Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/1394 E. , 2025/4131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3344 E. 2023/2007 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, ret 6136 s
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/1394 E. , 2025/4131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3344 E. 2023/2007 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, ret 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçu Yönünden; İlk derece mahkemesince sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik, sanık müdafiinin İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanık müdafiinin bu suç yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308/A maddesi uyarınca itiraz başvurusunun İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2022/3344 Esas, 2023/2007 sayılı ek kararı ile; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 18.09.2023 tarihli ve 2022/3344 Esas, 2023/2007 Karar sayılı 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçu yönünden 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca kaldırılarak, ilk derece mahkemesinca sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen hükmün 5271 sayılı Kanun'un 23/1, 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca bozulmasına, karar verildiği belirlenmekle ortada hukuken temyiz yoluyla incelenecek bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun'un 94. maddes ile 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81, 35, 53, 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.09.2023 tarihli ve 2023/3344 Esas, 2023/2007 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. II. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un “Yargılamaya Katılamayacak Hakim” başlıklı 23. maddesinde; “(1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz. (2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz. (3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz” hükmü yer almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.06.2011 tarihli ve 2011/75 Esas, 2011/114 Karar sayılı ilamında: ayrıntıları açıklandığı üzere; bu düzenlemeye göre hakimin, yargılamanın herhangi bir aşamasında işe bakmış olması dolayısıyla o davaya artık tarafsız olarak bakamayacağı kabul edilerek aynı davaya katılması yasaklanmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 23/2-3. maddesinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ve soruşturma evresinde hakim olarak görev yapma hali sözkonusu olmadığında, aynı maddenin birinci fıkrasının bir karar veya hükme katılmış olan hakimin yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamayacağı şeklindeki düzenlemesine aykırılık bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. 5271 sayılı Kanun'un 23/1. maddesi, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 22. maddesine benzer şekilde düzenlenmekle birlikte 5271 sayılı Kanun'da "hüküm" sözcüğünün yanına önceki Kanun'da yer almayan "karar" sözcüğü de eklenmek ve bir anlamda yasağın alanı genişletilmek suretiyle düzenleme değiştirilmiştir. Bu anlamda 5271 sayılı Kanun'un 23/1. maddesine göre hakim, vermiş olduğu ve yasa yoluna başvurulmuş olan kararı veya hükmü inceleyecek yüksek görevli mahkemedeki karara katılamayacaktır. 5271 sayılı Kanun'un 24. maddesinde ise; “Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Buna göre, yasaklılık hallerinin ve tarafsızlığı şüpheye düşürebilecek hallerin varlığı durumunda hakimin reddi istenebilecektir. Bu bağlamda bir olayla ilgili olarak kanaati oluşan hakimin yeniden yargılama aşamasında daha önce oluşan görüşünün etkisi altında kalması olanaklıdır. Bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olayla ilgili hiçbir önyargısı olmayan farklı bir hakimin yeniden yargılama yapması hak ve özgürlüklerin korunması açısından bir güvencedir. Bununla birlikte hakimin objektif araştırma ve saptamalarda bulunması tarafsızlığını şüpheye düşürecek işlemler değildir. Bu işlemleri yapan hakim, esas hakkında yargılama yapan mahkeme heyetinde yer alabilir. Burada önemli olan, alınan tedbirlerin ya da kararların kapsamı ve niteliği itibarıyla sanığın suçluluğu konusunda bir önyargı oluşturup oluşturmadığıdır. Diğer taraftan, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir..." şeklinde düzenlenmekle konumuz açısından üzerinde durulması gereken husus, "tarafsız bir mahkeme" ilkesidir. Bu anlamda, özellikle ceza yargılamasında, işin esası hakkında karar veren hakimin duruşma evresi tamamlanmadan önce davaya ilişkin başka roller üstlenip üstlenmediği hususu önem kazanmakta ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince zaman zaman bu aşamada verilen kararlarla "tarafsız mahkeme" ilkesinin zedelendiğine karar verilmektedir. Konuyla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları incelendiğinde; AİHM’in, ihlal kararı vermek için hakimin duruşma öncesinde yapmış bulunduğu yüzeysel değerlendirmeleri yeterli görmediği ve "duruşma yargıcının duruşmadan önce kişinin suçlu olup olmadığı konusunda düşünce oluşturup oluşturmadığı" kıstasından hareket ettiği görülmektedir (AİHM, Bulut/Avusturya Davası, 22.02.1996). Bu bağlamda, hakimin daha önceden bazı tedbirlere başvurmuş veya işlemler yapmış olmasının, esasa ilişkin olarak önceden belirlenmiş bir görüşe ulaştığını peşinen göstermeyeceği kabul edilmektedir. (AİHM, Fey/ Avusturya Davası, 24.02.1993) 5271 sayılı Kanun'daki yasaklamanın "ilk derece mahkemesince verilen hükümlere" katılan hakimleri kapsadığında bir duraksama yaşanmamakta ise de; “karar”dan ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmak gerekmektedir. AİHM kararları da dikkate alındığında; yüksek görevli mahkemede görev yapma yasağının sadece, önceki yargılama sırasında, “kişinin suçlu olup olmadığı konusunda düşünce oluştuğunu gösterir nitelikteki” kararlara katılan hakimleri kapsadığı kabul edilmelidir. Bunun dışında, hiçbir ayrım yapılmaksızın, önceki yargılama sırasındaki her türlü karara katılan hakimlerin, yüksek görevli mahkemede görev yapamayacağını söylemek ise düzenlemenin amacıyla bağdaşmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; sanık hakkında mağdura yönelik kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucu, cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesince 04.10.2021 tarihli ve 2021/86 Esas, 2021/518 Karar sayılı karar ile; altı (6) duruşma yapılmasını müteakip, kanaat bildirilerek, sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçu kapsamında5237 sayılı Kanun'un 81/1 maddesi açısından değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Manisa Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, görevsizlik kararının karar tarihinde Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yapan hakim Osman Erdem (125214) tarafından verildiği, dosyanın gönderildiği Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 03.12.2021 tarihli ve 2021/409 Esas, 2021/318 Karar sayılı kararla karşı görevsizlik kararı verildiği, görev uyuşmazlığını inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi tarafından Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin anılan görevsizlik kararının kesin olarak kaldırılmasına karar verildiği, yargılamanın Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütüldüğü ve 20.09.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35, 53, 58. maddeleri gereği neticeten 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ancak Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kararın verildiği 20.09.2022 tarihli karar duruşmasında 5271 sayılı Kanun'un 23. maddesine açıkça aykırı olacak şekilde daha önce Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yapan ve dosyaya ilişkin görevsizlik kararı veren hakim Osman Erdem'in (125214) üye hakim olarak karara katılması, 5271 sayılı Kanun'un 289/1-g maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hali olarak saptanmıştır. III. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyenİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.09.2023 tarihli ve 2023/3344 Esas, 2023/2007 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca takdîren Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.05.2025 tarihinde karar verildi.