Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/3650 E. , 2025/6796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/818 E., 2023/1332 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.03.2025 tarihli ve 2023/7440
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/3650 E. , 2025/6796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/818 E., 2023/1332 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.03.2025 tarihli ve 2023/7440 Esas, 2025/1611 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve 1-2023/91491 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; sanık ... ve maktul ...'ın aynı köyde yaşadıkları, birbirlerini tanıyan ve aralarında ticari ilişki bulunan kişiler oldukları, aralarında olay öncesinde herhangi bir husumet bulunmadığı, sanığın oğlu...'in eşi ......ile maktul arasında rızaya dayalı cinsel ilişki yaşandığı, maktul ile ...... arasında ilişki olduğu yönünde köyde söylenti çıkması üzerine konuyu araştıran sanığın kendi ikametinde de gerçekleştiğini düşündüğü bu ilişki nedeniyle öfkelendiği ve maktulün köyden gitmesini istediği, ilişkinin ortaya çıkması üzerine... ile ......in ayrı yaşamaya başladıkları ve boşanma davası açtıkları, bilahare ... ...'in maktul ile cinsel ilişkiye girdiğini eşi...'e itiraf ettiği, ... ... ile sosyal medyada da görüşmelerine devam eden maktulün ... ...’in göğsünün yarı çıplak fotoğrafını çekip telefon vasıtasıyla paylaştığı ve sanığa gösterdiği, sanık ...'ın gerek yaşı genç olan gelininin ilişkisinin köy içinde duyulması, gerekse gelininin yarı çıplak göğüs fotoğrafının paylaşılması nedeniyle utanç duyduğu, aksi ispatlanamayan savunmalarına göre kahvede otururken yıllardır görüştüğü arkadaşlarının bile kendisine farklı gözle bakmaya başladığı, bu nedenlerle olay günü av tüfeği ile maktulü kasık bölgesini hedefleyerek ateş edip öldürdüğü, sanığın gelini ... ... ile maktul arasında kendi ikametinde gerçekleştiğini düşündüğü cinsel ilişki boyutuna ulaşan gönül ilişkisinin köyde duyulması ve konuşulması ile gelinine ait uygunsuz fotoğrafın maktul tarafından yayılmasının yarattığı hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında maktulü kasten öldürme eylemini gerçekleştirdiğinden sanık lehine haksız tahrike ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleştiği ve haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğinden gerekçesiyle hükmün bozulması yerine temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin ilâmının kaldırılmasına ve hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, maktul ile sanığın gelini ... ... arasında cinsel ilişki boyutuna varan birliktelik olduğunun öğrenilmesi üzerine taraflar arası gerginliğin başladığı anlaşılmış ise de; ... ...'in eşi olan...'e karşı sadakat yükümlülüğü bulunup maktulün davranışlarının ... ... ve...'in aile birliğine zarar verdiği, ... ...'in kayınpederi olan sanığa yönelik bir sadakat yükümlülüğü bulunmadığı gibi maktulün, ... ... ile birlikteliğinin sanık yönünden haksız tahrik oluşturmayacağı, bu ilişkinin ortaya çıkması üzerine sanığın oğlu... ile ... ... arasında taraflarca boşanma davası açıldığı, maktul tarafından paylaşıldığı beyan edilen yarı çıplak göğüs fotoğrafındaki kişinin yüzünün görünmediği ve beyanlara göre yargılama safhasında ... ...'in kabulüne kadar fotoğrafın kime ait olduğunun belli olmadığı, maktul ile ... ... arasında sanığın ikametinde cinsel ilişki gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığı gibi bu yönde sanık savunmasının da olmadığı anlaşılmakla maktulden sanığa yönelen haksız tahrik oluşturabilecek söz veya davranış bulunmadığı ve haksız tahrik hükmünün sanık hakkında uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Dairemizce verilen temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy çokluğuyla yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.03.2025 tarihli ve 2023/7440 Esas, 2025/1611 Karar sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Dairemizin 06.10.2025 tarih, Esas 2025/3650, Karar 2025/6796 sayılı dosyada sanık ... hakkında maktul ...’ı Kasten Öldürme suçundan sanık lehine Haksız Tahrik hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum. A) OLAY VE İDDİA: ... ile ... ..............'nın evli oldukları, şüpheli ...'nın ...'nın babası ve ...'nın kayınbabası olduğu, ... ...ile maktul ...'ın arasında olay öncesi gayriresmi gönül ilişkisinin bulunduğu, tarafların bir süre evlilik dışı görüştükleri, bu sebeplerle ... ile ... ...nın boşanma aşamasında oldukları, maktul ... ile ...'nın gayriresmi birlikte olduklarına dair yazışmaların dosyaya da sunulduğu, şüpheli ile maktulün yaşadıkları ........ Mahallesi'nde maktul ... ile ...'nın gayriresmi birlikte olduklarına dair dedikodunun yayıldığı ve sanık ...’ın bu ilişki nedeniyle öfkelendiği ve ...’ın köyden gitmesini istediği, ilişkinin ortaya çıkması üzerine... ve ...’nın ayrı yaşamaya başladıkları ve boşanma davası açtıkları, ayrıca ...’nın maktul ... ile cinsel ilişkiye girdiğini eşi...’e itiraf ettiği, ... ile sosyal medyada da görüşmelerine devam eden maktul ...’ın ...’nın göğsünün yarı çıplak fotoğrafını çekip telefon vasıtasıyla paylaştığı ve sanık ...’a gösterdiği, ...’ın gelinini ilişkisininin köy içinde duyulması ve yarı çıplak fotoğrafının paylaşılması nedeniyle utanç duyduğu ve kahvede otururken yıllardır görüştüğü arkadaşlarının bile kendisine farklı gözle bakmaya başladığı, bu nedenlerle olay günü av tüfeği ile maktul ...’ı kasık bölgesini hedefleyerek ateş edip öldürdüğü olayda; B) TCK anlamında HAKSIZ TAHRİK: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 765 sayılı TCK döneminde ve 5237 sayılı TCK dönemlerinde istikrarlı olarak birçok kararında haksız tahriki şu şekilde tanımlamıştır: “Tahrik, ceza hukuku bakımından bir kimseyi suç işlemeye yöneltme, teşvik etme ve bu kişinin iradesi üzerine yapılan etki sonucu bu kişinin suç işleme doğrultusunda harekete geçirilmesidir. Failin haksız bir fiilin doğurduğu öfke ve elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesidir.” Bu halde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin dışarıdan gelen etkinin, psikolojik durumunda yarattığı karışıklığın sonucu olarak suçu işlemeye yönelmektedir. Yine Yargıtay haksız tahrikin koşullarını, şu şekilde sıralamıştır: “ Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Haksız tahriki oluşturan bir fiil olması b- Bu fiilin haksız olması c- Failin öfke veya şiddetli bir elemin etkisi altında kalması d- Failin işlediği suçun, bu ruhi durumun tepkisi olması e- Haksız tahriki oluşturan fiilin mağdurdan sağdır olması ya da mağdurun o fiili önleme sorumluluğunun bulunması gerekir.” Haksız tahrikin yasal tanımı, yerleşik içtihatları uygulaması ve etimolojik tanımından uzaklaşarak kullanılan 'sadakat yükümlülüğü' gibi kanunda yeri olmayan kanun koyucunun uygulama normu olarak kabul ettiği kavramların yerine, kanun uygulamasının sanık aleyhine daraltan yeni kavram ve kabullerin kanun yorumlamasında uygulanmadığı kadim hukuk öğretilerinden uzaklaşan subjektif olarak icat edilmiş yarı sosyolojik yarı medeni hukuk tabirini ceza hukukunda yeri uygulaması olmadığı bir alanda uygulanması doğru ve yerinde değildir. Bir yasal metinden ne anlamamız gerektiği ancak; yasal metnin içindeki tanım ve kavramlarla açıklanabilir, bunun dışında yeni tanım ve kavram üretilmesi mümkün değildir. Roma hukukunda prensip olarak yasal metinde ne anlatılıyorsa, kanun uygulayıcısı ancak onu uygular. “Non est ius scripto, sed sola ratione consistit.” Aynı şekilde, bunu özetleyen kural Mecellenin 9. maddesinde açıklandığı gibi ''Sıfat-ı Arızada Aslolan Ademdir. (Aslî Niteliğin Varlığı, Arızî Niteliğin Yokluğu Asıldır) Bir yasal metnin uygulamasında mecellede belirtilen bu kural önce eski İslam fıkıh alimlerinden; onlar da muhtemelen Romalılardan ve belki eski Yunanlılardan aldılar. Dolayısıyla bu ilke, 2500 yıllık insan aklının bir ürünüdür ve tamamıyla eşyanın tabiatı hakkında yapılan gözlemler üzerine kurulu bir mantıksal çıkarımdır. Toplumun bütünü hakkında uygulanan temel hukuk ilkeleri,konumuzla ilgili kanun yorumlama usulü evrenseldir, kişiye göre sübjektif yorumlanamaz. 5237 sayılı TCK 29. maddesinde tanımlanan ''Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimse'' Kanun uygulamasında görevli, yetkili veya ilgi olanların yasal çerçevesi çizilmiş temel hukuki metinlerin anlamını subjektif olarak değiştirerek temel kuralının anlamlarını daraltma veya genişletmesi evrensel tüm hukuk okullarının kanun yorumlama ilkesine aykırıdır. Anayasa ve TCK’da sınırlar çizilmiş suçta ve cezada kanunilik ilkesi sadece suç ve cezayı belirleyen maddeler, aynı zamanda suç ve cezaların uygulama kurallarını belirleyen TCK genel hükümler içinde caridir. YARGITAY İÇTİHATI YCGK. E.2022/381 K.2023/576 T.08.11.2023; ''Sanığın damadı olan maktul ile gelini olan tanık ...'in bütün uyarılara rağmen eşlerini aldatmaya devam etmeleri, olay sebebiyle sanığın çocukları olan tanıklar...ve ...'nın evliliklerinin sona erme noktasına gelmesi, tanık ...'in olaydan üç gün önce tanık ...'e boşanma davası açması ve hastalanması, sanığın yanında sürekli maktulü kastederek; "Yuvamı yıktı deyyüs!" demek suretiyle üzüntüsünü belirtmesi, sanığın aşamalardaki savunmalarında; maktulün yaptığı haksız harekete çok içerlediğini ve sinirlendiğini, oğlu ...'in psikolojisinin bozulmasına ve aşırı üzülmesine dayanamadığını ve bir anlık öfkeyle maktule yönelik eylemi gerçekleştirdiğini ileri sürmesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; aynı çatı altında oturduğu maktulü öldürmesi için başka bir sebep bulunmayan, oğlu ve kızının evliliklerinin sonlanması tehlikesi oluşturan, eşlerin sadakat yükümlülüğüne aykırılığı nedeniyle kanunen yasaklanan ve toplumsal değerler bakımından gayriahlaki olduğu kabul edilen bu eylemin, baba olan sanığın kusurluluğunu etkilemeyecek hoşgörüyle karşılanması gereken hal olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında, maktulden kaynaklanan ve uyarılara rağmen devam eden haksız davranışların meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisiyle hareket etmesi nedeniyle TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanması, sanığa yönelen haksız hareketlerin ulaştığı boyut dikkate alınarak da bu indirimin asgari oranda yapılması gerektiği kabul edilmelidir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2010/132 K. 2010/183 T. 05.10.2010: "Bunun yanında, maktul ve arkadaşı B.tarafından sanığa yönelik olarak yapıldığında kuşku bulunmayan ve B.’ın ifade ettiğinin aksine, sanık ve yanındaki kız arkadaşı tarafından “küfür” olarak algılanan hareketin sanık yönünden “haksız tahriki” oluşturacağı ve olası kastla işlenen suçlarda da “haksız tahrik” hükümlerinin uygulanmasına bir engel bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla; sanık hakkında “haksız tahrik altında 18 yaşından küçük olan kişiyi olası kastla öldürme” suçundan verilen hükmün onanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir." SONUÇ; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yakın tarihli kararı, yerleşik Yargıtay içtihatları, kanun yorumlama kuralları birlikte değerlendirildiğinde TCK 29. maddesinde “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye'' tanımı ve uygulama şartları belirtilmiş sanık lehine olan haksız tahrik hükümlerini, ceza kanunu uygulaması içinde düzenlenmemiş 'sadakat yükümlülüğü' gibi yasanın uygulama şartlarını sanık aleyhine daraltılmasının 5237 sayılı 2. maddesinin Suçta ve Cezada Kanunilik ilkesinin ''Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.'' ve Anayasanın 38. maddesine aykırı olarak TCK 29. maddesinde tanımlanan haksız tahrik hükümlerinin sanık aleyhine uygulanmaması yönündeki sayın çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY Sanık ...'nın maktul ...'ı kasten öldürdüğü sabit olan dosyada sanığın müsnet suçu haksız tahrik altında işlediği kanaatinde olduğumdan haksız tahrik hükümleri uygulanmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim. Şöyle ki; Sanık ve maktul aynı köyde yaşayıp birbirlerine tanıyan aralarında ticari ilişki bulunan kişilerdir, sanığın oğlu..., eşi ... ile olaydan yaklaşık 3 yıl kadar önce resmi nikahla evlenmiş ve bu evliliklerinden ortak bir de çocukları bulunmaktadır. Sanığın gelini ... ile maktul ... arasında cinsel ilişki boyutuna ulaşan gönül ilişkisi olduğu hususunun anlaşılması üzerine... ile ... anlaşmalı boşanma davası açarak evliliklerini bitirme kararı almışlardır. ...'in babası olan sanık, ... ile ...arasındaki bu ilişkinin öğrenilmesi üzerine maktul ...'a haber göndererek köyden ayrılmasını istemiş ancak ...bu ilişkiyi kabul etmeyerek köyden ayrılmayı reddetmiştir. Dosyada bulunan... ve ... arasındaki sosyal medya mesajlaşmalarından ...'nın ... ile cinsel ilişkiye girdiğini eşi...'e itiraf ettiği anlaşılmış, ...'nın sevgilisi ...'a göğsünü açarak gösterdiğine dair ...ve ...'nın göğüslerinin göründüğü telefon ekran fotoğrafı dosyaya sunulmuştur. Dosyada ifadesine başvurulan tanık ..., ...'la ... arasında birden çok kez aracılık yapmaya çalıştığını sanığın maktulden köyden ayrılmasını istemesi üzerine bunu maktule bildirdiğini ancak onun kabul etmediğini ancak maktulün köyde dedikodu çıkarttığını duymadığını, ...ın kendisine gönderdiği bir bayana ait göğüs resmini kendisinin ...'a göstererek ...'ın talebi üzerine bu ... değil dediğini anlatmıştır. Sanık savunmasında gelini ... ile komşusu ...ın cinsel yakınlığının anlaşılması üzerine oğlunun boşanma davası açtığını, dava devam ederken...'ın kendisine ...'nın göğsünün üst kısmının göründüğü fotoğrafı gösterdiğini,...'ın kendilerinin aleyhinde köyde laf çıkarttığını, bu durumu tüm köylünün bildiğini, köylerinin küçük olduğunu ve bundan kendisinin rahatsız olduğunu belirtmiştir. Dosyada bulunan ve maktul tarafından sanığa gönderilen göğüs resimlerinin ...'ya ait olduğu, ...'nın mahkemedeki kendi kabulü ile anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde olay öncesinde sanıkla maktul arasında herhangi bir husumet olmadığı hatta ticari ilişki bulunduğu ancak yaşadıkları yerin küçük bir köy olması ve sanığın gelini ... ile...'ın arasında cinsel seviyede yakınlık olduğunun köyde duyulması ve konuşulması, sanığın da yaşadığı köyde duyulmasının etkisiyle kendisinde oluşan hiddet ve şiddetli elem altında maktulü gördüğü yerde ateş etmek suretiyle öldürmesi olayında kendisinde oluşan asgari seviye de haksız tahrikin etkisi altında müsnet suçu işlediği kanaatinde olduğumuzdan sanığın cezasından haksız tahrik indirim yapılması gerekirken indirim yapılmaksızın verilen sayın çoğunluğun ret yönündeki görüşüne katılmıyorum.