Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/1795 E. , 2025/5587 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1240 E., 2023/828 K. SUÇLAR : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Yargıtay 1. Ceza
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/1795 E. , 2025/5587 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1240 E., 2023/828 K. SUÇLAR : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.11.2024 tarihli ve 2023/7442 Esas, 2024/7342 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.03.2025 tarihli ve KD-2025/10533 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu ; "İtirazın konusu, sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmadığı ve sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. Dosya üzerinde yapılan incelemede; ... ilçesi ... mahallesi İndere mevkiinde, sanıklar ... ve ...’ın ölen ... ile birlikte çobanlık yapmaları nedeniyle geceleri hayvanların başında açık arazide bulunan traktör römorkunda kaldıkları, 10/05/2017 tarihinde ölen ...'nin ortada, sanık ...'ın maktul ile başı aynı yöne gelir şekilde ve sağında, sanık ...'nin ise sol tarafta başı romörkün ön tarafında olacak şekilde uyudukları, gece saatlerinde ölenin bir el ateşli silah yaralanmasına maruz kaldığı ve buna bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu vefat ettiği olaya ilişkin Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesinda yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararında; “Van Jandarma Kriminal Laboratuvarının 18/07/2018 tarihli uzmanlık raporunda ölüme sebebiyet veren tabancanın incelenmesinde, kendiliğinden ateş almasına neden olacak arızasının bulunmadığı, emniyet mandalı kapalı ve açık konumda iken yapılan düşme, çarpma vb. testlerde atım yatağında bulunan fişeğin kendiliğinden patlamadığının tespit edildiği, Van Jandarma Kriminal Laboratuvarının 11/07/2017 tarihli raporuna göre ölüme sebebiyet veren tabanca üzerinde yapılan mukayeseli parmak izi araştırmasında yapılan iz belirleme teknikleri neticesinde söz konusu bulgular üzerinde herhangi bir iz olmadığının tespit edildiği, sanıkların 09/05/2017 ile 10/05/2017 tarihlerinde silah ile ateş etmediklerini belirtmelerine karşın kriminal inceleme sonucu alınan raporlarda sanıkların el, yüz ve kıyafet svaplarında atış artıklarının çıktığı, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 19/06/2020 tarihli raporunda mermi çekirdeğinin vücut içerisindeki seyrinin önden arkaya, soldan sağa ve yukarıdan aşağıya şeklinde olduğunun belirtilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, atış mesafesinin 40 cm ve daha uzak mesafeden yapılmış olduğunun tespit edilmiş olmasına göre maktulün intihar ederek yaşamına son vermediği sonucuna varıldığı, uzmanlık raporunda ölüme sebebiyet veren tabancanın incelenmesinde, kendiliğinden ateş almasına neden olacak arızasının bulunmadığı, emniyet mandalı kapalı ve açık konumda iken yapılan düşme, çarpma vb. testlerde atım yatağında bulunan fişeği kendiliğinden patlatmadığının tespit edilmiş ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda belirtildiği şekliyle maktulün ölümüne neden olan ateşli silah mermi çekirdeği yarasının ateşli silahın kişinin cebindeyken ateş almasıyla husulü mümkün olmadığının tespit edilmiş olmasına göre ölüme sebebiyet veren tabancanın kazaen ateş almasıyla maktulün kazaen öldüğü sonucuna varılamadığı, sanıkların 09/05/2017 ile 10/05/2017 tarihlerinde silah ile ateş etmediklerini belirtmelerine karşın kriminal inceleme sonucu alınan raporlarda sanıkların el, yüz ve kıyafet svaplarında atış artıklarının çıktığı tespit edilmiş, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 19/06/2020 tarihli raporunda mermi çekirdeğinin vücut içerisindeki seyrinin önden arkaya, soldan sağa ve yukarıdan aşağıya şeklinde olduğunun tespit edilmiş ve ölüme sebebiyet veren tabanca üzerinde herhangi bir iz olmadığının tespit edilmiş olmasına göre dosya kapsamında bilgi ve belgelerle uyumlu olmayan, hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine aykırı bulunun sanıkların savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek sanıkların savunmalarına itibar edilmemiş ve böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde dosya kapsamına göre anlaşılamayan neden veya nedenlerle maktulü kendi tabancası ile, ölümün, maktul tarafından tabancasının kazaen ateş alması sonucu kazaen gerçekleştirildiği yönünde izlenim uyandıracak şekilde mizansen kurmak suretiyle bir el ateş ederek öldürdükleri” gerekçesi ile sanıkların cezalandırılmasına karar verdiği anlaşılmış ise de; Sanıkların savunmalarında römorkta maktul ile birlikte uyudukları sırada bir el silah sesi ile uyandıklarını, maktulün ağzından ve burnundan kan geldiğini, sonrasında bağırmaları üzerine yakınlarda kalan maktulün yakınlarının ve yaralıyı hastaneye kaldırmak amaçlı olarak aradıkları tanık ...’un yanlarına geldiğini, sanık ...’ın maktulu kucağında taşıyarak ...’un aracına bindirdiği ve hastaneye götürdüklerini, maktul ile aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığını beyan ederek üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, Olaya neden olan tabancanın maktule ait olduğu ve sanıkların aksi ispat edilemeyen beyanlarına göre maktulün uyumadan önce yastığının kenarına cebinde tabanca bulunan montunu koyarak uyuduğu, olay sonrası olay yeri inceleme görevlilerince maktule ait siyah montun romörkun önünde yerde bulunduğu ve cebindeki 7,65 mm çapındaki tabancanın namlusunun tabancanın montun cebinde iken ateş aldığını gösterir şekilde montun cebinden dışarı çıktığının ve mermi kovanının da tabancanın namlusunda kaldığının tespit edildiği, sanıkların el, yüz ve kıyafet svaplarında yoğunluk içermeyen atış artıklarının çıkması, ölüme sebebiyet veren tabancanın incelenmesinde, kendiliğinden ateş almasına neden olacak arızasının bulunmadığının tespit edilmesi ve bu tespitlere bağlı olarak sanıkların savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirmesi ile sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesinin somut delillere dayanmadığı ve dosyada bulunan deliller ile uyumlu olmadığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 19/09/2018 ve 19/06/2020 tarihli raporlarında, maktuldeki yaranın vücuttaki seyrini belirttikten sonra montun maktul tarafından giyildiği kabul edilmesi halinde maktuldeki yaranın montun cebindeki tabancanın patlaması sonucu oluşamayacağına ilişkin tespit içerdiği ancak montun maktul tarafından öldüğünde üzerine giyilmiş halde olduğuna ilişkin dosyada bir tespit bulunmadığı, dosya kapsamında elde edilen delillerden, maktuldeki ateşli silah yarasının vücuttaki yatay seyri maktulün sol yanının üzerine yattığı sırada kendisinin istemsiz montun cebindeki silaha müdahalesi ya da tespit edilemeyen başka bir nedenle silahın ateş alması ile oluştuğu ve maktulün yatarken giydiği elbisesindeki mermi isabet yerinde oluşan izlerin mesafe tespitinde yetersiz oluşu da tabancanın maktulün montunun cebinde ateş almasından kaynaklı olduğunun kabulü gerektiği, Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün gerekçesinde “...uzmanlık raporunda ölüme sebebiyet veren tabancanın incelenmesinde, kendiliğinden ateş almasına neden olacak arızasının bulunmadığı, emniyet mandalı kapalı ve açık konumda iken yapılan düşme, çarpma vb. testlerde atım yatağında bulunan fişeği kendiliğinden patlatmadığının tespit edilmiş ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda belirtildiği şekliyle maktulün ölümüne neden olan ateşli silah mermi çekirdeği yarasının ateşli silahın kişinin cebindeyken ateş almasıyla husulü mümkün olmadığının tespit edilmiş olmasına göre ölüme sebebiyet veren tabancanın kazaen ateş almasıyla maktulün kazaen öldüğü sonucuna varılamadığına..) ilişkin kabulün hatalı olduğu ve somut delillere dayanmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; Somut olayda, sanıkların suçlamaları kabul etmemesi karşısında, kesinlik içermeyen bilirkişi raporlarının sanıklar aleyhine dosya ile uyumlu olmayan biçimde yorumlanarak ve dosyada sanıkların birlikte hareket ettiklerine ilişkin hiçbir delil bulunmamasına rağmen suçu birlikte işlediklerinin gerekçe gösterilmeksizin kabulü ile sanıklar hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı olduğundan, Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanıklar ... ve ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE Oluşa ve dosya içeriğine göre; Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda belirtildiği şekliyle maktulün ölümüne neden olan ateşli silah mermi çekirdeği yarasının ateşli silahın kişinin cebindeyken ateş almasıyla husulü mümkün olmadığının ve ayrıca atış mesafesinin 40 cm ve daha uzak mesafeden yapılmış olduğunun belirtilmiş olması, maktule ait tabancanın ve montun bulunma yeri, Van Jandarma Kriminal Laboratuvarının 18.07.2018 tarihli uzmanlık raporunda ölüme sebebiyet veren tabancanın incelenmesinde, kendiliğinden ateş almasına neden olacak arızasının bulunmadığı, emniyet mandalı kapalı ve açık konumda iken yapılan düşme, çarpma gibi testlerde atım yatağında bulunan fişeği kendiliğinden patlatmadığının belirtildiği, Van Jandarma Kriminal Laboratuvarının 11.07.2017 tarihli raporuna göre ölüme sebebiyet veren tabanca üzerinde yapılan mukayeseli parmak izi araştırmasında yapılan iz belirleme teknikleri neticesinde söz konusu bulgular üzerinde herhangi bir iz olmadığının tespit edilmiş olması, kriminal inceleme sonucu alınan raporlarda sanıkların el, yüz ve kıyafet svaplarında atış artıklarının çıktığı, 1. Adlî Tıp İhtisas Kurulunun 19.06.2020 tarihli raporunda mermi çekirdeğinin vücut içerisindeki seyirinin önden arkaya, soldan sağa ve yukarıdan aşağıya şeklinde olduğunun belirtmiş olması karşısında; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdîre göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, mahkumiyetlerine ilişkin kurulan hükümlerde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Dairemizce verilen temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy birliğiyle yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.11.2024 tarihli ve 2023/7442 Esas, 2024/7342 Karar sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2025 tarihinde karar verildi.