KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/7275 E., 2010/8996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- ALİAĞA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/02/2010
- Numarası
- 2008/387-2010/89
Karar Metni
255 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları adına tapuda kayıtlı 232 parsel sayılı taşınmaza davalıların yapılanmak ve kullanmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, taşınmaza bir müdahaleleri bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza davalıların müdahalesinin keşfen saptandığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, yıkım ve ecrimisil isteklerinin ise ortakların iştirakinin sağlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi yönünden davanın kabulüne, yıkım ve ecrimisil isteklerini yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kayden davacıların miras bırakanına ait taşınmaza, davalıların haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın müdahale ettikleri saptanmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların, temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacıların, temyiz itirazına gelince; TMK.'nun 702/son maddesindeki;"Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır" hükmü uyarınca yıkım isteği yönünden tüm ortakların davada yer almasına gerek olmadığı gibi, ecrimisilin bölünebilir nitelikte olması nedeniyle davacıların payları oranında ecrimisil isteyebilecekleri de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yıkım isteği yönünden davanın kabulüne ve davacıların payları oranında hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/7275, K. 2010/8996, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama