Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/3661 E. , 2025/7946 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/14 E., 2024/137 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkem
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/3661 E. , 2025/7946 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/14 E., 2024/137 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2023 tarihli ve 2021/234 Esas, 2023/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 36. maddesi delaletiyle 86/1, 86/3-e-f, 87/1-c-d, 53/1 ve 58. maddeleri uyarınca 8 yıl 24 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2024/14 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık müdafiileri, katılan vekili ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilerek düzeltilmesi suretiyle esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna, eksik incelemeye, teşdiden ceza tayinine, tekerrür hükümlerinin uygulanmasının yanlış olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanığın eylemini öldürme kastıyla, tasarlayarak, canavarca hisle ve eziyet çektirirek gerçekleştirdiğinden bahisle suç vasfına, gönüllü vazgeçmenin yasal koşullarının oluşmadığına, mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna, katılanın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak halde olduğuna ilişkindir. 3. Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, öldürme kastı ile hareket ettiğinden bahisle suç vasfına, sanığın eylemi ile orantılı olarak cezanın üst hadden belirlenmesi gerektiğine, mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından öldürme kastı ile gerçekleştirildiği ancak sanığın eylemleri sonrasında kendi hür iradesi ile komşularından yardım isteyerek 112 ekiplerinin olay yerine gelmesini sağladığı, 5237 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükümleri uyarınca meydana gelen neticeye göre kasten yaralama suçundan meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırıldığı, dolayısıyla suç vasfının kasten yaralama olarak kabulünde ve belirlenen ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığı, katılanın aldırılan rapor içeriklerine göre beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak halde bulunduğuna dair bir tespitin yapılmadığı, sanık hakkında cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2024/14 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararında sanık müdafiileri, katılan vekili ve katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın Üye ... ve Sayın Üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık ... katılan imam nikahlı olarak aynı evde yaşayan kişiler olup kıskançlık nedeniyle aralarında çıkan tartışmada sanık katılanı 53 bıçak darbesiyle vurarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralamış ve sonrasında evinden dışarı çıkarak eşini bıçakladığını söyleyip yardım istemiştir. Sanığın eylemi olayın oluş şekli, yaralamanın niteliği dikkate alındığında öldürme suçuna teşebbüs olmakla TCK 36. madde gereği gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanacak ve sanık kasten yaralama suçundan cezalandırılacaktır. Yerel mahkeme sanığın 53 bıçak darbesi vurması eyleminin canavarca hisle suçun işlendiğini oluşturduğu kanaatinde ise de canavarca his tanımının yasa da açıklaması yapılmasa da uygulamada vahşi duygularla sırf katilce ve hayvani hislerini tatmin için suçun işlenmesi şeklinde uygulama ve doktrinde yerleştiği, taraflar arasında kıskançlıktan dolayı çıkan tartışma sonucu sanık katılanı bıçaklamış olmakla canavarca his suçunun oluşmadığı kanaatinde olduğundan yerel mahkemenin bu yöndeki kararını onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. KARŞI OY Yapılan yargılamaya ve incelenen dosya kapsamına, katılana ait adli rapor içeriğine ve özellikle de olayın gerçekleşme şekline göre sanığın olay tarihinde kıskançlık nedeniyle tartıştığı ve gayri resmi olarak birlikte yaşadığı katılanı kafasına rakı şişesiyle vurduktan sonra sırt, omuz, kollar, bacaklar, karın, göğüs, yüz ve dudak bölgesinden toplam 53 kez bıçaklayarak basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek, hayati tehlike yaratacak ve yüzde sabit ize neden olacak biçimde yaraladığı, bu bağlamda olayın çıkış nedeni itibariyle bir saik suçu olarak TCK'nın 86/3-f maddesinde düzenlenen "canavarca his" kavramının uygulama yerinin bulunmadığı, zira "canavarca his" düşüncesinin failin içten gelen kötücül düşünce yapısına ve hastalıklı ruh haline işaret ettiği, buna göre amaçsız, sebepsiz ve salt kötülük yapma düşüncesiyle yaralama eyleminin gerçekleştirilmesinin gerektiği, bu bakımdan kıskançlık nedenine dayalı tartışma sonucu gerçekleşen eylemde canavarca histen söz edilemeyeceği, öte yandan failin katılanın vücudunun farklı bölgelerine vurduğu çok sayıda bıçak darbesinin de sadece bu yönüyle eylemin işleniş biçiminden hareketle canavarca his oluşturmayıp ancak kasten yaralama failinin yoğunlaşmış kasıtla işlenen halini teşkil ettiği, aksinin kabulü halinde çok sayıda bıçak darbesiyle veya buna benzer şekilde işlenen kasten yaralama fiilerinde yasa koyucunun iradesine aykırı olarak yeni bir ölçüt kabul edilerek "canavarca his" kavramının uygulama alanının fazlasıyla genişletilmiş olacağı, bu itibarla aslında öldürme kastıyla icra ettiği eylemden gönüllü olarak vazgeçtiği anlaşılan sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 36. maddesi delaletiyle 86/1, 86/3-e, 87/1-c, d ve son maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde uygulama yapılması bozma nedeni oluşturduğundan sayın çoğunluğun onamaya ilişkin aksi yöndeki kabul ve düşüncesine iştirak etmiyorum.