Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2022/9328 E. , 2024/5789 K. "İçtihat Metni" D U R U Ş M A T A L E P L İ MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/835 E., 2021/954 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili,
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2022/9328 E. , 2024/5789 K. "İçtihat Metni" D U R U Ş M A T A L E P L İ MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/835 E., 2021/954 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma İlk Derece Mahkemesince sanıklar ...ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suça yönelik temyizlerin niteliği dikkate alındığında hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan diğer hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2020 tarihli ve 2019/229 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanıklar ...ve ... hakkında katılana yönelik yardım eden sıfatıyla silahla kasten yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 39, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanık ... hakkında: a. Katılana yönelik silahla kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2-3-b-son, 35, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 23 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 09.04.2021 tarihli ve 2020/835 Esas, 2021/954 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında kurulan hükümlere ilişkin olarak katılan vekili ile Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2.maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; 1.Sanıklar ..., ...ve ... hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 35/2, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2-3-b, 35, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; teşebbüsün derecesine, cezadan takdire bağlı indirim yapılmaması gerektiğine, ilişkindir. 2.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, eylemin silahla kasten yaralama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle suç niteliğine, teşebbüsün derecesine, haksız tahrikin varlığına, ilişkindir. 3.Sanıklar ... ve ...müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, suça iştirak iradelerinin bulunmadığına, ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanıkların katılana yönelik eylemlerine ilişkin vasıflandırmasında, suça iştiraklerin niteliklerinde ve teşebbüsün derecesinde isabetsizlik bulunmadığından, eylemin silahla kasten yaralama suçunu oluşturduğuna, sanıklar ...ve ...'nın yardım eden olarak suça iştirak ettiklerine ve teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarının fazla olduğuna ilişkin Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir. 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu ve eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç vasfının ve suça iştiraklerin niteliklerinin doğru biçimde belirlendiği, katılandaki yaralanmaların niteliği dikkate alındığında teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığı, katılandan doğrudan sanık ...'ya yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ve davranış bulunmadığı, sanıklar hakkında takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanunun 62/1.maddesi uyarınca takdiri indirim uygulaması sırasındaki hesaplama hatası nedeniyle sonuç hapis cezalarının 11 yıl 3 ay yerine, 10 yıl 15 ay olarak tayin edilmesi suretiyle eksik cezalara hükmolunması nedeniyle oluşan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. IV. KARAR A. Sanıklar ...ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden İlk Derece Mahkemesince sanıklar ...ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suça yönelik temyizlerin niteliği dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesi gereği, temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.04.2021 tarihli ve 2020/835 Esas, 2021/954 Karar sayılı kararında katılan vekili ile sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, C. Sanıklar ..., ... ve ...hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz sebebi eksik ceza tayini yönünden yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.04.2021 tarihli ve 2020/835 Esas, 2021/954 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1.maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinin uygulandığı kısımlardaki "10 yıl 15 ay hapis cezası" ibarelerinin karar metninden çıkarılarak yerine "11 yıl 3 ay hapis cezası" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, Tebliğame’ye aykırı olarak, üye ...'ın sanıklar ... ve ...n katılana yönelik eylemlerinde yardım eden sıfatıyla cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oy çokluğuyla, sanık ... yönünden ise oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Müşterek faillikte müşterek alınan suç işleme kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, suç oluşturan eylemin icrası üzerinde ortaklaşa hâkimiyet kurulması söz konusudur. Buna göre her müşterek fail suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. Birlikte suç işleme kararının yanı sıra, eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığı suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı öneme göre mahkemece belirlenecektir. Suç ortaklarının suçun işlenmesinde yaptıkları katkının diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda müşterek faillik söz konusu olacaktır. Müşterek failliğin yapısı ve tanımı gereği, fiilin kanuni tarifinde yer alan hareketlerin birlikte gerçekleştirilmesi ve birlikte suç işleme kararının varlığı gereklidir. Suçun işlenmesine veya neticenin oluşumuna doğrudan bir etkisi olmayan kişi müşterek fail olarak kabul edilemez. 5237 sayılı TCK'nda yer alan düzenlemeye göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı TCK’nin 40 ıncı maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır. 5237 sayılı TCK’nin 39/2 nci maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi yardım; suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış, manevi yardım ise; suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. "suça yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Olayımıza gelince; İlk derece mahkemesince Sanık ...'nın katılan ...' un kız kardeşi olan tanık ... ile bir dönem arkadaşlık ettiği, katılanın bu durumdan rahatsızlık duyarak kız kardeşi ile görüşmemesi hususunda sanık ... ile yanlarında katılan ...' in iki arkadaşı da olduğu halde konuşurken katılan ve arkadaşlarının sanık ...'yı tehdit ettikleri, sanık ...'nın bu durumu kuzenleri olan diğer sanıklar ... ve ...' ya anlattığı, iki gün sonra sanık ...'nın, kendisine yöneltilen tehdit fiilinin etkisiyle diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte... plakalı araç ile katılanın işyerinin bulunduğu yere gittikleri, sanık ...'nın, katılanı arayarak konuşmak istediğini, bu nedenle aşağıya gelmesini söylediği, katılanın da işyerinin önüne indiği, sanıklar ... ve ... araçta beklediği halde katılan ve sanık ...' nın işyeri önünde konuşmaya başladıkları, konuşma devam ederken sanık ...'nın katılanı fiziki müdahaleyle olay yerine geldikleri araca zorla bindirmeye çalıştığı, bu sırada araçtaki diğer iki sanığın da katılana "bin sen bi bin" dedikleri, katılanın direndiği ve kendi çabasıyla kurtulduğu anda sanık ...'nın aracın arka koltuğunda bulunan ancak ele geçmeyen tüfeği alarak katılana bacağına isabet edecek biçimde bir el ateş ettiği, katılanın yere düşmesi üzerine tekrar ateş ettiği ve sanıkların geldikleri araçla olay yerinden ayrıldıkları kabul edilmişken, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince olayın en önemli kısmı " sanık ...'nın katılanın çıktığını görünce yanına gittiği, "gel senle bir konuşalım" dediği, diğer sanıkların bulunduğu ticari taksiye doğru yürümeye başladıkları, sanık ...'nın katılana "neden madde bağımlısı olduğumu söyledin" dediği, katılanın "beni tüfekle arayan sen misin" dediği, sanık ...'nın "he" diye cevap verdiği, katılanın "ne yapacaksın" demesi üzerine sanık ...'nın "öldüreceğim" dediği, bu sırada diğer sanıkların bulunduğu ticari taksinin yanına geldikleri, sanık ...'nın aracın sağ arka kapısını açarak "sen bir bin hele" diyerek katılanı zorla araca bindirmeye çalıştığı, katılanın arka koltukta tüfek bulunduğunu ve diğer sanıkların araçta oturduklarını görünce kaportadan tutarak araca binmemek için direndiği, bu sırada aracın arka koltuğunda oturan sanık ...'ın tüfeği sanık ...'ya uzattığı, araçta bulunan sanıklardan birinin "burada sıkma, götürür sıkar atarız" dediği, katılanın aracın kaportasından tutarak "benim çoluk çocuğum var, bırakın, gidin buradan" diye yalvararak araca binmemek için direndiği, sanık ...'nın katılanı araca bindiremeyeceğini anlayınca tüfekle yakın mesafeden bacak bölgesine diz üstünden bir el ateş ettiği, katılanın yüzüstü yere yığılması üzerine yine yakın mesafeden sağ kalçasına doğru bir el daha ateş ettiği, sanıkların ...'nın kullandığı ticari taksi ile olay yerinden hızla ayrıldıkları, sanıklar ... ile ...n Aktepe'de araçtan indikleri, başka bir ticari taksiye binerek ... Mahallesi ... Caddesine gittikleri, ...'nın olayda kullandığı tüfeği kanala attığı, sanıkların aynı gün polis tarafından yakalandıkları" şeklinde kabul edilmiştir. Her ne kadar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince sanıklar ... ve ...n sanık ...'nın eylemine TCK 37. maddesi kapsamında asli fail olarak katıldıkları kabul edilmiş ise de: 1- Husumetin sanık ... ile katılan arasında oluşması, 2- Olay öncesinde sanıklar ... ve ...ile katılan arasında hiçbir olay meydana gelmemesi, 3- Olayda kullanılan silahın sanık ... tarafından araca konulması, 4- Sanıklar ... ve ...n araçtan inmedikleri için mağdurun kendisini savunmasını engelleyebilecek hiç bir davranışta bulunmamaları, 5- Olay yerine sanık ...'nın kullandığı araçla gelinmiş ise de; sanık ...'nın yaya olarak veya kendisinin kullanacağı veya başka birisinin kullanacağı başka bir araçla olay yerine gelebileceğinden sanık ...'nın sanık ...'yı araçla olay yerine getirmesinin suçun işlenmesine çok önemli bir katkı olarak değerlendirilemeyeceği, 6- Aracın arka koltuğunda bulunan tüfeğin ister sanık ... tarafından sanık ...'ya verildiği kabul edilse dahi, sanık ... bu silahı kendisi de araç içerisine uzanarak alıp kullanması oldukça kolay olduğundan bu davranışın bile suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkı olarak kabul edilemeyeceğinden yani sanık ...'nın bu silahı kendiliğinden alabilmesi bir kaç saniye içerisinde gerçekleşebileceğinden suçun işlenmesine veya neticenin oluşumuna doğrudan bir etkili bir eylem olmaması, Suçun işlenmesine veya neticenin oluşumuna doğrudan bir etkisi olmayan kişinin müşterek fail olarak kabul edilemeyeceği, 7- Sanık ...'nın Katılana karşı silah kullanmaması durumunda katılanla bir problemleri olmayan sanıklar ... ve ...nda katılana her hangi bir eylem yapmayacakları, Göz önünde bulundurularak sanıklar ... ve ...n TCK'nın 39/2-c maddesindeki "Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" ve manevi yardım olarak bir suç işleyebileceğini bilebilecekleri halde iken yanında bulunarak "Suç işleme kararını kuvvetlendirmek" mahiyetinde sorumlu tutulmaları gerektiği kanaatindeyim.