KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/8801 E., 2009/12270 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2009
- Mahkemesi
- SARIYER 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/12/2008
- Numarası
- 2000/895-2008/388
Karar Metni
381 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı Hazine, asıl ve birleşen davalar ile çekişme konusu taşınmazlarda paydaş bulunan H.., V.. ,N., Z.., S.., K.., A..,F.., A.., N.., V.., H.., A.,H..'nin sağ olup olmadıkları bilinmediğini, kendilerine kayyım tayin edildiğini ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 588. maddesi gereğince anılan kişilerin gaipliklerine ve paylarının Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kayyım, davayı mahkemenin takdirine bıraktığını belirtmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava ve birleşen dava, gaiplik ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/8801, K. 2009/12270, 23 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama