Sınır dışı etme kararlarında başvuru süresi, idari yargıdaki genel dava sürelerinden belirgin biçimde kısadır. Bu kısalık, kararın tebliğ edildiği ilk gün yapılan hazırlığı belirleyici hale getirir. Aşağıda YUKK ekseninde itiraz yolu, yetkili mahkeme ve süre kaybı riski ele alınmaktadır.
Kısa ve Kesin Bir Başvuru Süresi
Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine başvuru için tanınan süre yedi gündür ve bu süre tebliğ tarihinden itibaren işler. Mahkeme başvuruyu on beş gün içinde sonuçlandırır ve bu karar kesindir. Süre içinde yapılan başvuru, kural olarak kararın icrasını durdurur; bu nedenle başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı yalnızca usuli değil, fiili sonuçları da olan bir konudur.
Tebligat Anının Belirlenmesi
Kısa sürelerde en kritik unsur, sürenin başladığı andır. Kararın yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilip edilmediği, tebliğin anlaşılabilir bir dilde yapılıp yapılmadığı ayrıca değerlendirilir. Geri gönderme merkezinde bulunan kişiler bakımından tebliğ tarihi ile başvurunun fiilen yapılabildiği tarih arasındaki fark, dosyanın en çok tartışılan yönlerinden biridir.
İdari Gözetim Kararı Ayrı Bir Yoldur
Sınır dışı kararına karşı yürütülen süreç ile idari gözetim altına alma kararına karşı sulh ceza hakimliğine yapılan başvuru birbirinden ayrıdır. İkisi aynı dilekçeyle yürütülmeye çalışıldığında merci hatası doğar. İdari gözetimin uzatılması kararlarına karşı da ayrıca başvuru imkanı bulunduğundan, her karar için ayrı bir süre takibi yapılmalıdır.
Başvuru Dosyasında Öne Çıkan Unsurlar
- Kararın dayandığı sebebin somut olayla bağının kurulup kurulmadığı.
- Aile birliği, sağlık durumu ve çocuğun üstün yararına ilişkin belgeler.
- Uluslararası koruma başvurusu bulunup bulunmadığı ve bu başvurunun aşaması.
- Geri göndermeme ilkesi kapsamında ileri sürülen iddiaların belgelenmesi.
- Önceki ikamet izinleri ve çalışma kayıtlarının kronolojisi.
Vatandaşlık Süreçleriyle Kesişme
5901 sayılı Kanun kapsamında yürüyen bir başvuru bulunması, sınır dışı sürecini kendiliğinden durdurmaz. Ancak devam eden idari süreçlerin varlığı, dosyada ileri sürülmesi gereken bir olgudur. İki sürecin birbirini nasıl etkilediği, başvurunun hangi aşamada olduğuna göre değişir; bu nedenle her iki dosyanın tarihleri ortak bir tabloda tutulmalıdır.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır. Kararın türü, tebligatın biçimi ve kişinin statüsü sonucu değiştirebileceğinden, tebliğden hemen sonra hukuki destek alınması büyük önem taşır.