Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/5649 E. , 2025/8228 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/229 E., 2024/350 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 25.06.2025 tarihli ve 2025/1818 Esas, 2025/5060 Karar sayılı kararına k
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/5649 E. , 2025/8228 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/229 E., 2024/350 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 25.06.2025 tarihli ve 2025/1818 Esas, 2025/5060 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.08.2025 tarihli ve KD-2024/136798 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın hukuka uygunluk sebebinde sınırı kast olmaksızın bilinçli taksirle aştığı kabul edilerek hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27/1. maddesi delaletiyle 85/1, 22/3. maddeleri kapsamında sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle bozma ilâmının kaldırılmasına ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Suç tarihinde sanığın da aralarında bulunduğu kolluk ekibinin, önleme araması ve yol kontrolü yaptıkları, aracında gümrük kaçağı sigara yüklü olduğu sonradan anlaşılan maktulün, kontrol noktasına geldiğinde işaret edilmesi üzerine önce yavaşladığı, daha sonra hızlanarak kaçmaya başladığı, sanığın da aralarında olduğu kolluk görevlilerinin iki ayrı araçla maktulün aracını kovalamaya başladıkları, bir müddet sonra maktulün aracının, ... köyü sapağının bulunduğu yerde sıkıştırıldığı, sanık ...'un araçtan indiği, maktulün iki araç arasından köy yolu istikametine saparak kaçmak istediği, bu arada diğer araçta bulunan ...'ın da indiği, sanık ...'un, maktulün aracının sol tarafından, ...'ın ise sağ tarafından görev silahları ile ateş ettikleri, sanık ...'un önce havaya ateş ettikten sonra devamında, yaklaşık 15 metre mesafeden maktulün aracına ateş ettiği, maktulün aracının sol arka kapı camını kırarak geçen merminin boyun arka sol tarafına saplandığı, tedavi altına alınan maktulün olaydan yaklaşık üç ay sonra öldüğü, atış pozisyonuna göre, aracın sol tarafından ateş eden sanık ...'un yaptığı atışa bağlı olarak maktulün vurulduğu hususunda kuşku bulunmadığı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının 16. maddesinde belirtilen “silah kullanma” koşullarının gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlar göz önünde bulundurulduğunda, kaçmak isteyen maktulü durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktulün kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktule isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 87/4. maddesinde düzenlenmiş bulunan kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 25.06.2025 tarihli ve 2025/1818 Esas, 2025/5060 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dosya kapsamına göre; olay tarihinde ... Sulh Ceza Mahkemesince verilen önleme araması kararı kapsamında sanık ...’un da görevli olduğu ... İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yol uygulaması yapıldığı, maktul ...’nın idaresinde bulunan ve içinde kaçak sigara olan otomobil uygulama alanına yaklaştığında maktulün ani bir hareketle aracını uygulama alanında durdurmayıp kaçtığı, bunun üzerine sanık ...’un ekip aracı ile maktulün kullandığı aracı takip etmeye başladığı, maktulün aracını durdurabilmek amacıyla ... köyü istikametinde bulunan köy yolu tarafında aracını durdurduğu ve araçtan inip maktulün aracını karşıladığı, yol üzerinde elini kaldırarak “Dur” ihtarında bulunmasına ve havaya ateş etmesine rağmen maktulün aracını sanık ...’un üzerine sürdüğü, maktulün kendisinin üzerine araç sürmesi üzerine maktulün bulunduğu aracı durdurmak amacıyla yaklaşık onbeş metre mesafeden aracın tekerleklerine doğru birkaç el ateş ettiği ancak atışlardan birinin maktule isabet ederek ölümüne neden olduğu anlaşılmıştır. 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun (2559 sayılı Kanun) ''zor ve silah kullanma başlıklı 16. maddesi ''polis görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kırılacak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. … polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda oluşu özetlenen olay dikkate alındığında, sanık ...’un görevli kolluk memuru olduğu, direnişle karşılaştığı ve görevinin gereği olarak önleme arasından kaçan maktule karşı zor kullanma yetkisi içinde hareket ettiği noktasında bir şüphe bulunmamaktadır. Ancak zor kullanma yetkisinin içinde değerlendirilen silah kullanma yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Silah kullanma yetkisi kullanılırken kanunun sınırlarını çizdiği kapsamda, “kademeli” ve “orantılı” olarak hareket edilmelidir. Sanık ...’un hukuka uygunluk nedeni içinde bulunup bulunmadığı da silah kullanma yetkisi çerçevesinde değerlendirilecektir. Bu değerlendirme yapılırken görev konusu olan önleme aramasının içeriği, sanığın kullandığı silahın niteliği ve kullanılış şekli, atış mesafesi ve atış yaptığı sıradaki konumu dikkate alınmalıdır. Aracındaki gümrük kaçağı sigaralarla yakalanmak istemeyen maktulün kolluk kuvvetlerinden kaçmaktan ibaret eylemi nedeniyle öldürüldüğü olayda; silah kullanmayı gerektiren yasal koşulların oluşmadığı, bu nedenle olayda 5237 sayılı Kanun’un 24. maddesi çerçevesinde hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı anlaşılmış ise de “zor kullanma yetkisi” içinde “orantılılık ilkesi” ihlal edilerek hukuka uygunluk nedenindeki sınırın taksirle aşıldığı kabul edilmelidir. Benzer olayları inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.03.2022 tarihli 2017/3-303 E. 2022/148 K ve 20.09.2023 tarihli 2019/1-658 E. 2023/449 K. sayılı kararlarında hukuka uygunluk nedeninin taksirle aşıldığını vurgulamaktadır. Buna göre; kaçakçılık suçları ile etkin mücadele etme amacı da taşıyan arama kararına istinaden görevini yapan sanık ..., “dur” ihtarı yapıp havaya uyarı ateşe yapmasına rağmen durmayan şüpheli aracı durdurabilmek amacıyla tekerleklerine ateş ederken maktulün kullandığı aracın üzerine gelmesi ile geri geri gidip ayaktayken henüz pozisyon alamadan atışlar yapmış, dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak yaptığı bu atışlardan biri maktule isabet ederek ölümüne neden olmuştur. Sanık ...’un araca ateş ederken maktulün vücudunun isabet alabileceğini öngörebilecek durumda olduğu anlaşıldığından hukuka uygunluk sebebinde sınırı kast olmaksızın bilinçli taksirle aştığı kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi delaletiyle, aynı Kanun’un 85/1, 22/3. maddeleri kapsamında sorumlu tutulması gerektiğini düşündüğümüzden itirazın reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.