Miras bırakanın ölümüyle birlikte birden çok süre aynı anda işlemeye başlar. Bunların bir kısmı kısa ve kesin sonuç doğurur, bir kısmı ise yıllarla ölçülür. Veraset ilamı alınması bu sürelerin hiçbirini durdurmaz; yalnızca mirasçılık sıfatını belgeler. Bu ayrımın gözden kaçırılması, mirasçıların en sık karşılaştığı hak kaybı sebebidir.
Veraset ilamı ne sağlar, ne sağlamaz
Mirasçılık belgesi, kimlerin hangi oranda mirasçı olduğunu gösterir. Tereke üzerinde tasarrufta bulunabilmek, banka hesaplarına ulaşmak ve tapu işlemlerini yürütmek için gereklidir. Ancak bu belge, terekenin içeriğini tespit etmez ve mirasçılar arasındaki uyuşmazlığı çözmez. Belgede hata varsa veya sonradan yeni bir mirasçı ortaya çıkarsa, belgenin iptali ve yenisinin düzenlenmesi ayrı bir konudur.
En kısa süre: mirasın reddi
Terekenin borca batık olma ihtimali varsa, ilk düşünülmesi gereken mirasın reddidir. Bu hak kanunda öngörülen kısa bir süreye tabidir ve süre, ölümün ve mirasçılık sıfatının öğrenildiği andan itibaren işler. Bu süre içinde terekeye ilişkin bazı işlemlerin yapılması, mirasın kabul edildiği sonucunu doğurabilir. Bu nedenle tereke hakkında araştırma yapılırken hangi işlemin kabul anlamına geleceği baştan bilinmelidir.
Farklı talepler, farklı süreler
- Tenkis talebi, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesine bağlı kendi süresine tabidir.
- Muris muvazaasına dayalı tapu iptali talebi, farklı bir hukuki temele dayanır.
- Vasiyetnamenin iptali talebi ayrı bir süre rejimi içindedir.
- Terekeye ait alacaklar, kendi hukuki niteliklerine göre zamanaşımına uğrar.
- Ortaklığın giderilmesi talebi bakımından ise kural olarak bir süre sınırı bulunmaz.
Tereke tespitinin erken yapılması
Süre hesabı, terekenin ne olduğu bilinmeden yapılamaz. Taşınmaz kayıtları, banka hesapları, ortaklık payları ve borçların dökümü çıkarılmadan hangi talebin hangi süreye tabi olduğu belirlenemez. HMK kapsamındaki delil tespiti ve tereke tespiti gibi imkanlar, mal kaçırma ihtimali bulunan dosyalarda erken kullanılmalıdır. Elde edilen kayıtların tarihleri, sonradan muvazaa iddiasının temelini oluşturur.
Mirasçılar arası müzakere ile dava takviminin çakışması
Aile içi görüşmeler sürerken zamanaşımı işlemeye devam eder ve karşı tarafın iyi niyetli beyanı süreyi kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle müzakere süreci, dava açma takviminden bağımsız yürütülmeli; anlaşma sağlanacaksa bunun yazılı ve TMK çerçevesinde geçerli bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Sözlü mutabakatlar, sonraki aşamada ispat edilemediğinde hem hak hem zaman kaybına yol açar.
Yukarıdaki bilgiler genel çerçeve içindir. Terekenin yapısı ve mirasçıların durumu her dosyada farklı olduğundan, özellikle kısa süreli haklar bakımından gecikmeden hukuki destek alınması gerekir.