Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/7077 E. , 2025/7914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/976 Değişik İş SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece 1
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/7077 E. , 2025/7914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/976 Değişik İş SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.07.2025 tarihli ve 2020/657 Esas, 2022/526 Karar sayılı ek kararı ile hükümlüler müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 311. maddesi uyarınca reddine ilişkin ek karara itirazın merci Küçükçekmece 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2025 tarihli ve 2025/976 Değişik İş sayılı kararı ile reddine ilişkin kararın kesin olmakla 18.07.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 01.10.2025 tarihli ve 2025/36216 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.10.2025 tarihli ve KYB - 2025/114882 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.10.2025 tarihli ve KYB - 2025/114882 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, müşteki ...'un amca oğlu sanık ... ve oğlu diğer sanık ...'un yanında tekstil işinde çalışıp ayrıldıktan sonra başka yerde çalışması nedeni ile taraflar arasında husumet meydana geldiği ve anılan husumet sebebiyle sanıkların müştekiyi olay günü sopalar ile darp ederek basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladıkları iddiasıyla açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda, sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine ilişkin Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 07.06.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yeni delil bulunduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, ancak Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2025 tarihli ek kararı ile bu talebin reddine karar verilmesi üzerine anılan ek karara karşı yapılan itirazın da mercii kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Somut olayda, sanıklar müdafiinin yargılamanın yenilenmesi gerektiğine ilişkin dilekçesinde özetle, öncelikle yargılama aşamasında dinlenilmeyen tanıkların (..., ..., ..., ..., ..., ...) beyanlarına başvurulduğunda, eylemi gerçekleştiren kişinin sanıklar değil; ... isimli kişi olduğu, ...'in borç nedeniyle mağduru kendisinin darp ettiğini kabul ettiği, mahkeme kabulünün aksine, mağdurun eşi tanık ... tarafından olayın görülemeyeceği, bu itibarla anılan tanıkların dinlenmesi husususun sanıkların beraatini gerektirecek nitelikte yeni delil olduğu, Kabule göre de; Mahkemece yapılan yargılamada mağdura karşı gerçekleştirilen eylemin silahla işlenip işlenmediği, mağdurun raporundaki bulguların mağdur ve eşinin iddia ettiği gibi demir çubuk ve beyzbol sopasıyla meydana getirilip getirilemeyeceğinin hiç araştırılmadığı, bu hususun hiç tartışılmadığı, koşulsuz kabul ile suçun silahla işlendiği kabul edilerek, suçu işlemediklerini savunan sanıkların mahkumiyetine karar verildiği, Bu konuda, anılan kararın 07.06.2023 tarihinde kesinleşmesini takiben, İstanbul Adli Yargı Komisyon Listesine kayıtlı Adli Tıp Uzmanı Dr. ... tarafından düzenlenen 28.06.2025 tarihli raporda yer alan 'Kişinin yüzündeki tarif edilen yaraların beyzbol sopası veya demir çubuk ile olmasının varit görülmediği, bu cisimlerle yapılacak travmanın daha ağır sonuçları olacağı ve mevcut yaraların ancak yumruk veya yere düşme esasında tekme ile olabileceği ve çehrede sabit iz olarak değerlendirecek bir yara nedbesi görülmediği,' şeklindeki kanaat nazara alındığında, yargılamada tartışılmayan konuda alınan bu raporun 5271 sayılı Kanun’un 311-e maddesinde anlamında yeni delil olduğu ve sanıklar hakkında "silahla yaralama" ve "sabit iz bırakma" unsurlarını ortadan kaldıracağı ve bu hale göre de, suçu kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, bu rapor göz önüne alındığında suçun orta derecede kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama olarak kabulü gerekeceği ve kurulacak olası mahkumiyet hükmünde sonuç cezanın 4 yıl 2 ay değil, 1 yıl 6 ay hapis cezası olacağının iddia edilmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1-e maddesinde yer alan 'Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa' şeklindeki düzenleme uyarınca, kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve yukarıda bahsedildiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanunu’nun 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, merciince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309. maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri başlıklı 311. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrasının (e) bendi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: ..., (e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa,..." şeklinde düzenlenmekle, mezkûr maddenin (e) bendi yönünden yeni olay ve delil mahkemeye bildirilmemiş veya bildirilememiş bu nedenle hükümde nazara alınamamış önemli derecede bulunmalıdır. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasında; hükümlülerin mahkûmiyetine karar verilmesinden sonra hükümlüler müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi istemi bir kısım tanıklar ile eylemi gerçekleştiren asıl failin beyanının alınması gerektiği ve kararın kesinleşmesinden sonra hükümlüler müdafii tarafından alınan 28.06.2025 tarihli mağdurun adlî raporundaki tespitlerle olayda silahtan sayılan cisim kullanılmadığı ve yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece hükümlüler müdafiinin talebi 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesindeki koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu karara yapılan itiraz da merci tarafından yerinde görülmemiştir. 4. Hükümlülerin baba oğul oldukları, hükümlü ...'ın akrabası olan mağdurun bir süre Haydar'ın işyerinde çalıştıktan sonra aralarındaki anlaşmazlık ile buradan ayrıldığı, aralarında bu olay nedeniyle oluşan anlaşmazlığın olay gününe kadar da devam ettiği, olay günü ise mağdurun hükümlülerin işyerine yakın mesafedeki ikametinin bulunduğu apartmana girdiği sırada hükümlülerin birlikte kendisine sopalarla saldırıp yaraladıklarını beyan ederek şikâyetçi olduğu, bu şekildeki beyanlarının yargılama aşamasının altıncı oturumuna kadar devam ettiği, altıncı oturumda mağdurun beyanını değiştirerek kendisine vuranın hükümlüler olmadığını, karıştırdığını bildirdiği, hükümlülerin aşamalarda suçlamayı kabul etmedikleri, soruşturma aşamasında tanık dinlenmediği, yargılama aşamasında mağdurun eşi ... dışındaki diğer tanıkların hükümlüler lehine beyanda bulundukları, ...'nın ise eşinin hükümlüler tarafından dövüldüğünü ikâmetinin balkonundan gördüğünü bildirdiği, mağdurun olay tarihli adlî muayene raporunda "burunda kırık mevcut olduğu, üst dudak sol lateralde yaklaşık 1 cm lik , burun sol tarafta yaklaşık 2 cm lık ve 2.5 cm lik kesiler olduğu, sütüre edildiği, Oksipital bölgede yaklaşık 4 cm lik ve 1.5 cm lik kesi sütüre edildiği, sol el sırtında yaklaşık 3 cm lik ekimoz mevcut" şeklindeki yaralanma bulgularının tespit edilip burundaki kırığın orta (2.) dereceli olduğu ve burun üzerindeki yaralanmanın mağdurun yüzünde sabit ize neden olduğunun Adlî Tıp Şube Müdürlüklerince düzenlenen adlî raporlarla tespit edildiği, yargılama aşamasında hükümlüler müdafiinin tanık ...'nın beyanlarına itibar edilemeyeceğini savunduğu, nihayetinde Mahkemece hükümlülerin eylemi sabit kabul edilerek haklarında ceza belirlendiği, hükümlüler müdafiinin bildirdiği delillerin sübut ve yaralanmanın niteliği yönünden hükümlülerin beraatlerini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmelerini gerektirecek nitelikte bulunmadıkları anlaşılmakla yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen delillerin Mahkemece ve bu kararı denetleyen mercice, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelik ve ciddiyette görülmemesinde isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanıklar (baba-oğul), husumetli oldukları mağduru sopalarla darp ederek kemik kırığı ve yüzde iz oluşacak şekilde yaralamaktan mahkûm olmuş, hüküm istinafta kesinleşmiştir. Sanıklar müdafii, dinlenmeyen tanıklar ile kesinleşmeden sonra alınan adli tıp raporunun (yaraların beyzbol sopası/demir çubukla değil yumruk/düşmeyle oluşabileceği) yeni delil olduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini istemiş, talep reddedilmiştir.
Hukuki İlke: CMK 311/1-e kapsamında yargılamanın yenilenmesi için ileri sürülen yeni olay veya delilin, tek başına ya da mevcut delillerle birlikte sanığın beraatini veya daha hafif cezayı gerektirecek nitelik ve ciddiyette olması gerekir; bu ağırlığa ulaşmayan taraf raporu ve tanık beyanları yenileme sebebi sayılmaz.
Uygulama Sonucu: ret (kanun yararına bozma isteminin reddi)
Dava Strateji Notu: Yenileme talebinde sunulan özel/taraf adli tıp raporunun yalnızca çelişki yaratması yetmez; hükümdeki resmi raporları çürütecek, sonucu değiştirecek kesinlikte olduğunu ortaya koyun, aksi halde mahkeme ve merci talebi ciddiyetten yoksun bulur.