İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2023/3337 Karar: 2025/1450 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/3337 K.2025/1450

1. Ceza Dairesi 2023/3337 E. , 2025/1450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3033 E., 2022/3167 K. SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hü

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2023/3337 E. , 2025/1450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3033 E., 2022/3167 K. SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hü

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2023/3337 E. , 2025/1450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3033 E., 2022/3167 K. SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2021/380 Esas, 2022/386 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 87/2-b-son, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 28 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereği cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/3033 Esas, 2022/3167 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların eyleminin tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, 2. Sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların suçu işlemediğine, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile mahkûmiyet kararları verildiğine, katılanda işlev yitirilmesi veya zayıflaması olup olmadığı hususunun tekrar araştırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik inceleme bulunmadığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, aldırılan raporların yeterli olduğu, eylemin sanıklar tarafından iştirak iradesi altında, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulmak suretiyle gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ile sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, düzeltme nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2018 tarihli ve 2018/204 Esas, 2018/672 Karar sayılı kararında "5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereği mükerrirlik hükümlerinin uygulandığı", bu nedenle inceleme konusu hükümde sanığın cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. 3. Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddelerinin uygulanması sonucu bulunan 9 yıl 27 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi gereği (1/6) oranında indirilmesi ile 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası yerine 7 yıl 28 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunarak eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. IV. KARAR 1. Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (3) numaralı paragrafta açıklanan "hesap hatası ile eksik ceza tayini" nedeniyle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/3033 Esas, 2022/3167 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği, sanıklar hakkında hükümde sonuç cezaya ilişkin kısımdaki "7 yıl 28 ay 15 gün" ibaresinin çıkartılarak yerine "8 yıl 16 ay 15 gün" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2. Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (2) ve (3) numaralı paragraflarda açıklanan "hesap hatası ile eksik ceza tayini ve ikinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi" nedenleriyle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/3033 Esas, 2022/3167 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği, sanık hakkındaki hükümde sonuç cezaya ilişkin kısımdaki "7 yıl 28 ay 15 gün" ibaresinin çıkartılarak yerine "8 yıl 16 ay 15 gün" ibaresinin eklenmesine ve mükerrirliğe ilişkin kısmın başına "ikinci kez" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üye sayın ...'ın sanık ...'ın kasten yaralama suçuna yardım eden olarak 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesi gereği sorumlu tutulması nedeniyle kararın bozulması gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesindeki; "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Müşterek failliğin sübjektif ve objektif iki unsuru bulunmaktadır. Buna göre müşterek faillerde, fiilin gerçekleştirilmesinde müşterek hakimiyet (objektif unsur) ve birlikte suç işleme iradesi (sübjektif unsur) bulunmalıdır. Bu nedenle suça katılan her bir kişi faildir. Başka bir deyişle, tipik fiil üzerinde müşterek hakimiyete sahip olanlar, fail olarak sorumludur. Dolayısıyla, müşterek faillerin sorumluluğu bağlılık kuralıyla açıklanamamaktadır. Fiilsiz suç olmaz. Müşterek failliğin oluşabilmesi için dış dünyada bir karşılığı bulunan fiil üzerinde müşterek hakimiyet (objektif unsur) bulunmalıdır. Müşterek faillikte, suça katılan her bir müşterek failin tipe uygun fiili tam olarak gerçekleştirmesi gerekmemektedir. Suça iştirak edenler, aralarında kararlaştırılan iş birliğine uygun olarak, tipik fiili kısmen de gerçekleştirse, ortaya çıkan neticeden müşterek fail olarak sorumludur. Bir banka soygununda, faillerden biri bankadakileri etkisiz hale getirirken diğeri kasadaki paraları alabilir. Bu durumda, haksızlığı oluşturan tipe uygun fiil üzerinde her bir failin ortak hakimiyeti vardır. Bu nedenle, müşterek fail statüsündedirler. Buna karşılık, müşterek faillerin her biri, tipe uygun fiilin tamamını da gerçekleştirebilir. Örneğin, kasten öldürme (TCK m. 81) suçu bakımından bütün müşterek failler suçun başarılı bir şekilde tamamlanması ihtimalini artırmak için mağdura ateş edebilirler. Burada önemli olan, suçun başarılı bir şekilde tamamlanması ihtimalinin artmasıdır. Bu nedenle, müşterek faillerden birinin silahından çıkan kurşunun mağdura isabet etme ihtimali düşük olsa bile, ortaya çıkan haksızlıktan sorumlu tutulmalıdır. Fiil üzerinde fonksiyonel egemenliklerinden ötürü, müşterek failler, ortaya çıkan netice bakımından ilgili suç için öngörülen cezanın tamamından sorumludur. Müşterek failliğin söz konusu olabilmesi için, müşterek faillerin suçun işlenmesine katkısının belli bir ağırlıkta olması gerekir. Bu katkı sonucu, ya tek başına işlenmesi mümkün olmayan bir suçun işlenmesi sağlanır ya suçun işlenmesi kolaylaşır ya da başarısızlık ihtimali önemli ölçüde azalır. Bu ağırlığın ölçütü, suça iştirak eden her bir kişinin suçun işlenmesindeki katkısının, suçun başarılı bir şekilde işlenmesi için zorunlu olmasıdır (Fonksiyonel fiil hakimiyeti). Fakat bu ölçüt kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü esasında bütün iştirak türlerinde, suç ortaklarının katkısıyla ortaya çıkan nedensel netice bakımından bir zorunluluk bulunmaktadır. Ancak, müşterek failler tipik fiilin gerçekleştirilmesinde fiili hakimiyete sahiptir. Müşterek faillik değerlendirilirken, somut olay, bütün koşullarıyla incelenmeli, müşterek faillerin tipe uygun fiilin gerçekleştirilmesindeki rolleri irdelenmelidir. Bu açıklamalar ışığında; 02/03/2021 tarihinde saat sabah 6 sıralarında Aksarayda bulunan emniyet garajında katılan Menderesin ve tanık ...'in Bosfor isimli işyerinde bulunduğu, ...'nın dükkan dışında olduğu sırada sanık ...'in ...'e "polislerden öğrendim. beni sen ihbar ettin, zararımı karşılamasan seni öldürürüm" diyerek eline aldığı tabure ile ... ...'yı kovaladığı, sonrasında tabure ile ...'ya vurduğu ve ...'in kafasının kanadığı, ...'in de oradan ayrıldığı, sonrasında katılan ... ve tanık ...'in meşhur ... Börekçisi isimli işyerine gittikleri, sanık ... ve ...'ın da koşarak bu işyerine geldikleri ve akabinde hemen çıktıkları, katılan ...'in ...'i hastaneye götürdüğü ve bir müddet kaldıktan sonra hastaneden tek başına ayrıldığı, yolda seyir halindeyken silahlı saldırıya maruz kalarak yaralandığı, Yolda seyir halindeyken ... plakalı aracı sanık ...'in kullandığı, sanık ...'ın arkada oturduğu, sanık ...'in önde oturduğu, sanıkların fikir ve ... birliği içinde hareket ettikleri, sanık ...'in katılana silahla ateş ederek katılanı yaraladığı, ... neticesi katılanın ... tehlike geçirdiği, ayrıca sağ orşiektominin organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu olay sırasında araç içerisinde olup üzerinde silah bulunmayan ve silah kullanmayan, silah kullanamayacak durumda bulunan sanık ...'ın sadece araç içerisinde bulunmasının fonksiyonel fiili hakimiyet mahiyetinde olmadığı için sanık hakkında TCK'nin 37. Maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, Sanığın eyleminin TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre Manevi yardım olarak belirtilen suç işleme kararını kuvvetlendirmek mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiği görüşündeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla