Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/1659 E. , 2025/725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1211 E., 2022/1437 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürmeye yardım, kasten öldürmeye teşebbüse yardım, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜ
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/1659 E. , 2025/725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1211 E., 2022/1437 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürmeye yardım, kasten öldürmeye teşebbüse yardım, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, kısmi bozma Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları ile bu suça yönelik temyizlerin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüse yardım ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik katılanlar ..., ... ve ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/2. maddesi gereği kesin nitelikte olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmış ise de katılanlar ..., ... ve ... vekili ile katılan ... vekilinin suçların vasıflarına yönelik aleyhe temyiz isteminde bulunmaları nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararı uyarınca hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve temyiz incelemesi aleyhe temyiz edilen suç vasfı ile sınırlı olarak yapılmıştır. Sanık ... hakkında kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılanlar ..., ... ve ... vekilinin, katılan ... vekilinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2021/273 Esas, 2022/243 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında maktulü kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Sanık ... hakkında katılan ...'yı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Sanıklar ..., ... ve ... hakkında maktulü kasten öldürmeye yardım suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, d) Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'yı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, e) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında maktulü değişen suç vasfına göre kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/8 maddesi uyarınca kamu davalarının ayrı ayrı düşürülmesine, f) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'yı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, Karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1211 Esas, 2022/1437 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik aleyhe ve lehe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri özetle; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın maktulü iştirak halinde kasten öldürme ve katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından müşterek fail sıfatıyla cezalandırılmaları gerektiğine, sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde teşebbüs nedeniyle üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik araştırma ile karar verildiğine, sanığın maktule karşı bir eyleminin bulunmadığına, bu hususta delil de bulunmadığına, sanığın katılan ...'ı öldürme kastının bulunmadığına, suç vasfının hatalı değerlendirildiğine, 5237 sayılı Kanun'un 29 ve 62. maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. 3. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik hükmünün uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın maktule karşı eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğuna, diğer sanık ... ile iştirak iradesi bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmadığına ilişkindir. 4. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın kasten öldürmeye yardım suçunu işlediğine dair delil bulunmadığına, teşdiden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 29 ve 62. maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. 5. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın kasten öldürmeye yardım suçunu işlediğine dair delil bulunmadığına, teşdiden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 29 ve 62. maddelerinin uygulanmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Sanık ... Hakkında Maktulü Kasten Öldürme İle Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Maktulü Kasten Öldürmeye Yardım Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporun yeterli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, izlenen kamera görüntüleri ve dosya kapsamına göre sanık ...'in kavganın meydana gelmesindeki aktif rolünün yanında, sanıklar ..., ... ... ve ...'ın kavgaya dahil olarak oluşmasına katkı sağladığı kargaşa ortamıyla, sanık ...'ın bıçaklama eylemini gerçekleştirmesi açısından uygun bir ortam oluşturdukları ve yine maktule karşı eylemleri ile direncinin kırılmasına sebebiyet vererek onu sanık ...'ın saldırısına karşı savunmasız bir duruma getirdikleri, sanık ...'ın eylemini gerçekleştirmeden önce ve eylemi gerçekleştireceği sırada oluşan bu kalabalıktan güç aldığı, şayet böyle bir ortam oluşmamış olsa idi eyleme de kalkışmayacağı, yine kavga esnasında sanıkların üstünlüğü karşısında maktulün görece daha pasif bir pozisyonda olmasının eylemini gerçekleştirme noktasındaki kararlılığını artırdıkları ve onu cesaretlendirdikleri, sanıklar ..., ... ... ve ...'in eylemleri ile sanık ...'ın maktulü bıçaklama eyleminin icrasını kolaylaştırdıkları bu itibarla yardım eden olarak cezalandırılmalarında bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği, maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan söz veya ... bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, Tebliğname'deki sanıklar ..., ... ve ... ... hakkındaki bozma görüşüne iştirak olunmamış ve ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüs İle Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüse Yardım Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'yı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan suç vasfı ile sınırlı olarak yapılan incelemede; a) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporun yeterli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanıklar tarafından öldürme kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya kapsamına göre sanık ...'in kavganın meydana gelmesindeki aktif rolünün yanında, sanıklar ..., ... ... ve ...'ın kavgaya dahil olarak oluşmasına katkı sağladığı kargaşa ortamıyla, sanık ...'ın bıçaklama eylemini gerçekleştirmesi açısından uygun bir ortam oluşturdukları ve yine katılana karşı eylemleri ile direncinin kırılmasına sebebiyet vererek onu sanık ...'ın saldırısına karşı savunmasız bir duruma getirdikleri, sanık ...'ın eylemini gerçekleştirmeden önce ve eylemi gerçekleştireceği sırada oluşan bu kalabalıktan güç aldığı, şayet böyle bir ortam oluşmamış olsa idi eyleme de kalkışmayacağı, yine kavga esnasında sanıkların üstünlüğü karşısında katılanın görece daha pasif bir pozisyonda olmasının eylemini gerçekleştirme noktasındaki kararlılığını artırdıkları ve onu cesaretlendirdikleri, sanıklar ..., ... ... ve ...'ın eylemleri ile sanık ...'ın katılanı bıçaklama eyleminin icrasını kolaylaştırdıkları bu itibarla yardım eden olarak cezalandırılmalarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Tebliğname'deki sanıklar ..., ... ve ... ... hakkında bu yöndeki bozma görüşüne iştirak olunmamış, katılandan sanık ...'a yönelen ve haksız tahrik oluşturan söz veya ... bulunmadığı, sanık ... hakkında takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümlerde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. b) Nüfus kaydına göre 01.03.2004 doğumlu olan katılan ...'nın suç tarihi itibariyle henüz 18 yaşını doldurmamış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6/1-b maddesi kapsamında "çocuk" olduğu anlaşıldığından, sanıkların üzerine atılı suçu çocuğa karşı işledikleri dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur. c) Kabule göre de; doktor raporuna göre katılanın iki adet kesici delici alet yaralanması sonucu mide, karaciğer, dalak, omentum ve ince barsağının yaralandığı ve ... tehlike geçirdiği olayda; teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında aynı Kanun'un 61. maddesindeki ölçütlerden meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi birlikte gözetilerek makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Hakkında Maktulü Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Suç vasfı ile sınırlı olarak yapılan incelemede; Sanıkların olayın başlangıcında diğer sanıklar ..., ..., ... ... ve ... ile bir arada olmadıkları, dolayısıyla kavganın ne sebeple ve ne şekilde çıktığına dair herhangi bir malumatlarının bulunmadığı, sanıkların olaya dahil oldukları aşamanın tarafların kısa bir süreliğine eylemlerine son verip ortamın yatışmasından sonra yeniden bir araya gelerek birbirlerine vurmaya başladıkları andan itibaren olduğu, sanıkların kavgaya dahil oldukları aşamada maktulün halihazırda bıçaklanmış olduğu, izlenen kamera görüntülerine göre sanıkların eylemlerinin maktule tekme ve yumruklarla vurmaktan ibaret olduğu, maktulün dosya içerisinde yer alan tıbbi verileri göz önünde bulundurulmak suretiyle düzenlenen 04.04.2022 tarihli Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuna göre ölümüne sebebiyet veren delici kesici alet yaralanması dışında, vücudunun diğer kısımlarında aldığı darbeler nedeniyle gerçekleşen yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun bildirildiği, bu halde sanıkların maktule karşı işledikleri sabit görülen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralanma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, katılanlar ..., ... ve ... vekili ile katılan ... vekilinin aleyhe suç vasfına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, atılı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olduğu değerlendirilerek beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR 1. Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüse Yardım Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden; 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Hakkında Maktulü Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1211 Esas, 2022/1437 Karar sayılı kararlarının kesin nitelikte olması ve katılanlar ..., ... ve ... vekili ile katılan ... vekilinin suçların vasıflarına yönelik temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda hukuka aykırılık görülmemesi nedeniyle katılanlar ..., ... ve ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 3. Sanık ... Hakkında Maktulü Kasten Öldürme İle Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Maktulü Kasten Öldürmeye Yardım, Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe başlığı altında (1) ve (4) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1211 Esas, 2022/1437 Karar sayılı kararlarında katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılan ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sanıklar ..., ... ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden oy çokluğuyla diğer hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 4. Sanık ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüs İle Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'yı Kasten Öldürmeye Teşebbüse Yardım Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe başlığı altında (2-b) ve (2-c) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1211 Esas, 2022/1437 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sanıklar ..., ... ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden oy çokluğuyla, sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süreler göz önüne alındığında, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCK'nın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayacakları adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Sanıklar ..., ... ... ve ...'in fiilin işlenmesindeki olmazsa olmaz derecede öneme sahip olmayan ve fakat neticenin meydana gelmesinde failin fiilini kolaylaştıran eylemlerinin, işlenen kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarına yardım etme niteliğinde olduğu, sanıkların ölüm neticesine yönelen herhangi bir kastları olmadığı iddiası yönünden ise katılan ve maktulün olay nedeniyle ölebileceğine ilişkin bir öngörünün ve bu öngörüye eklenen pasif bir kabullenmenin yardım eden olarak sorumlu tutulmaları açısından yeterli olduğu, aksi durumda sanıklarda açık bir kastın varlığının aranması halinde artık sanıkların müşterek fail olarak nitelendirilmeleri gerektiği ki bu durumun da birbirinden oldukça farklı bu iki şeriklik türü arasındaki farkı tamamıyla ortadan kaldırmak anlamına geldiği gerekçesi ile TCK'nın 81/1, 39/2-c yol, 39/1, 53, 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası (... ...'a yönelik ...) TCK'nın 81/1, 35, 39/2-c yol. 39/1, 53, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası (...'a yönelik ...) ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; Olay günü Mimar ... Mahallesi, Edirne Sitesi önünde bulunan sahil kısmında kendi arkadaş gruplarıyla vakit geçiren ... ve ... arasında sebebi kesin olarak aydınlatılamayan bir nedenden kaynaklanan bir anlaşmazlık üzerine sanık ...'in, ..., ... ve ... ile birlikte sahilde yürüyen ...'nın arkasından giderek, arkadaşları ..., ... ve ...'a, "beyaz montlu" olarak tarif ettiği, katılan ile konuşmak istediğini söylediği, sanık ...'nın da ...'in arkasından yanlarına geldiği, ... ve ...'in geldikleri yöne doğru geri döndükleri, ..., ... ve ...'ın da sanık ...'in konuşma talebini ...'a ilettiği, bu sırada ...'ın yanında ağabeyi ... ile ..., ... ve ...'in de bulunduğu, ...'in konuşma isteği üzerine ...'ın, sanığın bulunduğu sahil kısmına doğru gittiği, ağabeyi ... ve diğer arkadaşlarının da kendisini takip ettiği, ... ve ...'ın bulunduğu yere vardıklarında, bu kişilerin yanında, sanıklar ... ve ...'ın da olduğu, burada taraflar arasında sözlü münakaşa şeklinde başlayan olayların, maktul ...'nın kamera görüntülerinden tespit edilen sanık ...'a tokat atma eyleminden sonra kavgaya dönüştüğü ve tarafların birbirlerine vurmaya başladıkları, taraflar arasında yaşanan bu arbede esnasında sanık ...'nın yine kamera görüntülerinden açık ve kesin bir şekilde tespit ve teşhis edildiği üzere sol arka cebinden çıkardığı çakıyı ...'ya sapladığı ve kendisine engel olmaya çalışan ...'a rağmen ...'nın sol tarafından yanına doğru yaklaşarak, katılanı karın bölgesinden iki farklı darbe vurmak suretiyle bıçakladığı, katılanın yaralandığını gören kişiler tarafından "kan var" şeklinde bağırılması üzerine kavganın sona erdiği ve sanıkların geldikleri yöne doğru olay yerinden uzaklaştıkları, maktul ...'ın aldığı bıçak darbesi sonucu öldüğü, katılan ...'ın da ... tehlike geçirecek şekilde yaralandığı kabul edilen olayda; Sanık ...'in iddiasına göre kendisine omuz atma sebebini sorma maksadı ile katılanla konuşmak istediği, kamera görüntülerinden de anlaşıldığı üzere sanık ... ve arkadaşları olan sanıklar ... ve ... ile katılan ve arkadaşlarının olduğu grup arasında konuşma sırasında bir anlık tartışma sonrası kavga başladığı ve karşılıklı yumruklaşmalar olduğu, yaşanan tartışma ve kavga ortamı sırasında katılan ve maktulle hiçbir husumeti bulunmayan ve başlangıçta olayı ilerden izleyen sanık ...'ın maktul ...'a yönelik ani gelişen kastı ile vuku bulan öldürme ve katılan ...'a yönelik öldürmeye teşebbüs eylemlerine sanıklar ..., ... ve ...'ın asli fail ya da yardım eden sıfatıyla katıldıklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden ayrıca sanık ...'ın bıçaklama olayını sanık ...'in olaydan sonra öğrendiği, sanıklar ... ve ...'ın da sanık ...'ın bıçağı maktul ve katılana salladığı anda gördükleri, olay öncesi ...'da bıçak gördüklerine dair bir delil elde edilemediği gibi, Sanıklar ..., ... ... ve ...'in olay sırasında yardımlarının bulunduğu kabul edilmiş ise de olay sırasında nasıl bir yardımlarının olduğunun açıklanmadığı, gerekçesiyle birlikte ortaya konulmadığı, olay öncesinde böyle bir olayın yaşanacağı daha önceden hiç konuşulmadığı veya olayın boyutları tahmin bile edilemeyeceğinden sanıkların maktule ve katılana yönelik kasten yaralama suçlarından sorumlulukları yerine yazılı şekilde kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği görüşündeyim.