Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/2767 E. , 2024/8017 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1802 E., 2022/2620 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/2767 E. , 2024/8017 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1802 E., 2022/2620 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2021/271 Esas, 2022/60 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 53/1, 54/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/1802 Esas, 2022/2620 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafiinin ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, sanığın eyleme iştirak etmediğine, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma, sınırın aşılması, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. 3.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III.ÖN SORUN İşin esasına geçilmeden önce bir kısım üyeler tarafından ön sorun bulunduğu belirtilmekle yapılan incelemede; Maddi mesele tamamıyla aydınlatılmadan dosyanın temyizen incelenemeyeceği yönündeki düşüncenin, 5271 sayılı Kanun'un 229/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gereken bir ön (tali) sorun olması, öncelikle bu ön sorunun çözümlenmesi, ön sorunun aşılması hâlinde buna ilişkin oylamanın da karar içeriğine yansıtılmasından sonra esas sorunun çözümlenmesine geçilmesiyle üyelerin davanın esası hakkındaki görüşlerinin alınmasının zorunlu olması karşısında, incelemeye konu kararın oy çokluğuyla verildiğinin anlaşıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi başkanının iştirak ve yardım etme hükümleri ile haksız tahrik hükümlerinin değerlendirilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılması gerektiği yönünde muhalefet görüşü bildirdiğinin anlaşıldığı; ancak muhalif başkanın dosyanın esası ile ilgili bir görüş belirtmediği, Bölge Adliye Mahkemesi üyelerinin dosyanın esasına yönelik görüş bildirme zorunluluğunun olması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 229/2. maddesine aykırılık bulunduğuna yönelik olarak ön sorun bakımından Başkan Vekili ... ve Üye ...'in 5237 sayılı Kanun'un 229/2. maddesine aykırı davranıldığına ilişkin karşı oyları ve oy çokluğuyla ile ön sorun bulunmadığına karar verildi. IV. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, adil yargılanma haklarının ihlal edilmediği, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemin sanıklar tarafından iştirak halinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, sanıklar lehine meşru savunma ve sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, maktulden kaynaklanan haksız bir söz ya da eylem bulunmadığından sanıklar lehine haksız tahrik indiriminin uygulanma koşullarının oluşmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının bozma nedeni dışında yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca takdirî indirim sebebi uygulanmasının mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, bütün kararlarda olduğu gibi takdirî indirim nedeninin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararların da gerekçeli olması gerektiği ve gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine ve ilgili kanun hükümlerine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında şüphe bulunmamaktadır.Kurulan hükümde takdirî indirim nedeninin uygulanmamasının, hukuk kurallarını zedeleyen, Kanun'un maksat ve amacına aykırı düşen, vicdanları rahatsız eden bir yanının olup olmadığı, diğer bir anlatımla takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin ‘makul’ ve ‘makbul’ olup olmadığı yürürlükteki mevzuat hükmüne göre irdelenmeli akabinde ise takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin, kanunî bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır. Kararda sanıkların pişmanlık duymadıkları belirtilmiş ise de sabıkasız olan sanıkların pişmanlık duymadıklarına ilişkin dosya içeriğine uygun olmayan gerekçenin yetersiz olduğu, bu sonuca götüren sebeplerin neler olduğunun gösterilmediği ve cezanın caydırıcılığı yönünden sanıklar üzerindeki etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda; sanıklar hakkında içerikten yoksun, soyut, dosya kapsamı ile uyumlu olmayan yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta takdiri indirime ilişkin açıklanan nedenle, sanık ... müdafiinin ve sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/1802 Esas, 2022/2620 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak,(III) numaralı kısımda açıklanan ön sorun yönünden Başkan Vekili ... ve Üye ...'in karşı oyları ile ve oy çokluğu ile, Sayın Üye ...'ün, sanık ...'nın eyleminin yardım etme olarak değerlendirilmesi gerektiğine yönelik karşı oyu ile, takdiri indirim hükümleri yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Sanıklar ile maktul ve katılanların kayın hısımı olduğu, sanık ...’nin bacanağı olan katılan ...’in karısına mesaj göndermesi sebebiyle aralarında husumet ve dava bulunduğu, olay günü maktul ile katılan ...’in sanıkların yaşadığı köye geldikleri sanık ...’nın sallama ile maktul ve katılana saldırdığı, bilahare sanık ...’nin evinden aldığı tabancayla maktül ...’u göğsünden ve bacağından vurarak öldürdüğü, katılan ...’i ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır. Sayın çoğunluğun görüşünden ayrıldığım nokta sanık ... ’nın hukuki durumuyla ilgilidir. Şöyle ki; Maktul ve katılanın, yukarıda belirtilen husumet sebebiyle olay günü sanıkların yaşadığı köye geldikleri, bir yerde durdukları sırada sanık ...’nin motosiklet ile hareket halindeyken katılan ve maktülü görerek tekrar evine döndüğü, maktul ve ...’in ...’nin arkasından hareket ettikleri ancak tanıklar ... ve ...’ın arabayı durdurup kavga etmemelerini söyledikleri, bilahare sanık ...’nın elinde sallama ile yanlarına geldiği ve kavga etmeye başladıkları, bu sırada evine gidip silah alıp olay yerine gelen sanık ...’nin maktul ve katılan ...’e ateş etmesi sonucunda ...’un öldüğü, ...’in ise yaralandığı görülmektedir. Tüm anlatımlarından anlaşılacağı üzere silahla öldürme ve yaralama eylemini gerçekleştiren sanığın ... olduğu izahtan varestedir. Sanık ...’nın öldürme eylemine doğrudan iştirak etttiğine dair katılan ...’in başkaca bir delille desteklenmeyen iddiası dışında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Aksine özellikle katılan tarafın yakın akrabası da olan tanık ..., duyduğu sesler üzerine dışarı çıktığını, ... ve ...’in içinde bulunduğu arabayı durdurduğunu, arabanın önüne geçerek kavga etmelerini engellemek istediğini, ...’in arabadan inerek sanık ...’nin evinin önündeki kalabalığa doğru küfür ettiğini, ...’nin eşi ...’ın gelmesi üzerine tartışmaya başladıklarını, bunun üzerine sanık ...’nın elinde satır ile olay yerine geldiğini ve tartışmaya başladıklarını, ...’nın bıçağı savurduğunu ancak ...’e denk gelmediğini, bu sırada evinden çıkan sanık ...’nin ateş ederek hem ...’u hem ...’i yaraladığını beyan etmiştir. Bu tanıklar ile dinlenen diğer tanıkların ifadelerinden anlaşılacağı üzere sanıklar ... ve ...’nin eylemlerinin tamamen birbirinden bağımsız olarak başladığı ve devam ettiği, ...’nın öldürme fiili üzerinde herhangi bir hakimiyetinin bulunmadığı, elinde sallama ile olay yerine gelmesi ve kavga etmesi sebebiyle maktüle karşı eyleminin TCK'nın 39 uncu maddesinde belirtilen yardım etme mahiyetinde bulunduğu gözetilmeden asli iştirak kabul edilip TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında, asli fail olarak cezalandırılması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 17.12.2024