İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2023/3343 Karar: 2025/1211 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/3343 K.2025/1211

1. Ceza Dairesi 2023/3343 E. , 2025/1211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/179 E., 2022/1716 K. SUÇ : Kasten öldürme ve bu suça azmettirme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması 1. Suça sürük

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2023/3343 E. , 2025/1211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/179 E., 2022/1716 K. SUÇ : Kasten öldürme ve bu suça azmettirme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması 1. Suça sürük

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2023/3343 E. , 2025/1211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/179 E., 2022/1716 K. SUÇ : Kasten öldürme ve bu suça azmettirme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması 1. Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz dilekçesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 294/1. maddesi gereği temyiz sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 2. Suça sürüklenen çocuk ... ile sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk ... müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/128 Esas, 2021/411 Karar sayılı kararı ile; a. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 31/3. maddeleri uyarınca 14 yıl 3 ay 8 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, b. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 31/3. maddeleri uyarınca 14 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, c. Sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürmeye azmettirmeden 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/179 Esas, 2022/1716 Karar sayılı kararı ile; a. Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükümlere yönelik katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, b. Sanıklar ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükümlere yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında kasten öldürmeye azmettirmeden, 5237 sayılı Kanun'un 38/2-2. cümle delaletiyle, 81/1, 53/1, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların eylemi azmettirdiğine ilişkin delil bulunmadığına, gizli tanık beyanına tek başına itibar edilemeyeceğine, mahkûmiyet kararlarının hatalı olduğuna, 2. Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usûl ve yasaya aykırı olduğundan bahisle temyiz ettiğine, 3. Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; olayı kimin gerçekleştirdiğinin tam olarak tespit edilemediğine, fikir ve irade birliği içinde hareket ettiklerine dair delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine, 4. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; azmettirmeye ilişkin somut delil bulunmadığına, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte sanıklar lehine 5237 sayılı Kanun'un 39, 62. maddelerinin uygulanması gerektiğine, eksik incelemeye ilişkindir. III.GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik inceleme bulunmadığı, eylemin suça sürüklenen çocuk ... tarafından gerçekleştirildiği, sanıklar ... ve ...'in bu eylemi azmettirdikleri kabülü ile haklarında kurulan mahkûmiyet hükümlerinde isabetsizlik bulunmadığı, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, maktulden kaynaklanan haksız söz ya da davranış bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafiileri ile suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR 1. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen hüküm yönünden; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/179 Esas, 2022/1716 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararına yönelik müdafiinin temyiz dilekçesinde 5271 sayılı Kanun'un 294/2. maddesine göre hükmün hukuki yönüne ilişkin temyiz nedeni bildirilmediği anlaşıldığından; suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ... ve ... ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/179 Esas, 2022/1716 Karar sayılı kararında sanıklar ... ve ... müdafiileri ile suça sürüklenen çocuk ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki hükümler yönünden oy birliğiyle sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanıklar ... ve ... müdafileri ile suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Azmettirme belli bir suç işleme hususunda henüz ... olmayan ve dolayısıyla karar vermemiş olan bir kişinin bir başkası tarafından bu suçu işlemeye karar verdirilmesidir. Azmettirenin kasten hareket etmesi gerekir. Kastın belli bir suçu işleme hususunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu, azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurları kapsaması gerekir. Azmettirme bir fiilin esaslı unsurlarıyla veya ana hatlarıyla somutlaştırılmış olmasını zorunlu ve yeterli kılar, bu nedenle suçun icra tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur. Azmettirilen fiilin tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasında kalması gerekir. Azmettirmeye azmettirme de mümkündür. Bu durumdaki aradaki azmettirenin esas fiil failinin kimliği konusunda bilgi sahibi olması gerekmez, ancak işlenecek suç açısından düşüncesinin somutlaşması gerekir. Yardım ve yataklık ile azmettirme arasındaki fark, yardım ve yataklıkta suç işleme düşüncesine sahip olan failin yanında yer almak iken, azmettirmede henüz suç işleme düşüncesi olmayan faile suç işleme fikrini işlemektir. Azmettirilenin sınırı aşması halinde önemsiz sapmalar, işlenen suçtan dolayı kişinin azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulmasını engellemez. Azmettirilenin sınırı keyfiyet veya kemmiyet itibariyle aşıp aşmadığının irdelenmesi gerekmektedir. (Özgenç İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri 11. Bası Sayfa: 502 v.d ) Öğretide de suça yardımdan bir kişiyi sorumlu tutabilmek için kişinin bir başkasının fiiline katkı sağlama iradesi ile hareket etmesi gerekir. Bununla beraber, başkasının fiiline katkı sağlama iradesi yeterli olup katkı sağlanan kişinin (failin) kendisine sağlanan bu katkıdan haberdar olması şart değildir. Ancak bu iradenin faili destekleme şeklinde ortaya çıkması gerektiği vurgulanmıştır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Sanık ...'ın dosyadaki tüm savunmalarında suçlamaları kabul etmemesi, diğer sanıklar ..., ... ve ...'in de bu sanığı suçlayıcı beyanlarının olmamasına karşılık gizli tanık EKİM Kod isimli tanığın duruşmadaki beyanında:" Sanıklar ..., ... ve SSÇ ... olay günü saat 15:00-15:30 sıralarında mahalle arası bir yerde sokak üzerinde içki içiyorlardı. Bende bu sırada oradan geçiyordum. Ben oradan geçerken SSÇ ... ve ...'a, sanık ...'in "bitirin şu ...'ın işini, paranızı vereceğim" diye söyledi. Bu sırada sanık ...'in üzerinde, belinde silah vardı. Ben oradan yürüyerek geçtiğim için konuşmanın devamını duymadım. O nedenle sanıklardan ... ve SSÇ ...'ün cevaben ne söylediklerini duymadım. Bahsettikleri ...'ın kim olduğunu da bilmiyordum. Ben daha sonrasında ...'ın öldürüldüğünü duyunca konuştukları kişinin bu kişi olduğunu anladım. Ve soruşturma aşamasındaki 06/10/2020 tarihli "02/07/2020 günü 19:30-20:00 saatleri arasında ...’ün vurulduğunu duydum. ...’ın vurulmasından yaklaşık 3-3.5 saat önce ... (ismini ... olarak biliriz), ..., ... ve ...’m içki içtiğini gördüm. ..., ... ve ...’a “bitirin bu işi paranızı vereceğim, şu ...’ın işini artık bitirin paranızı alacaksınız, arkanızdayım” dedi. Bu konuşmaları bizzat duydum. ... bu sırada ..., ... ve ...’in yanındaydı ama onun herhangi bir konuşmasına şahit olmadım. Bu şahıslar konuşurlarken ... ve ...’in belinde silah vardı, ... ve ...’in üzerinde silah görmedim. ... ve ...’e silahları ... ve ...’un verdiğini düşünüyorum" şeklindeki beyanlarına üstünlük tanınarak "Ekim" kod adlı gizli tanığın beyanına göre ... ve ...'ın olay saati olan 19.57'den yaklaşık 3-3.5 saat kadar önce SSÇ'ler ile birlikte oldukları ve içki içtikleri, yanlarından geçtiği sırada şüpheli ...'in SSÇ'lere "bitirin bu işi paranızı vereceğim, şu ...'ın işini artık bitirin, paranızı alacaksınız, arkanızdayım" dediğini duyduğunu beyan ettiğine dayanılarak sanıklar ... ve ... hakkında her nekadar atılı suçtan Beraat kararı verilmiş ise de, buna yönelik istinaf istemleri yerinde görülerek Dairemizce duruşma açılmış ve yukarıda açıklanan gerekçelerle SSÇ'leri sanıkların azmettirdiği kanaati ile sanık ... hakkında da TCK'nın 81/1, 38/2-2.c maddesine göre müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Gizli tanığın beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere sanıklar ..., ... ve SSÇ'ler ... ile ... bir arada bulundukları sırada ...'in SSÇ'lere "bitirin bu işi paranızı vereceğim, şu ...'ın işini artık bitirin, paranızı alacaksınız, arkanızdayım" dediğini duyduğunu beyan ettiğine göre bu sırada sanık ...'un SSÇ'lere yönelik onları azmettirdiği hususunda herhangi bir beyanının olmadığı, aksine sanık ...'in SSÇ'leri maktulün öldürmesi hususunda azmettirdiği, sanık ...'un sanık ... ile daha önce maktulün öldürmesini aralarında kararlaştırdıkları ve bu hususun açıklanmasının sanık ... tarafından yapılacağı hususunda şüpheden uzak bir delil bulunmadığı, bu itibarla sanık ...'un daha önce maktul ile doğrudan bir problemi olmadığı da dikkate alındığında sanık ...'in SSÇ'leri azmettirmesi sırasında onların yanında bulunması ve daha sonra sanık ...'le beraber SSÇ'leri izlemeleri, maktulün öldürülmesi eylemine doğrudan bir katkısının bulunmaması karşısında suça azmettiren sıfatı ile katıldığı da kabul edilemeyeceği için suça TCK'nın 39. maddesi kapsamında yardım eden sıfatı ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla