İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/5093 Karar: 2026/1617 Tarih: 2026

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/5093 K.2026/1617

1. Ceza Dairesi 2024/5093 E. , 2026/1617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/699 E., 2024/581 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin on

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/5093 E. , 2026/1617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/699 E., 2024/581 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin on

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/5093 E. , 2026/1617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/699 E., 2024/581 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren ayrı ayrı reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2022/337 Esas, 2024/34 Karar sayılı kararı ile, 1. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-j ve 53. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-j, 39/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.03.2024 tarihli ve 2024/699 Esas, 2024/581 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle, gerekçeye, eksik inceleme ile karar verildiğine, suçun tasarlayarak ve canavarca hisle işlendiğinden bahisle suç vasfına, sanık ...’ın asli fail kapsamında ceza alması gerektiğine ve takdiri indirim nedenlerine, 2. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle, usule, gerekçeye, eksik inceleme ile karar verildiğine, delillerin hatalı değerlendildiğine, suç vasfına (5237 sayılı Kanun'un 81/1 veya 87/4. maddesi kapsamında işlendiğine), haksız tahrike, takdiri indirim nedenlerine, 3. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle, usule, gerekçeye, eksik inceleme ile karar verildiğine, delillerin hatalı değerlendirildiğine, iştirak iradesi bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik inceleme bulunmadığı, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiğinden tasarlayarak öldürme, canavarca hisle öldürme ve kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçlarının oluşmadığı, sanık ... yönünden yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, maktulden sanıklara yönelen haksız söz veya davranış niteliğinde bir eylem bulunmadığından haksız tahrik koşullarının oluşmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanık ... yönünden uygulanmamasına, sanık ... yönünden uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Dosya kapsamına göre; 18.05.2009 tarihinde sanıkların kardeşi ...'in, maktulün amcası ... tarafından öldürüldüğü, konu ile ilgili Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2010 tarihli ve 2009/254 Esas, 2010/318 Karar sayılı kararı ile ... hakkında mahkumiyet kararı verildiği, olay günü sanık ...'un, tanık ...'ye ait markette bulunduğu sırada tanık ...'in de geldiği, sanık ...'un tanık ...'e maktulün arkadaşı olan hakkında beraat kararı verilen sanık ...'ı tanıyıp tanımadığını sorduğu, tanık ...'in tanıdığını beyan etmesi üzerine sanık ...'un tanık ...'i çekiştirerek civarda bulunan çiğ köfteci dükkanına girdikleri ve burada sanık ...'un işletme sahibinden izinsiz bıçak aldığı, sonrasında sanık ... ve tanık ...'in ...'ın peşinden yürüdükleri ve yetişmelerine müteakip sanık ...'un ...'ı darp etmeye başladığı, bir süre sonra sanık ...'ın araçla geldiği ve sanık ... ile ...'ın aracın arkasına bindikleri, yolculuk sırasında sanık ...'un, ...'ı darp ettiği, sanık ...'ın ise olay sonrası araçta yapılan aramalarda ele geçirilen bıçağı ...'ın boğazına dayamak suretiyle tehdit ettiği ve devamında sanık ...'un, ...'dan maktulü aramasını istediği, sanıkların istekleri doğrultusunda ...'ın maktulü aradığı ve borç para isteyerek ikameti yakınına geleceğini belirtip dışarı çıkmasını istediği, sanıklar ve maktul olay yerine vardıklarında sanık ...'un bulunduğu araçtan çıkarak bıçakla doğrudan ... saldırarak bıçaklamaya başladığı, sanık ...'ın da sanık ...'u takip ettiği, maktulün yardım istemek amacıyla kaynak işi yapan bir iş yerine girmesiyle birlikte sanıkların da iş yerine girdikleri, sanık ...'un burada da maktulü bıçaklamaya devam ettiği, sanık ...'ın ise maktul ve sanık ...'un başında durarak sanık ...'un bıçaklama eylemini takip ederek eylemin neticelenmesini beklediği, sanıkların birlikte olay yerinden kaçtıkları, maktulün almış olduğu bıçak darbeleri nedeniyle öldüğü olayda; 18.05.2009 tarihinde meydana gelen olayda öldürülen ...'in her iki sanığın da kardeşi oluşu, sanık ...'ın, ...'ın boğazına bıçak dayamak suretiyle ...'ın hürriyetinden yoksun bırakılması eylemine iştirak etmiş oluşu ve devamında hem sanık ...'un darp etmesi ve hem de sanık ...'ın silahla tehdit eyleminin yarattığı etkiyle ...'ın maktulü telefonla aramaya zorlanması, sanık ...'ın olay yerine varış ve kaçış amacıyla kullanılan aracın sürücülüğünü yapması, sanık ...'un maktulü bıçaklarken sanık ...'ın da başlarında bekleyerek eylemin neticelenmesi desteklediği gibi o sırada olay yerinde bulunan tanık ... üzerinde tahakküm kurarak tanığın müdahil olmasını engellemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın olayın iki aşamalı olduğu da göz önüne alınarak her iki aşamada neticenin meydana gelmesinde etkin bir rol üstlenerek eylemin tamamlanmasına doğrudan katkısı olduğu göz önüne alındığında, sanıkların birlikte fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak suça müşterek fail olarak katıldıkları sabit olmasına rağmen, sanık ... hakkında delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu iştirak derecesinde hataya düşülmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi uyarınca asli fail sıfatıyla nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyeti yerine aynı Kanun'un 39/1. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan verilen hüküm yönünden: Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.03.2024 tarihli ve 2024/699 Esas, 2024/581 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık ... müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye yardım etme suçundan verilen hüküm yönünden: Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.03.2024 tarihli ve 2024/699 Esas, 2024/581 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Bozma sebebi gözetilerek sanık ... müdafiilerinin tahliye taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesindeki; "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Müşterek failliğin sübjektif ve objektif iki unsuru bulunmaktadır. Buna göre müşterek faillerde, fiilin gerçekleştirilmesinde müşterek hakimiyet (objektif unsur) ve birlikte suç işleme iradesi (sübjektif unsur) bulunmalıdır. Bu nedenle suça katılan her bir kişi faildir. Başka bir deyişle, tipik fiil üzerinde müşterek hakimiyete sahip olanlar, fail olarak sorumludur. Dolayısıyla, müşterek faillerin sorumluluğu bağlılık kuralıyla açıklanamamaktadır. Fiilsiz suç olmaz. Müşterek failliğin oluşabilmesi için dış dünyada bir karşılığı bulunan fiil üzerinde müşterek hakimiyet (objektif unsur) bulunmalıdır. Müşterek faillikte, suça katılan her bir müşterek failin tipe uygun fiili tam olarak gerçekleştirmesi gerekmemektedir. Suça iştirak edenler, aralarında kararlaştırılan iş birliğine uygun olarak, tipik fiili kısmen de gerçekleştirse, ortaya çıkan neticeden müşterek fail olarak sorumludur. Bir banka soygununda, faillerden biri bankadakileri etkisiz hale getirirken diğeri kasadaki paraları alabilir. Bu durumda, haksızlığı oluşturan tipe uygun fiil üzerinde her bir failin ortak hakimiyeti vardır. Bu nedenle, müşterek fail statüsündedirler. Buna karşılık, müşterek faillerin her biri, tipe uygun fiilin tamamını da gerçekleştirebilir. Örneğin, kasten öldürme (TCK m. 81) suçu bakımından bütün müşterek failler suçun başarılı bir şekilde tamamlanması ihtimalini artırmak için mağdura ateş edebilirler. Burada önemli olan, suçun başarılı bir şekilde tamamlanması ihtimalinin artmasıdır. Bu nedenle, müşterek faillerden birinin silahından çıkan kurşunun mağdura isabet etme ihtimali düşük olsa bile, ortaya çıkan haksızlıktan sorumlu tutulmalıdır. Fiil üzerinde fonksiyonel egemenliklerinden ötürü, müşterek failler, ortaya çıkan netice bakımından ilgili suç için öngörülen cezanın tamamından sorumludur. Müşterek failliğin söz konusu olabilmesi için, müşterek faillerin suçun işlenmesine katkısının belli bir ağırlıkta olması gerekir. Bu katkı sonucu, ya tek başına işlenmesi mümkün olmayan bir suçun işlenmesi sağlanır ya suçun işlenmesi kolaylaşır ya da başarısızlık ihtimali önemli ölçüde azalır. Bu ağırlığın ölçütü, suça iştirak eden her bir kişinin suçun işlenmesindeki katkısının, suçun başarılı bir şekilde işlenmesi için zorunlu olmasıdır (Fonksiyonel fiil hakimiyeti). Fakat bu ölçüt kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü esasında bütün iştirak türlerinde, suç ortaklarının katkısıyla ortaya çıkan nedensel netice bakımından bir zorunluluk bulunmaktadır. Ancak, müşterek failler tipik fiilin gerçekleştirilmesinde fiili hakimiyete sahiptir. Müşterek faillik değerlendirilirken, somut olay, bütün koşullarıyla incelenmeli, müşterek faillerin tipe uygun fiilin gerçekleştirilmesindeki rolleri irdelenmelidir. İlk derece Mahkemesince; Olay sanık ...'ın olay tarihi olan 03.01.2022 tarihinde saat 18.22 sıralarında ...'in işletmekte olduğu mini markete gelerek market sahibiyle sohbet ettiği, sonrasında cadde üzerinde bulunan dükkanlara girip çıkarak diğer dükkan sahipleriyle ve arkadaşlarıyla sohbet ettiği, saat 20.53 sıralarında tanık ...'ın ...'in işlettiği markete geldiği, alışverişini tamamlayıp marketten çıktıktan sonra sanık ...'un tanık ...'ın ensesine vurduğu ve maktulün arkadaşı olan sanık ...'ı göstererek tanıyıp tanımadığını sorduğu, tanık ...'ın sanık ...'ı tanıdığını söylemesi üzerine sanık ...'un tanığı zorla çekerek çiğköfteci dükkanının önüne götürdüğü, sanığın çiğköfteciye girerek bıçak alıp çıktığı, sonrasında tanık ... ile birlikte sanık ...'ın peşinden gittikleri ve sonunda ...'a yetiştikleri, sanık ...'un ...'a ... diye hitap edip tokat atarak ''neden beni soruyorsunuz, siz benim hakkımda ne konuşuyorsunuz, ... nerede'' diye sorduğu, sanık ...'ın ''benim adım ... değil ...'' dediği, bu sırada ...'un ...'ı darp etmeye devam ettiği, sanık ...'un ...'a arkadaşı ...'yi çağırmasını ve arabayı getirmesini söylediği, ...'ın tamam diyerek çay ocağına geri döndüğü, burada olayı akrabası olan ...'ya anlattığı, ...'ın ... ve ...'ın yanına geri dönmemesi üzerine sanık ...'un abisi olan diğer sanık ...'ı aradığı, bulunduğu yeri söyleyerek işinin olduğunu ve aracı getirmesini söylediği, sanık ...'ın kullanımında bulunan 41... plaka sayılı araç ile ... ile ...'ın yanına geldiği, önce temizlik hassasiyeti olması sebebiyle ...'ı araca almak istemediği ancak ...'un işi olduğundan bahisle ikna etmesi üzerine ... ile ...'un araca bindiği, maktul ...'u bulmak için önce hayvan pazarına gittikleri, hayvan pazarından geri dönerken olaydan ...'ın anlatmasıyla haberdar olan ...'ının ...'ı arayarak ne durumda olduğunu sorduğu, ...'ın da sanıklardan korkması sebebiyle ''sorun yok evdeyim'' şeklinde cevap verdiği, hayvan pazarında maktulü bulamayınca maktulün evine doğru hareket ettikleri, yolda ...'ın maktulü arayarak kendisine para lazım olduğunu, evinin önünde beklediğini söyleyerek aşağıya inmesini söylediği, sanıklar saat 21.28 sıralarında maktulün evinin bulunduğu ... ... caddesine geldiklerinde maktul ...'un evinin önünde beklediği ve telefonla konuştuğu, Sanık ...'un arabadan inerek ... doğru yürüdüğü ve arkasından saldırarak maktulü bıçakladığı ve maktulün burada yere düştüğü, maktulün sanıktan kurtulmak için yakınlarda bulunan tanık ...'ye ait kaynakçı dükkanına doğru kaçmaya çalıştığı, boğuşma esnasında sanıkla maktulün birlikte kaynakçı dükkanına girdiği, Bu sırada sanık ...'ın da aracından inerek kardeşinin yanına gittiği, araçta yalnız kalan sanık ...'ın da koşarak olay yerinden uzaklaştığı, maktul ... kaynakçı dükkanına girdikten sonra üç dört adım attıktan sonra yere düştüğü, yere düştükten sonra sanık ...'un maktulü bıçaklamaya devam ettiği, maktulde dokuz adet kesici delici alet yarası, iki adet kesi vasıfta yara olmak üzere toplamda on bir adet bıçak darbesi bulunduğu, 41... plaka sayılı araçta bir adet bıçak bulunduğu ancak bıçak üzerinde sanık ...'un parmak izine rastlanılmadığı, sanık ...'un olayda kullandığı bıçağın ele geçirilemediği, maktulün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ kanamasından kaynaklı hayatını kaybettiği şeklinde kabul edilerek, Sanık ...'ın kardeşi ...'un arayarak arabayı getirmesini söylemesiyle olaya dahil olduğu, hatta sanığın önce ...'ı araca almak istemediği, kardeşi ...'un ''gelsin onunla bir işim var'' diyerek sanık ...'ı ikna ettiği, bu aşamaya kadar olaylardan haberdar olmadığı, ...'ın araca binmesiyle aradıkları kişinin maktul ... olduğunu bu aşamada öğrendiği, maktulün evinin bulunduğu caddeye gittiklerinde kardeşi olan sanık ...'un arkasından araçtan indiği ve kardeşinin yanına gittiği, ...'un maktulü bıçaklama esnasında kaynakçı dükkanının kapısında bekleyerek dükkan sahibi tanık ...'ye tahakküm kurduğu, ayrıca sanık ...'u bıçaklama eylemini yaparken engellemeye çalışmadığı, sadece izlediği, sonrasında da sanık ...'u olay yerinden alıp götürdüğü anlaşılmakla; sanık ...'ın; sanık ...'u maktülün evine götürmek, bıçaklama eylemi esnasında dükkan kapısında bekleyerek dışardan gelebilecek müdahaleleri önlemek ve sonrasında da olay yerinden uzaklaşmasına yardımcı olmak suretiyle sanık ...'un kan gütme saikiyle öldürme suçuna yardımcı olduğu kanaatine varılarak; sanığın TCK'nın 82/1-j, 39/2-c.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi çoğunluk görüşüne göre "18.05.2009 tarihinde meydana gelen olayda öldürülen ...'in her iki sanığın da kardeşi oluşu, sanık ...'ın, ...'ın boğazına bıçak dayamak suretiyle ...'ın hürriyetinden yoksun bırakılması eylemine iştirak etmiş oluşu ve devamında hem sanık ...'un darp etmesi ve hem de sanık ...'ın silahla tehdit eyleminin yarattığı etkiyle ..., maktulü telefonla aramaya zorlanması, sanık ...'ın olay yerine varış ve kaçış amacıyla kullanılan aracın sürücülüğünü yapması, sanık ...'un maktulü bıçaklarken sanık ...'ın da başlarında bekleyerek eylemin neticelenmesi desteklediği gibi o sırada olay yerinde bulunan tanık ... üzerinde tahakküm kurarak tanığın müdahil olmasını engellemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın olayın iki aşama olduğu da göz önüne alınarak her iki aşamada neticenin meydana gelmesinde etkin bir rol üstlenerek eylemin tamamlanmasına doğrudan katkısı olduğu göz önüne alındığında, sanıkların birlikte fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak suça müşterek fail olarak katıldıkları sabit olmasına rağmen, sanık ... hakkında delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu iştirak derecesinde hataya düşülmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi uyarınca asli fail sıfatıyla nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyeti yerine aynı Kanun'un 39/1. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle eksik ceza tayini " gerekçesiyle bozma kararı verilmiş ise de; 18.05.2009 tarihinde meydana gelen olayda öldürülen ...'in her iki sanığın da kardeşi olması, sanık ...'ın, ...'ın boğazına bıçak dayamak suretiyle ...'ın hürriyetinden yoksun bırakılması eylemine iştirak etmesi ve devamında hem sanık ...'un darp etmesi ve hem de sanık ...'ın silahla tehdit eyleminin yarattığı etkiyle ...'ın maktulü telefonla aramaya zorlanması,sanık ...'un maktulü bıçaklarken olayın son aşamasında sanık ...'ın da başlarında beklemesi ve sanık ...'ın olay yerine varış ve kaçış amacıyla kullanılan aracın sürücülüğünü yapmasının zaten maktulun öldürülmesi suçuna katılmasının hem delilleri ve hemde TCK’nın 39/2. Maddesindeki Maddi yardım olarak a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçı temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Manevi yardım olarak a) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, b) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, Mahiyetindeki unsurları oluşturmakta olup, Yine Dairemizin çoğunluk görüşünde belirtilen sanık ...'ın olayın iki aşama olduğu da göz önüne alınarak her iki aşamada neticenin meydana gelmesinde etkin bir rol üstlenerek eylemin tamamlanmasına doğrudan katkısı olduğu göz önüne alındığında, sanıkların birlikte fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak suça müşterek fail olarak katıldığının sabit olduğu belirtilmiş ise de ; Olay yerine gelindiğinde sanık ...'un araçta bulunan bıçağı eline alıp araçtan indikten sonra Maktul ...'un üzerine doğru koşup bıçakla göğsüne doğru 3-4 kez bıçağı savurması ve bu sırada araçta bulunan ...'ın da inmesinin akabinde sanık ...'ın araçtan indiği, ... herhangi bir müdahalede bulunmadığı, kaçmak isteyen maktul koştuğu sırada onu yakalayan sanık ...'un birkaç kez daha ... vurduğu , yani toplamda ... 9 bıçak darbesi vurduğu, son 4-5 bıçak darbesini vurduğu sırada yanlarında olan tanık ... Kömürcünün duruşmada ifade ettiği "gelen Üçüncü şahsın bu iki şahsı ayıracağını düşünmüştüm ancak ayırmadı ve üçüncü kişi sürekli olarak bana baktı, ben de ona baktım bu üçüncü şahıstan çekindiğim için kalkıp diğer iki şahsa müdahale edemedim, bu Üçüncü şahsın hiç konuşmadı ve kapının girişinde o şekilde izledi" şeklindeki beyanlarından hareketle sanık ...'ın bu davranışının müşterek hakimiyet olarak değerlendirildiği, ancak sanıkların ikisinin olay yerine birlikte geldikleri, araçta ikinci bir bıçağın daha bulunduğu, sanık ...'ın sanık ...'la birlikte araçtan birlikte inerek her ikisinin de bıçakla saldırmaları gerektiği halde sanık ...'ın olayın başlangıcında araçtan inmeyip, sanık ...'un ... 3-4 bıçak darbesi vurduktan sonra araçtaki sanık ...'ın inmesinden sonra kendisinin de araçtan indiği, o ana kadar sanık ...'un ... zaten 3-4 bıçak darbesi vurmuş olduğu, maktuldeki toplam 9 bıçak yarasından üçünün öldürücü mahiyette olduğu, dolayısıyla sanık ...'un ... vurduğu bıçak darbelerinin öldürücü olanlarını olayın ilk aşamasında vurmuş olabileceği gibi, sanık ... ... yönelik hiçbir hamle yapmadığı , olayın tamamında maktulün savunmasını zorlaştıracak hiçbir davranışının da olmadığı, olayın ikinci aşamasında tanık ...'nün beyanına göre ona sürekli olarak bakmasının tanık ...'i engellediği şeklinde de değerlendirilemeyeceği, Zira bu bakışlardan etkilenmesinin tanık ...'in subjektif bir görüşü olması dışında zaten tanık ...'in elinde bıçak olan ve bir kaç saniye içinde ard arda bıçak darbelerini vuran sanık ...'u da engelleyemeyeceği, bu itibarla olay yerinde sanık ...'ın ... yönelik hiçbir hamlede bulunmaksızın sadece tanık ...'e sürekli olarak bakmasının da TCKnın 37 maddesi kapsamında müşterek hakimiyet gerektiren bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, Sonuç olarak sanık ...'ın maktulün savunmasını zorlaştıran maktulu tutma, kaçışını engelleme veya sanık ...'un eylemini daha rahat bir şekilde gerçekleştirmesini sağlayacak mahiyette herhangi bir eylemde bulunmadığı için sanık ... açısından bu eyleme müşterek ve fonksiyonel hareketi yani fiili hakimiyeti de söz konusu olmadığından başka bir anlatımla olay yerine gelindiğinde sanık ...'un maktulü sanık ...'ın herhangi bir katkısı olmadan rahatlıkla bıçakla 9 kez vurup öldürdüğü , sanık ...'ın ... 3-4 bıçak darbesi vurulması sonrasında araçtan inmese bile sanık ...'un 9 bıçak darbesinden geri kalan 5-6 darbeyi vurarak maktulü öldürebileceği de dikkate alındığında bu suça TCK'nin 37. Maddesi kapsamında katıldığı kabul edilemeyeceğinden sanık ...'ın TCK'nin 39. Maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini kanaatindeyiz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla