KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/15610 E., 2013/4386 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2013
- Mahkemesi
- ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2012
- Numarası
- 2011/1051-2012/436
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Tapu Müdürlüğü tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapuda maliklerin hisse nispetlerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 1086 sayılı HUMK'nn 389., yine 6100 sayılı HMK.'nun 298. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada 1086 sayılı HUMK'nun 381.maddesinin son fıkrası ve 6100 sayılı HMK'nin 294.maddesinin 4.fıkrasının verdiği imkandan yararlanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılabilmektedir.
İşte bu gibi hallerde, daha sonra yazılan gerekçeli kararın, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Somut olayda; kısa kararda 743 parsel sayılı taşınmazla ilgili hüküm fıkrasında, davacı E.. ile davalı E..N..'ın hisse oranlarının gösterilmeyip (meskut geçilip) bu hususları gerekçeli kararda yazılmak, ayrıca kısa kararda 807 sayılı parsel numarasının 785 sayısı olarak belirtilerek böylece 785 parselle ilgili mükerrer ve çelişik hüküm oluşturmak suretiyle değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/15610, K. 2013/4386, 27 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama