İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/13189 K.2011/322

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2010/13189Karar2011/322Tarih19 Ocak 2011Okuma5 dk · 990 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/13189 E., 2011/322 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Ocak 2011
Mahkemesi
GAZİANTEP 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
27/11/2008
Numarası
2007/565-2008/567
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

990 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, babalarından kalan taşınmazların intikali için davalı T.. S..'ye vekalet verdiklerini, gördükleri lüzum üzerine davalıyı vekaletten azlettiklerini, buna ilişkin tebligatların tebliğ edilmesine rağmen, davalının azil tarihinden sonra vekaletleri kullanarak 6 parça taşınmazdaki paylarını kötüniyetli olan diğer davalıya değerinin çok altında devrettiğini, devir tarihinde davalı T..'in vekalet görevinin bulunmadığını, diğer davalının da danışıklı hareket ettiğini, kaldı ki satıştan kendilerine de herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil, olmazsa taşınmazların değerinin tespit edilerek davalı T..'den tahsilini istemişlerdir.

Davalı T.. S.., azilnamelerin kendisine tebliğ edilmediğini, verilen vekaletlere istinaden dava konusu taşınmazları azledilmeden önce satış vaadi sözleşmesi ile diğer davalıya sattığı için daha sonra da tapuda devrini yaptığını, satış bedellerini de davacılara ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Davalı M..T.., çekişme konusu taşınmazların değerini ödeyerek satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, tapu devrinin daha sonra yapıldığını, diğer davalı ile davacılar arasındaki iç ilişkiyi bilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalı M..'in tapu kaydına ve verilen vekalete istinaden taşınmazları satın almış olduğu ve azilnameden bilgisinin olmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davalı M.. yönünden davanın reddine, davacıların taşınmazların satışından herhangi bir bedel almadıklarının anlaşıldığı gerekçesi ile davalı T..yönünden açılan tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Davacılar dilekçelerinde; davalılardan T..'e 01.02.2002 tarihinde geniş yetkili vekaletname verdiklerini, asıl amaçlarının miras paylarının intikalini sağlamak olduğunu, daha sonra 30.04.2007 tarihinde davacılar S.ve M..'in, vekil T..'i vekillikten azlettiklerini, diğer davacı E..'nin de keza 22.10.2007 tarihinde azlettiğini, buna rağmen çekişmeli 6 parça taşınmazın, vekil sıfatıyla davalı Tahir tarafından diğer davalı M..'e satış suretiyle devrinin yapıldığını ileri sürerek iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunmuşlardır.

Mahkemece iptal ve tescil isteğinin reddine, 18.095,01-TL tazminatın davalı T..'den tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğinden, azilnamelerin vekile ne şekilde tebliğ edildiği, tapu idaresine bildirilip bildirilmediği anlaşılamamaktadır.

Öte yandan; davalı vekil aslında önceden kendisine verilen yetkiye dayanarak satış vaadinde bulunduğunu, daha sonra temlikin satış vaadinin yerine getirilmesi anlamını taşıdığını savunmuş, mahkemece atanan bilirkişiler ise; gerçek değerin tapudaki işlem sırasında gösterilen değerden aşağı olduğunu bildirmişlerdir.

Bilindiği üzere; 22.02.1941 tarih 87 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça yahut halin icabından anlaşılmadıkça temsil yetkisi; mümessilin (vekilin) veya temsil edilenin (vekil edenin) ölümü, gaiplik hükmünün ilanı veya vekil ya da vekil edenin yahut her ikisinin iflas ilan etmeleri veyahut da medeni hakların kullanılması yeteneğinin kaybedilmesi ve benzer hallerde son bulacağı gibi (B.K. 35, 397. Md.) vekaletten istifa ve azil de (B.K. 398.Md) temsil yetkisini sona erdiren nedenlerdendir.

Ayrıca, Borçlar Kanununun 37.maddesi hükmünce mümessil (vekil) kendi selahiyetinin son bulduğuna vakıf olmadığı müddetçe, temsil edilen (vekil eden) yahut halefleri bu yetki henüz baki imiş gibi vekilin muamelesi ile alacaklı veya borçlu olurlar.

Başka bir ifadeyle vekilin vekaleten yaptığı tasarruf veya tasarruflardan vekil edenin sorumlu olmaması için vekilin vekalet görevinin sona erdiğini bilmesi gerekir.

Bunun yanısıra Borçlar Kanununun 37/2.maddesi hükmü uyarınca vekil ile işlem yapan üçüncü kişilerin de bu tasarruftan kaynaklanan elde ettikleri hakların korunabilmesi bakımından vekilin yetkisinin son bulduğunu bilmemeleri gerekir.

Diğer taraftan, davacılar gerek dava dilekçelerinde gerekse sonraki yazılı beyanlarında tanık listesi vermelerine karşın, mahkemece, bu konuda istek olmadığı yönündeki gerekçe ile tanıkların dinlenmemiş olması yerinde değildir. Ayrıca; davalı vekil Tahir'in bedeli davacılara aktardığına ilişkin savunması yönünden icra edilen yeminin de HUMK' un 339. maddesine uygun olduğu söylenemez.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve soruşturma yapılması, taraf tanıklarının dinlenmesi, 30.04.2007 ve 22.10.2007 tarihli azilnamelerin tebliğinin araştırılması, Borçlar Kanununun 37. ve 398. maddelerinde öngörülen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması, ondan sonra önce iptal ve tescil konusundaki isteğin gözetilmesi, iptal ve tescilin mümkün görülmemesi halinde davalı Tahir'in, hükmü temyiz etmediği nazara alınarak, usulü kazanılmış hak hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, tazminat talebinin sonuca bağlanması gerekirken, noksan soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/13189, K. 2011/322, 19 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/13189
Karar No
2011/322
Tarih
19 Ocak 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/13190 K.2011/719
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/13190 K.2011/419
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/13191 K.2011/878
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/13192 K.2011/875
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/13193 K.2011/776
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/13193 K.2011/102

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.