar arasında aynen taksim veya bir mirasçının diğerlerinin payını devralması gibi çözümler, dava öncesinde ciddiyetle değerlendirilmelidir. Görüşmeler sürerken tenkis gibi süreye bağlı talepler bakımından zaman işlemeye devam ettiğinden, uzlaşma çabası süre takibini askıya almamalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar genel niteliktedir; terekenin yapısı ve mirasçı sayısı süreci belirgin biçimde değiştirebildiğinden, işlem yapmadan önce kayıtların bütünüyle incelenmesinde yarar vardır.