Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı başvurularında dosyanın kaderini çoğu zaman yatırımın büyüklüğü değil, ret ya da eksiklik kararının hangi makamca tesis edildiği ve buna karşı hangi mahkemede dava açılacağı belirler. YUKK ve 5901 sayılı Kanun ekseninde ilerleyen bu süreçte yanlış mercie yapılan başvuru, esasa hiç girilmeden dosyanın kapanmasına yol açabilir.
İşlemi Adlandırmadan Yetki Tartışılamaz
İlk yapılması gereken, elinizdeki yazının hukuki niteliğini tespit etmektir. Uygulamada birbirine karıştırılan üç farklı çıktı vardır: başvuru dosyasındaki eksikliğin bildirildiği bilgilendirme yazısı, uygunluk belgesi aşamasında verilen idari ret ve vatandaşlık talebini sonuçlandıran nihai karar. Bunların ilki kural olarak icrai nitelikte olmadığı için tek başına dava konusu yapıldığında incelenmeksizin reddedilme riski taşır. Kesin ve yürütülebilir nitelikteki işlemi ayırt etmeden yazılan dilekçe, süre içinde açılmış olsa bile amacına ulaşmaz.
Yetkili İdare Mahkemesini Belirleyen Bağlantı Noktaları
İdari yargıda yetki kamu düzenindendir; taraflar anlaşarak değiştiremez, mahkeme kendiliğinden gözetir. Vatandaşlık dosyalarında yetkiyi belirleyen ölçüt, başvurucunun ikametgâhı değil, dava konusu işlemi tesis eden makamın bulunduğu yerdir. Bu nedenle işlemin merkezî bir birim tarafından mı yoksa taşra teşkilatı tarafından mı kurulduğu, dilekçe yazılmadan önce evrak üzerinden doğrulanmalıdır. Yetkisizlik kararı verilse dahi dosya gönderilecek mahkemede zaman kaybı yaşanır ve ilgili idarenin bu arada tesis ettiği yeni işlemler ayrıca dava edilmek zorunda kalınabilir.
Delil Eksikliğinin Bu Dosyalardaki Tipik Görünümü
Yatırım kaynaklı başvurularda ispat yükü büyük ölçüde başvurucudadır ve dosya çoğunlukla şu boşluklar nedeniyle zayıflar:
- Yatırımın kaynağını ve akışını gösteren banka kayıtlarının kesintili olması
- Taşınmaz alımlarında tapu üzerindeki devir kısıtına ilişkin şerhin belgelenmemesi
- Uygunluk belgesi başvurusuna sunulan evrakın tarihli bir dizi pusulasıyla kayıt altına alınmaması
- İdareye yapılan yazışmaların tebliğ/teslim kanıtının saklanmaması
Dilekçeyi Yetki İtirazına Dayanıklı Kurmak
Dava dilekçesinde yetkiyi kuran olguyu bir cümleyle değil, ekteki belgeye atıfla açıklamak gerekir. İşlemin tebliğ tarihi, işlemi kuran birimin adı ve varsa daha önceki idari başvurunun akıbeti aynı paragrafta gösterildiğinde, mahkemenin ön inceleme aşamasında dosyayı ilerletmesi kolaylaşır. Talep kısmı ise iptal talebiyle sınırlı bırakılmamalı; yürütmenin durdurulması istemi, telafisi güç zararın somut olayda nasıl doğduğu anlatılarak ayrıca gerekçelendirilmelidir.
Buradaki değerlendirmeler genel nitelikte olup her dosyanın belge yapısı farklıdır. Başvurunuzun hangi aşamada olduğu, süre ve yetki hesabını doğrudan değiştirebileceğinden, işlem metnini bir hukukçuya inceletmeden adım atmamanız yerinde olur.