İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2023/2989 Karar: 2024/6545 Tarih: 2024

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/2989 K.2024/6545

1. Ceza Dairesi 2023/2989 E. , 2024/6545 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1570 E. 2022/1784 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım, nitelikli kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin on

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2023/2989 E. , 2024/6545 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1570 E. 2022/1784 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım, nitelikli kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin on

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2023/2989 E. , 2024/6545 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1570 E. 2022/1784 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım, nitelikli kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/10 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararı ile ; A. Sanık ... hakkında maktûle karşı nitelikli kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-b maddesi uyarınca beraatine, B. Sanık ... hakkında maktûle karşı nitelikli kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2- (e) maddesi uyarınca beraatine, C. Sanık ... hakkında maktûle karşı kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1 ve 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, D. Sanık ... hakkında maktûle karşı kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/2-c, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.12.2022 tarihli ve 2022/1570 Esas, 2022/1784 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ile sanıklar Serdar ve ... müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, yardım etmenin koşullarının oluşmadığına, haksız tahrike, meşru savumaya, B. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, haksız tahrike, meşru savunmaya, ceza miktarına, C. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; tasarlamaya, delillerin hatalı değerlendirildiğine, ... hakkında müşterek faillik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ... yönünden ceza miktarının az olduğuna, takdiri indirime, sanıklar ... ve ...'ın da cezalandırılması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık ...'ın ise yardım eden olarak suça iştirak ettiği, maktulden sanıklara yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, olayda meşru savunma hükümlerinin uygulama koşullarının oluşmadığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanıkların öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanıklar aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanık ... hakkında uygulanmasına sanık ... hakkında uygulanmamasına karar verildiği sanıklar ... ve ... haklarında beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.12.2022 tarihli ve 2022/1570 Esas, 2022/1784 Karar sayılı kararında katılanlar vekili, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden oy çokluğuyla, diğer hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... ve müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; olay öncesinde katılan ...'ya tehdit mesajı attığı, kamera görüntülerinde sanık ... ile beraber maktule saldırdıkları, sanık ... maktulü bıçaklamadan önce maktule bir kere yumruk attığı, sanık ...'ın maktulü bıçaklarken bu sanığın başkaca eylemi görülmediği, olay mahallinde bulunup yardım etmek sureti ile eyleme katıldığı, sanığın üzerine atılı eylemin kasten öldürmeye yardım etme boyutunda kaldığı sonucuna varılarak TCK'nun 81/1. ve 39/2-c. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Polis tarafından düzenlenen 08/08/2021 tarihli görüntü alma ve izleme tutanağında;, Saat: 21.51.22 de ... isimli şahsın araçtan inerek 1405/6 sokak içerisinde bekleyen diğer aracın yanma gittiği , Saat:21.51.57 de kamera açısına ..., ... ve ... isimli şahısların girdiği, şahısların kavga ettiği saat:21.52.03’de ...’nın 1405/6 sokak içinden gelerek kavgaya dahil olduğu şahısların boğuşmaya devam ettiği, ... ‘nın araçtan inerek kavga eden şahıslara doğru geldiği, saat:21.52.08 de ...’nın bel kısmından bıçak benzeri bir cisim çıkardığı ve ...’ya doğru hamle yaptığı ... Caddesi istikametinden gelen bir grubun kavga eden şahısları ayırmaya geldiği,şahısların ...’nm elinden bıçağı almaya çalıştıkları ve sakinleştirmeye çalıştıkları ...’nın tekrardan ...’ya doğru hamle yaptığı, şahısların sokak başında tekrar boğuştuğu ...’nın sürekli ...’ya doğru hamle yaptığı, ...’nın sağ elinde sopa sol elinde bıçak olduğu halde tekrardan kamera açısına girdiği saat:21.53.15’de ...’nın 1405/6 sokak ile ... Bulvarı kesişiminde yere yığıldığı, sokak içerisinde kargaşa olduğu. ... isimli şahsın geldiği araç istikametine gittiği, saat:21.54.03’de siyah bir aracın ...’nın yere yığıldığı yerde durduğu, saat:21.54.37 de aracın sokaktan ayrıldığı, yaralı şahsı muhtemelen bu aracın hastaneye götürdüğü, saat:21.54.51’de ...’nın aracına geldiği. saat:21.55.13’de ...’nın aracı ile ayrıldığı, sokak içerisinde şahısların bekleme yaptığının görüldüğünün belirtilmesi, Polis tarafından ...'ın teşhisine ilişkin düzenlenen 07/08/2021 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında; ... isimli şahsın 1 numaralı fotoğrafta bulunan şahıs olan ... isimli şahsı göstererek olay esnasında elinde sopa bulunan şahıs olduğunu, ancak sopayı kullanıp kullanmadığını görmediğini, 2 numaralı şahsı göstererek ... isimli şahsı bıçak ile yaralayan şahsın 2 numaralı fotoğrafta bulunan ... isimli şahıs olduğunu, 3 numaralı fotoğraftaki ... isimli şahsı göstererek olay esnasında bu şahsın da bulunduğunu ancak olay yerine 5 metre mesafe uzakta olduğunu, olaya müdahale etmediğini kesin ve net olarak teşhis ettiğinin belirtilmesi, 08/04/2022 havale tarihli adli bilişim bilirkişi raporunda 07.08.2021 günü saat 21:50:30’da beyaz renkli bir kamyonetin kamera açısının sağında kalan sokağa doğru girerek yol kenarına park ettiği, ardından bir başka beyaz renkli kamyonetin kamera açısına girerek yol kenarına park ettiği, aracın ön yolcu koltuğundan ... olduğu belirlenen şahsın indiği, saat 21:51:31’de şahsın ilk gelen beyaz renkli kamyonetin yanına doğru ilerlediği, “21300600.avi” isimli görüntüye göre saat 21:51:41’de ...’nın kamera açısına girdiği, saat 21:51:52’de maktul ... olduğu değerlendirilen şahsın kamera açsına girdiği ve kamera açısının solundaki kısımdan ise sanık ...’nın kamera açısına girerek ...’nın yanına doğru ilerlediği, maktul ...’nın da sanık ...’nın yanına doğru geldiği, maktul ...’nın sanık ...’ya doğru elini kaldırdığı, aynı sıralarda sanık ...’nın arkadan gelerek ...’ya doğru vurduğu ve şahısların kamera açısından çıktıkları, saat 21:52:07 müşteki ... olduğu değerlendirilen şahsın koşarak kamera açısına girdiği ve ...’nın olduğu yöne doğru ilerlediği, “21300300.avi” isimli kamera açısına göre ... ve ...’nın kavga ettiği, aynı sıralarda ...’nın da ...’ya vurduğu, saat 21:52:03’te müşteki ...’nın kamera açısına girerek kavgayı ayırmaya çalıştığı, saat 21.52:Q8’de yol kenarındaki beyaz renkli kamyonetten sanık ... olduğu belirlenen şahsın inerek şahısların yanına doğru geldiği, saat 21:52:09’da ...’nın sağ elini bel kısmına götürerek sivri bıçak benzeri bir cismi eline aldığı, şahsın ...’ya doğru elindeki bıçakla hamle yaptığı, sanık ...’nın kavgayı ayırmaya çalıştığının belirtilmesi, Olay öncesinde olay yerine gelirken maktulün öldürülmesi hususunda sanıklar arasında bir anlaşma olup olmadığının belirlenememesi, Sanık ...'ın olay yerine geldiğinde elinde herhangi bir savunma ve saldırıya elverişli bir aletin bulunmaması, Sanık ...'ın maktulü öldürmeye önceden karar vermesi durumunda en azından maktule yönelik silahlı bir saldırıya kalkışmasnın gerekmesi, Olay yeri görüntülerine göre sanık ...'ın maktule sadece bir tokat veya yumruk atması dışında herhangi bir başkaca bir hareketinin olmaması, keza sanık ...'ın bu darbesinden önce maktulün de sanık ...'a hamle yapmış olması, Herşeyden önemlisi sanık ... maktule hamle yaparken bu sırada sanık ...'ın elinde bıçağını çıkarmamış olması, Sanık ...'ın maktule müdahalesinden bir müddet sonra ve maktulden anlatımlara göre 3 veya 5 metre kadar uzakta iken bu sırada sanık ...'ın o ana kadar çıkarmadığı bıçağını çıkararak ani bir kasıt ile maktule vurarak onun ölümüne neden olduğu gözetildiğinde daha önceden maktulün öldürülmesinin sanıklar arasında kararlaştırılmamış olması sebebiyle sanık ...'ın maktule müdalesi sonrasında sanık ... tarafından maktule bıçakla vurulmaması halinde eylemin sona ermiş ve maktulün ölmemiş olacağı da dikkate alındığında olayın seyri sırasında sanık ...'ın olay öncesinde maktule sadece bir kez vurmuş olmasının daha sonra maktulü öldürecek olan sanık ...'ın eylemine yardım olarak değerlendirilemeyeceği, sanık ...'ın maktulün ölümüne neden olan bıçak darbesi sırasında maktulden 3 veya 5 metre kadar uzakta olduğu için maktulün savunmasını zora sokan bir durumdan da söz edilemeyeceği için sanık ...'ın sanık ...'ın öldürme eylemine iştirakten sorumlu tutulmaması gerektiği, Sanık ...'ın maktule BTM ile giderilecek şekilde yaralama niteliğindeki TCK'nın 86/2. Maddesi kapsamındaki şikayete tabi suçu oluşturan eylemi sebebiyle maktulün ölümünden önce şikayet söz konusu olmadığı için bu eyleminden dolayı sorumlu tutulamayacağından Sonuç olarak sanık ...'ın sanık ... ile birlikte suçu iştirak halinde işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçtan TCK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla