KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2023/4035 E., 2025/2403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/177 E., 2023/114 K.
Karar Metni
1.816 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen feri müdahil gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; 6 parsel sayılı taşınmazdaki 15 numaralı bağımsız bölümü bankadan kredi kullanmak suretiyle eniştesi olan davalı ...’in ortağı olduğunu bildiği şirketten satın aldığını, kredi ödemelerini kendisinin yaparak taşınmazı eniştesinin kullanımına bıraktığını, ablasının davalı ... için teminata ihtiyaç olduğunu söylemesi üzerine ...’i vekil tayin ettiğini, ancak ...'in taşınmazı akrabası olan davalı ...’e sattığını öğrendiğini, temlikten haberi olmadığını, bedelin çok düşük olduğunu ileri sürerek hileli şekilde alınan vekaletnamenin geçersizliğinin tespitine, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendi finanse ettiği şirket tarafından yapıldığını, hacizlere engel olmak için taşınmazın banka kredisi ile alınmış gibi davacının adına tescil edildiğini, alınan toplam 287.951,00 TL kredinin kendisi tarafından ödendiğini, davacının taşınmaz için ödeme yapmadığını, taşınmazın kendisi tarafından kullanıldığını, yapılan işlemin inanç sözleşmesi olduğunu, eşiyle boşanma aşamasına geldikleri için eldeki davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın davalı dayısı ...’e ait olduğunu, onun eşiyle boşanma davası olduğu için taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli ve 2017/348 E. - 2020/7 K. sayılı kararı ile; vekaletnamenin hile ile alındığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/714 E. - 2020/1384 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 12.08.2008 tarihinde kat irtifakı tesisi ile... İnşaat Taahhüt Turizm Gıda ve Hay. San. Tic. Ltd. Şti. adına tescil edildiği, davalı ...'nın davacının kız kardeşi olan .... ile evli olduğu, davalı ...'in ise ...'nın yeğeni olduğu, ... İnşaat Taahhüt Turizm Gıda ve Hay. San. Tic. Ltd.
Şti'nin öncesinde davalı ...'nın ağabeyinin oğlu ... adına kayıtlı olduğu, eski ortakları arasında davalı ...'in eşinin de olduğu, tanık anlatımları uyarınca şirketin gerçek sahibinin ve finansmanını sağlayan kişinin davalı ... olduğu, taşınmazın olduğu binayı bu şirketin yaptığı, resmi senetlere göre taşınmazın olduğu binada davalı ...'nın başka bağımsız bölümler de sattığı, çekişmeli taşınmazın 27.12.2012 tarihinde satış yoluyla ... adına tescil edildiği, 10.01.2013 tarihinde Türkiye Vakıflar Bankası tarafından taşınmaz üzerine 375.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiği, banka kredi borçlarını davalı ...'nün ödediği, kendisinin ...
Giyim Konfeksiyon İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin muhasebe müdürü olduğu, eşinin şirketin ortağı olduğu, şirketin müdürünün 20 yıl süreyle 28.03.2016 tarihinde davalı ... olarak belirlendiği, davacının Büyükçekmece ...Noterliğinin 26.05.2017 tarihli ve 09614 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vekaletnamesi ile dava konusu taşınmazın satışı için ...'yı vekil tayin ettiği, bunun taraflar arasında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olduğu,
tanık anlatımlarında dava konusu bağımsız bölümün davalı ... tarafından ailesi ile kullanıldığının, taşınmazın olduğu binayı davalı ...'e ait şirketin yaptığının, o dönemde nakit sıkıntısı ve ekonomik zorluklar nedeniyle kredi ihtiyacının olduğunun, bu nedenle taşınmazın davacıya devredilip kredi kullanıldığının belirtildiği, buna göre davacının davalı ...'e ait taşınmazı kredi kullanımı için üzerinde tuttuğu, daha sonra davalının talebi ile ona devri için vekaletname verdiği, davacının vekaletnamenin hile ile alındığı yönünde herhangi bir ispata yarar delilinin bulunmadığı,
davacının söz konusu vekaletnameyi kendi irade ve isteği ile davalı ...'e verdiği, davalı ...'in kendisine ait taşınmazda istediği şekilde tasarrufta bulunabileceği, taşınmazı da diğer davalı yeğeni... ile yaptığı inanç sözleşmesi ile ona devrettiği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 20.01.2022 tarihli ve 2021/687 E. - 2022/475 K. sayılı kararı ile; "...Somut olayda, davacı vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla eldeki davayı açmış, davalılar ise inançlı işlem savunmasında bulunmuşlardır. Davalı ... tarafından davacı ile yapılmış yazılı bir inanç sözleşmesi sunulamamış ise de. HMK’nın 202. maddesi uyarınca delil başlangıcı bulunması halinde inançlı işlemin ispatı için tanık dinlenebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Davacı tarafından çekilen ve teminat olarak ipotek tesis edilen kredi borçlarının davalı ... tarafından davalı ... adına ödendiği savunularak dekontlar sunulmuş, nitekim Mahkemece de ilgili bankadan dekontlar getirtilmiştir.
Ne var ki, davacının anılan kredi ödemelerinin kiraya mahsuben yapıldığı yönündeki iddiası araştırılmadığı gibi dekontlar üzerinde gerekli inceleme yapılarak delil başlangıcı olup olmadığı değerlendirilmeden sonuca gidilmiş olması ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından vekaletnamenin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, ödemelerin hangi tarihlerde kim tarafından ne şekilde ve hangi sebeple yapıldığının tespit edilmesi, anılan ödemelerin taşınmazın kredi borcuna istinaden yapıldığının tespiti halinde delil başlangıcı olacağı kabul edilerek inançlı işlemin varlığına yönelik diğer delillerin toplanılması ve usulünce bildirilen tanıkların temlikin inanç sözleşmesi kapsamında yapılıp yapılmadığı hususunda tekrar dinlenilmesi, sonucunda inançlı işlemin varlığına kanaat edinilmesi halinde davanın şimdiki gibi reddine karar verilmesi,
aksi halde vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle davanın kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 12.08.2008 tarihinde kat irtifakı tesisi ile... İnşaat Taahhüt Turizm Gıda ve Hay. San. Tic. Ltd. Şti. adına tescil edildiği, davalı ...'nın davacının kız kardeşi olan ... ile evli olduğu, davalı ...'in ise ...'nın yeğeni olduğu, .... İnşaat Taahhüt Turizm Gıda ve Hay. San. Tic. Ltd.
Şti.'nin öncesinde davalı ...'nın abisinin oğlu ... adına kayıtlı olduğu, eski ortakları arasında davalı ...'in eşinin de olduğu, tanık anlatımları uyarınca şirketin gerçek sahibinin ve finansmanını sağlayan kişinin davalı ... olduğu, taşınmazın olduğu binayı bu şirketin yaptığı, resmi senetlere göre taşınmazın olduğu binada davalı ...'nın başka bağımsız bölümler de sattığı, çekişmeli taşınmazın 27.12.2012 tarihinde satış yoluyla ... adına tescil edildiği, 10.01.2013 tarihinde Türkiye Vakıflar Bankası tarafından taşınmaz üzerine 375.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiği, banka kredi borçlarını davalı ...'nün ödediği, kendisinin ...
Giyim Konfeksiyon İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin muhasebe müdürü olduğu, eşinin şirketin ortağı olduğu, şirketin müdürünün 20 yıl süreyle 28.03.2016 tarihinde davalı ... olarak belirlendiği, davacının Büyükçekmece ...
Noterliğinin 26.05.2017 tarihli ve 09614 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vekaletnamesi ile dava konusu taşınmazın satışı için ...'yı vekil tayin ettiği, bunun taraflar arasında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olmadığının Yargıtay bozma ilamında tespit edildiği, ... tarafından yapılan kredi ödemelerinin ve kira ödemesine mahsuben yapıldığını ispat yükünü üzerinde taşıyan davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçerek ispat yükünü yerine getirmediği, bu haliyle açıklama içermeyen kredi taksitlerinin ödenmesine ilişkin dekontların delil başlangıcı niteliğinde olduğu,
davalı tanıklarının anlatımlarında dava konusu bağımsız bölümün davalı ... tarafından ailesi ile kullanıldığının, taşınmazın olduğu binayı davalı ...'e ait şirketin yaptığının, o dönemde nakit sıkıntısı ve ekonomik zorluklar nedeniyle kredi ihtiyacının olduğunun bu nedenle taşınmazın davacıya devredilip kredi kullanıldığının belirtildiği, buna göre davacının davalı ...'e ait taşınmazı kredi kullanımı için üzerinde tuttuğu, daha sonra davalının talebi ile ona devri için vekaletname verdiği, davacının vekaletnamenin hile ile alındığı yönünde herhangi bir ispata yarar delilinin bulunmadığı,
davalı ...'nın davacı ile aralarındaki inanç sözleşmesini ispat ettiği, ancak davacı tarafın vekalet görevinin kötüye kullanılması yönündeki ve buna bağlı olarak ödemelerin kiraya mahsuben yapıldığını ispat yükünün gereğini yerine getirmediği, bu konuda bozmadan sonra davacı tarafın yeni delil ikamesine davalı tarafça muvafakat edilmediği ve bozma ilamında davacı tanıklarının dinlenip dinlenmeyeceği hususunda açıklık bulunmadığı için usuli kazanılmış hak nedeni ile davacı tanıklarının dinlenmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile.
Yerel Mahkemece bozma kararına aykırı olacak şekilde, bozma kararında belirtilen hiçbir incelemeyi yapmadan önceki kararını tekrar ederek önceki gerekçelerle ve süreçle bağlı olacak şekilde davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma kararına uyulmakla bozmada belirtilen şekilde işlem yapılması gerektiğini, Mahkemenin bozma kararının içeriğini anlamadığını, nasıl bir uyma kararı vereceği konusunda bir gerekçe belirleyemediğini ve bu surette önceki kararını gerekçelendirmekle yetinerek direnme niteliğinde bir karar verdiğini,
ödeme dekontları ve banka kredi bilgilerinin tamamının davanın başından beri davacının delilleri olduğunu, tanık delilinin süresinde sunulduğunu, yargılamayı uzatmadığı müddetçe duruşmada hazır olması halinde tanıkların dinlenmesi gerektiğini, buna rağmen Mahkemece tanık dinleme hakkında karar verilmediğini ve karar celsesinde tanık dinlemeyeceğini belirterek olası tanıkların dinlenmesi haklarını ortadan kaldırdığını,
davalı tarafın müvekkili ile aralarında inanç sözleşmesi olduğu iddiasının yazılı delil ile ispat şartına tabi olmasına ve bu hususun bozma ilamında belirtilmesine rağmen bu konuda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, müvekkili tarafından sunulan ilgili banka onaylı dava konusu taşınmaz kredisi ödemelerini gösterir tablonun bozma ilamı gereğince sunulduğunu ve yeni bir delil olmayıp daha önce dosyada mübrez ödeme dekontları olmasına rağmen değerlendirmeye alınmamasının doğru olmadığını,
davalı taraflarca yapılan kredi ödemelerinin kiraya mahsuben yapıldığı hususunun açıkça ortaya konulmuş olmasına rağmen Yerel Mahkemece bu konudaki ispat yükünün yerine getirilmediği yönündeki tespitin de hatalı olduğunu, Yargıtay bozma kararında temlikin inanç sözleşmesi kapsamında yapılıp yapılmadığı hususunda usulünce bildirilen tüm tanıkların tekrar dinlenilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen Yerel Mahkemece tanıkların dinlenmediğini, kredi ödemelerinin bir kısmının davacı tarafından yapıldığına ilişkin hususların değerlendirilmediğini,
davalı ...'in hileli bir şekilde aldığı vekaletnameyi kullanarak muvazaalı şekilde taşınmazı devrettiğini, davalı ...'in taşınmaz için bir bedel ödemediğini ikrar ettiğini, davalı tanıkların bozma ilamı öncesi beyanlarının bozma sonrasında aynen kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira inanç sözleşmesi bakımından tanık olmadıklarını açıkça beyan ettiklerini, inanç sözleşmesi iddiasının davalı taraflarca ispatlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, ablasının eşi olan davalı ...’i Büyükçekmece 10. Noterliğinin 26.05.2017 tarihli ve 9614 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği, davalı ...’in de anılan vekaletname ile dava konusu 447 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 15 numaralı bağımsız bölümü yeğeni olan diğer davalı ...’e satış suretiyle 05.06.2017 tarihinde temlik ettiği, 10.01.2013 tarihinde Türkiye Vakıflar Bankası lehine taşınmaz üzerine 375.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 264,50 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/4035, K. 2025/2403, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama