İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/4985 Karar: 2026/965 Tarih: 2026

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/4985 K.2026/965

1. Ceza Dairesi 2024/4985 E. , 2026/965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/1957 E., 2024/367 K. SUÇLAR: Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi kararları, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz istemler

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/4985 E. , 2026/965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/1957 E., 2024/367 K. SUÇLAR: Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi kararları, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz istemler

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/4985 E. , 2026/965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/1957 E., 2024/367 K. SUÇLAR: Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi kararları, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçları ile katılan ...'i kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilmediği anlaşıldığından inceleme dışı bırakılmıştır. Sanık ... hakkında katılan ...'i kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında katılan ...'yi kasten yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında katılan ...'i kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmü ile istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-g maddesi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs, katılan ...'i kasten yaralama, katılan ...'ı kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz istemi yönünden; Katılanların bu suçlardan açılan kamu davalarına katılma, kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılanlar ... ve ... vekili ile sanık müdafiinin; sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin; sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılanlar ... ve ... vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının; sanık ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının; sanık ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin; sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.09.2023 tarihli ve 2022/190 Esas, 2023/233 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Sanık ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 53. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Sanık ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, d) Sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, e) Sanık ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, f) Sanık ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, g) Sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, Karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.02.2024 tarihli ve 2023/1957 Esas, 2024/367 Karar sayılı kararı ile; a) Sanıklar ... ile ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme ve katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçları ile sanık ... hakkında maktul ...'u kasten öldürme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, b) Sanıklar ... ile ... hakkında katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; her üç sanığın birlikte öldürme eylemini gerçekleştirdiklerine, fikir ve eylem birliği halinde hareket ettiklerine, canavarca hisle kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 82/1-b maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanık ...'ın maktul ...'u kasten öldürme suçu ile katılan ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçuna iştirak ettiğine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın eyleminin meşru savunma kapsamında kaldığına, aksi kanaat halinde maktule karşı eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu veya olası kastla öldürme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, katılan ...'a karşı kasten yaralama suçundan cezalandırılmadığına, katılan ...'a karşı eyleminden beraat kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğuna, haksız tahrik, takdiri indirim ve diğer lehe hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme yapıldığına ilişkindir. 4. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın kasten yaralama suçundan sorumlu tutulması aksi halde eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna, takdiri indirim hükmünün uygulanmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Sanık ... Hakkında Maktul ...'u Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılanlar ... ve ... Vekili İle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının; Sanık ... Hakkında Katılan ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının; Sanık ... Hakkında Maktul ...'u Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılanlar ... Ve ... Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların üzerine atılı suçları işlediklerine ve atılı suçlara asli fail ya da yardım eden olarak iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçlardan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... Hakkında Maktul ...'u Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Katılanlar ... Ve ... Vekili İle Sanık Müdafiinin; Sanık ... Hakkında katılanlar ... Ve ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık Müdafiinin; Sanık ... Hakkında Katılan ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden a) Katılan ...'ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda; sanıklar hakkında teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile 5237 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi birlikte gözetilerek makul (orta) ceza tayin edilmesi gerekirken, 10 yıl hapis cezası tayin edilmesi suretiyle eksik cezaya hükmolunması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. b)Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükümlere esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eylemlerin sanıklar tarafından doğrudan öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılan ...'a yönelik eylemin sanıklar tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak doğrudan öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suçların vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, canavarca hisle öldürmenin koşullarının bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının eleştiri nedeni dışında yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, maktul ile katılan ...'dan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan söz veya davranış bulunmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, katılan ...'dan kaynaklanan haksız tahrikin niteliği ile ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranlarının isabetli olduğu, takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, sanıklar lehine uygulanabilecek başkaca lehe hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR 1.Sanık ... Hakkında Katılan ...'i Kasten Yaralama Suçu İle Katılan ...'yi Kasten Yaralamaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık ... Müdafiinin; Sanık ... Hakkında Katılan ...'i Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın ve 5271 sayılı Kanun’un 286/2-d maddesinin ilgili bölümünde yer verilen; “… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın ve 5271 sayılı Kanun’un 286/2-g maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenlemeler ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Katılanlar ... Ve ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçları, Katılan ...'i Kasten Yaralama Suçu, Katılan ...'ı Kasten Yaralamaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Katılanlar ... Ve ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılanların bu suçlardan açılan kamu davalarına katılma, kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşıldığından, katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 3.Sanık ... Hakkında Maktul ...'u Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılanlar ... ve ... Vekili İle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının; Sanık ... Hakkında Katılan ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının; Sanık ... Hakkında Maktul ...'u Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılanlar ... Ve ... Vekilinin; Sanık ... Hakkında Maktul ...'u Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Katılanlar ... Ve ... Vekili İle Sanık Müdafiinin; Sanık ... Hakkında katılanlar ... Ve ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık Müdafiinin; Sanık ... Hakkında Katılan ...'ı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe başlığı altında (1) ve (2) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.02.2024 tarihli ve 2023/1957 Esas, 2024/367 Karar sayılı kararında katılanlar ... ve ... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafii ile sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süreler göz önüne alındığında, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCK'nın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Dosya kapsamından 16/11/2021 tarihinde sanık ...'nın sürücülüğünde, sanıklar ...'in ön koltukta, ...'ün ise arka koltukta oturduğu 34... plakalı araç ile seyir halinde oldukları, sanıkların alkollü oldukları seyir halinde iken 41... plakalı müşteki ... idaresindeki aracın sanıkların bulunduğu araca selekör yaptığı ve kornaya bastığı için müşteki ...'ın peşine takıldıkları, ... Kafe'ye kadar müştekiyi takip ettikleri, müşteki ...'nın bu takibi fark etmediği, ... Kafe'nin önüne gelindğinde, müşteki ...'ın kafeye girmek için araçtan indiği, kafeye girmek üzere yöneldiği sırada, sanıkların içinde bulunduğu aracın kafenin önüne geldiği ve müşteki ...'a seslendikleri, müşteki ...'ın sanıkların bulunduğu araca doğru yöneldiği, araçtan öncelikle sanık ...'in indiği, saha sonra sanık ...'ün indiği, sanık ...'nın ise aracın şoför koltuğunda oturduğu, sanıklardan ...'ün müşteki ... ile bir müddet konuştuğu, sanık ...'in ise arabanın diğer tarafında beklediği, ... kafenin içinde müşteki ...'nın arkadaşları müştekiler ..., ..., tanık ... ve maktül ...'un olay yerine doğru geldikleri, sanık ...'ün gelenlerin önüne geçtiği, aralarında konuşma başladığı,bu sırada sanık ...'nın araçtan indiği, müşteki ... ile sanık ... arasında arbede yaşandığı, sanık ...'ün müşteki ...'u tutmaya çalıştığı, müşteki ...'un sanık ...'ya tekme salladığı ancak isabet ettiremediği, sanık ...'nın elindeki bıçakla kalabalığın içine girmeye yöneldiği aynı anda ... Kafe çalışanı müşteki ...'in de kalabalığa vardığı, sanık ...'nın kalabalık içinde maktül ...'nı karın bölgesinden bıçakladığı, maktül ...'nın yere düştüğü, sanık ...'nın hemen akabinde Müşteki ... kalça kısmından bıçakladığı, ardından müşteki ... sol sırt bölgesinden bıçakladığı, sanığın gelişigüzel bıçağını salladığı, sanık ...'ın saldırısından sonra müştekilerin kafenin içine doğru koştukları, müştekilerin kafenin içine koşmasıyla eşdeğer zaman diliminde müşteki ...'un göğsünden bıçak darbesi alarak yere düştüğü , başına sanık ...'in bulunduğu "seni öldüreceğim dediği ve elindeki bıçakla hamle yapacakken müşteki ...'nın onu tuttuğu sanık ...'nın ise müşketi ...'a doğru koştuğu, müşteki ...'nın kaçtığı, söz konusu kafenin işletmecisi müşteki ...'ın sesler üzerine dışarı geldiği ve ...'nın önüne çıktığı, sanık ...'nın müşteki ...'a bıçağını savurduğu ancak denk getiremediği, her ne kadar CD çözümlemesinde bilirkişinin sanık ...'ın müşteki ...'a bıçağı savurdğu beyan edilmiş olsada müşteki ...'un ifadelerinde böyle bişeye rastlanmadığı gibi, ...'ın da beyanlarında sanık ...'nın kendisine bıçağı savurduğunu ve geri çekildiğini beyan ettiği, müşteki ...'ın geri çekilmesinden sonra sanık ...'nın müşteki ...'a doğru koşmayı sürdürdüğü bu sefer sanık ...'ün araya girdiği ve sanık ...'yı durdurduğu, müşteki ...'un yargılama sırasındaki beyanlarında kendisini sanık ...'in bıçakladığını beyan ettiği, araladrında husumet ve bir tanışıklık olmadığını, sanık ...'in elinde kırmızı renkli bıçağı gördüğünü, mevki olarak sanık ...'nın müşteki ...'dan uzak olması, sanık ...'in yakınında olması ve sanık ...'nın kafenin kapısının önüne vardığında dahi müşteki ... ...'nın yerde bıçaklanmış halde yatıyor olması gözetildiğinde, müşteki ...'u bıçaklayanın sanık ... olduğu, sanık ...'nın sanık ... tarafından durdurulduktan sonra sanık ... ile geldikleri araca doğru yöneldikleri, sanık ...'ün ise müşteki ...'u kafenin içinde getirdiği gerek CD çözümlemesi gerek müşteki ...'un beyanlarından anlaşılmış, sonradan sanıkların olay yerinden ayrıldığının görülmüş olması, Olay günü bir bütün olarak ve sanıklar ... ... ve ...'ın hareketleri birlikte değerlendirildiğinde; kafenin önüne gelene kadar ki zaman sürecinde sanıkların arasında suç işlemeye yönelik bir iradenin oluştuğuna dair delil olmadığı, kafenin önündeki olayın en başında sanık ...'ın ... ve ... konuşurularken araçtan inmediği, sanık ...'ın ise geriden izlediği, ne zamanki müştekilerin kafeden çıkıp gelmeleri ve bir müddet sonra sanık ...'ın araçtan indiği, sanık ...'nın ise kalabalığa sanık ...'dan önce ulaştığı gözeltildiğinde söz konusu kavganın ani gelişen bir durum olduğu, sanıkların eylemlerinin üzerinde mutabakata varacak düzeyde zamanlarının olmadığı, dolayısıyla kalabalık ve kavga ortamı oluşmasının arasında zaman zarfının az olması ve sanıkların birlikte suç işleme kararı alamayacakları, olayın aniden geliştiği, sanıkların ve müştekilerin bir anda başka mevkilere dağıldığı, sanıklar ... ve ...'ın suç oluşturan fillerini icra ederlerken birbirlerinin yanında olmadıkları dolayısıyla eylemlerinin birbirinden bağımsız ve birinin eyleminin diğerinin eylemine etki etmediği , icra ettikleri eylemlerde birlikte hakimiyet kurmalarının söz konusu olmadığı, sanık ...'ın kalabalığa girdiği gibi maktul ile müştekiler ..., ... ve ...'yi bıçakladığı, yine sanık ...'ın sanık ...'a güvenerek eylemi yapmasının mümkün olmadığı, daha önce birbirlerini tanımayan, aralarında husumet olmayan taraflar arasında ani gelişen kavgada sanıklar ... ve ...'ın yukarıda açıklandığı üzere aralarında iştirak iradesi olduğuna dair delil bulunmadığından Katılan ...'a Yönelik Eylemle İlgili Olarak: Her ne kadar sanık ... hakkında Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın bu katılana yönelik üzerine atılı eylemi işlediğine veya diğer sanık ... tarafından işlenen eyleme katıldığına dair savunmasının aksini kanıtlar her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı, cezalandırmasına yeter delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır şeklindeki evrensel hukuk ilkesi de dikkate alınarak yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle CMKnın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. K A R Ş I O Y 16/11/2021 tarihinde sanık ...'nın sevk ve idaresindeki 34... plaka sayılı araç ile ön yolcu koltuğunda diğer sanık ... ..., arka koltukta ise sanık ... olduğu halde seyir halinde oldukları, sanıkların alkollü olması sebebiyle yolda yavaş şekilde ilerledikleri, müştekilerden ...'ın sevk ve idaresindeki 41... plaka sayılı aracıyla sanıkların bulunduğu araca selektör yapıp kornaya basması sebebiyle sanık ...'ın aracı ile müşteki ...'ın peşinden gittiği, ... Kafe isimli iş yerinin önünde ...'ın aracından inerek kafeye girmek üzere yöneldiği sırada sanıklardan ... ve ...'ın ...'a seslendikleri, sanık ... ve ... ile müşteki ...'ın aralarında tartışma yaşandığı, bu sırada ... Kafe içerisinde bulunan katılan ..., ..., ... ve maktül ... ...'nın dışarı çıktığı, taraflar arasında çıkan kavgada sanık ...'nın elinde bulunan bıçak ile maktül ... ...'nın karın bölgesine vurduğu, maktülün yere düştüğü, akabinde sanık ...'ın katılan ...'i kalçasından bıçakladığı, hemen sonrasında ise katılan ...'ı sırtının sol tarafından bıçakladığı, bu sırada katılanların ve maktülün kafeye doğru koşmaya başladıkları, sanık ...'ın ise katılan ...la karşılıkla kavga ettikleri, ...'ı yere düşürerek yumrukla darp ettiği sırada sanık ...'ın katılan ...'a doğru koşarak göğüs bölgesinden bıçakladığı ve "seni öldüreceğim" diyerek bıçakla tekrar hamle yapacakken katılan ...'ın onu tuttuğu, sanık ...'nın ise katılan ...'a doğru koşması üzerine ...'ın kaçtığı, kafenin işletmecisi olan katılan ...'ın dışarıdan gelen sesler üzerine dışarı çıktığı, ...'nın katılan ...'ye bıçağı savurduğu ancak isabet ettiremediği, daha sonra sanıkların olay yerinden ayrıldıkları olayda sanık ...’ın maktul ... ve katılan ... ve ...’a yönelik fiilleri ile sanık ...’ın katılan ...’a yönelik fiilinin yaralama kastıyla gerçekleştiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. 1. Sanık ...’ın Maktul ... ve katılan ...’a Yönelik Fiilleri Yönünden 5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. veya 3. fıkraları kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci veya üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş veya bu sunucu kabullenmiş ise ölüm meydana gelmiş bu durumda kasten öldürmeden veya olası kastla öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Buna göre 5237 sayılı TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen suçun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. Sanığın iç dünyasını ilgilendiren fiili işlerken hangi kastla hareket ettiği, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, 1. Sanık ile maktul ... ve katılan ... ve ... aralarında önceye dayalı bir husumet bulunmaması, 2. Taraflar arasındaki kavganın müştekilerden ...'ın sevk ve idaresindeki aracıyla sanıkların bulunduğu araca selektör yapıp kornaya basması sebebiyle başlayan tartışmadan kaynaklanması, 3. Görüntü kayıtlarına ve tanık beyanlarına göre sanığın bıçağı çok sayıda kişinin karşılıklı olarak birbirlerine saldırdıkları anda maktul ve katılanlara saplamış olması nedeniyle, sanığın bıçağı saplarken hedef gözetme imkanın bulunmadığı, 4. Sanığın bıçağı birden fazla saplamasına imkan olmasına rağmen, dört kişiye tek bir kez saplaması, 5. Sanığın katılan ...’in kalçasından bıçaklaması ve sanığın kastı bölünerek bu fiilin yaralama olarak kabul edilmesi, Hususları dikkate alındığında, sanığın maktulün ve katılan ... ve ...’ın hayati bölgesine bıçak sapladığı konusunda tereddüt olmamakla birlikte, sanığın çok kişinin katıldığı kavga ortamında hedef gözetme imkanı olmayan bir durumda bıçağı maktul ve katılanlara bir kez saplamış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip oldukları kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olduğu ve hedef alınan vücut bölgesi dikkate alınarak ve bundan fiili bir karine oluşturularak, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın maktule yönelik fiilinin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrası kapsamında ve mağdur ... ve ...’a yönelik fiilinin yaralama suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, kasten adam öldürme ve öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 2. Sanık ...’ın Katılan ...’a Yönelik Fiili Yönünden Mahkeme ve Daire, sanık ...’ın üzerine atılı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu diğer sanık ... ile birlikte müşterek fail olarak işlediğini sabit görmüştür. Müşterek faillik TCK'nın 37. maddesinin 1. fıkrasında "suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Buna göre, suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik bakımından failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı zorunlu bir koşuldur. Bu karar belli bir hareketin icrasını ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olmalıdır. Öyle ki müşterek failler arasında fiili müştereken işlemekte olduklarına dair, müşterek hareket ettiklerine dair bir ilginin, iradenin hakim olması gerekir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalaa edilmelidir. Suç failleri arasında müşterek bir karar mevcut değilse, bunların müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde bulundurulmak suretiyle tayin etmek mümkün olacaktır. Trafik tartışması üzerine başlayan çok kişinin dahil olduğu kavgada sanık ...'ın katılan ... ile karşılıkla kavga ettiği ve ...'ı yere düşürerek yumrukla darp ettiği sırada sanık ...'ın katılan ...'a doğru koşarak göğüs bölgesinden bıçakladığının kabul edildiği olayda, katılanın bıçakla yaralanın sanık ...’ın olduğu ve sanık ...’ın bıçak kullanmadığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanık ... kavga sırasında yanında bulunan bıçağı kendi inisiyatifle ve ani gelişen bir kastla katılana karşı kullanmıştır. Nitekim katılana karşı tek bıçak darbesi vurulduğu sabit olduğundan, sanık ...’ın katılan ...’a karşı bıçakla bir saldırısının olmadığı sabittir. Dolayısıyla bıçakla yaralama fiilinin, kavga sırasında sanık ...’ın gelişen ani bir kastla yanındaki bıçağı kullanması suretiyle işlenmiş olması karşısında, kavganın öncesinde ve kavganın hiçbir aşamasında sanıklar ... ile ...’ın katılanı birlikte öldürme konusunda bir anlaşma içinde hareket ettiklerinin kabulü mümkün değildir. Bu bağlamda, sanık ...’ın olay yerinde bulunduğu ve sanık ...'ın katılan ...’la karşılıkla kavga ettikleri sabit olsa da, sanık ...’ın kavga sırasında ani gelişen bir kastla bıçağını kullanarak yaralama fiilini gerçekleşmesi karşısında, sanıklar arasında birlikte suç işleme kararının varlığını gösteren bir delil bulunmadığı ve sanık ...’ın öldürmeye teşebbüs kastıyla bıçakla yaralama fiiline iştirak etmediği kanaatiyle, sanığın sadece işlediği yaralama suçundan sorumlu tutulması gerekirken öldürmeye teşebbüs suçundan müşterek fail olarak sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla