KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1593 E., 2025/3921 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/88 E., 2023/1198 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/21 E., 2021/329 K.
Karar Metni
1.277 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde, belli edilen günde gelmedikleri anlaşıldı. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; .. ili, .. ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 38... , 15, 1 25... , 1 29... , 52, 61, 1 41... parsel sayılı taşınmazların müşterek murislerinden intikal etmesine rağmen davalılar adına kayıtlandığını, daha önce aynı taleple açtıkları davadan davalılarla anlaşmaları sonucunda vazgeçtiklerini ancak anlaşma şartlarının sağlanmadığını, davadan feragate yönelik iradelerinin bulunmadığını, bu nedenle davada kesin hüküm oluşmayacağını belirterek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescilini, çekişmeli parseller DSİ tarafından baraj nedeniyle kamulaştırılmışsa arazi bedellerinin hisseleri oranında davacılara ödenmesini, ödeme mümkün değilse tenkisini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/95 Esas sayılı dava dosyası nedeniyle davada kesin hüküm bulunduğunu, bahsi geçen davada feragat nedeniyle red kararı verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacıların iddialarının gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çekişmeli taşınmazların davalıların zilyetliğinde bulunduğunu, kadastro işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazlar için daha önce Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/95 Esas sayılı dosyası ile tarafları ve mahiyeti aynı olacak şekilde dava açıldığı, davanın feragat nedeniyle 28.06.2019 tarihinde reddedildiği ve bu kararın 10.09.2019 tarihinde kesinleştiği, HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1/i bendine göre aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında daha önceden görülen tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/95 Esas sayılı dava dosyasının hükmünün kesinleştiği, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesi gereğince kesin hüküm koşullarının oluştuğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalılara karşı dahan önce açılan davada anlaşma sebebiyle davadan vazgeçilmek istendiğini, vekile davadan feragat yönünde herhangi bir talimat verilmemesine rağmen vekilin davadan feragat ettiğini, davacıların iradesinin davadan vazgeçilip davanın takipsiz bırakılması yönünde olduğunu, davadan feragat ile davanın geri alınmasının sonuçlarının birbirinden farklı olduğunu, Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, istinaf taleplerinin de reddedilmesi ile davacıların mağdur olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 29... parsel, 1 41... parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına, 1 29... parsel sayılı taşınmaz müştereken davalılar ... ve ... adlarına, 1 38... , 15 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına, 1 25... parsel, 1 29... parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Duruşmaya katılan olmadığından duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-MUHALEFET ŞERHİ-
Dava, kadastro öncesi hakka dayalı tapu iptali - tescil, tazminat ve tenkis istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin kesin hüküm nedeniyle usulden ret kararına yönelik davacıların istinaf talebi esastan reddedilmiştir.
Bilindiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/647 Esas, 2022/1683 Karar sayılı ve 08.12.2022 tarihli kararında da yer verildiği üzere;
Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan kanun yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (HMK m. 361). Kanun yolu açık olan bir karar, kanun yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse artık bu hükme karşı olağan kanun yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nın 303/1. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır.
Somut olayda, kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/95 Esas, 2019/288 Karar sayılı kararına esas dosyadan, davacılar ... ve .. ... vekili Av. ... .. imzalı 18.03.2019 tarihli dilekçeyle davalılar ..., .. ve ...’e karşı ... köyünde bulunan 8 parça taşınmaz için kadastro öncesi nedene dayalı olarak iptal-tescil, tazminat ve tenkis talepli olarak dava açıldığı, dilekçe ekinde sadece ...’ın vekaletnamesinin bulunduğu, ...’nin vekaletnamesinin bulunmadığı, nitekim dava dilekçesinin “ekler” bölümünde de “onanmış vekaletname örneği” bulunduğu belirtilerek tekil ifade kullanıldığı,
davacılar ... ve ...’nin 29.05.2019 tarihinde “Davadan vazgeçiyoruz. Avukatımızdan dosyanın geri çekilmesini talep ediyoruz.” şeklinde dilekçe verdikleri, davacılar vekili olarak dilekçe veren Av. ... ...’ın da “Müvekkillerim 29.05.2019 tarihinde şahsıma gelerek vazgeçme beyanında bulunmuşlardır.
Bu beyan çerçevesinde davadan feragat ediyoruz.” şeklinde talepte bulunduğu, bu dilekçeye istinaden mahkemenin 28.06.2019 tarihinde “ Davanın feragat nedeniyle reddine” karar verdiği, bu kararın davalı asillere ve “davacı ... vekili Av. ... ...’a” tebliğ edildiği ancak davacı ...’ye tebliğ edilmeden 10.09.2019 tarihi itibariyle kesinleştirme şerhi yazıldığı, dava açılırken verilmeyen davacı ...’ye ait vekaletnamenin sonraki aşamada da mahkemeye sunulmadığı, gerekçeli karar ...’ye tebliğ edilmediği gibi Av. .. ...’a yapılan tebligatta da muhatap olarak sadece “davacı ... vekili” yazdığı anlaşılmaktadır.
Davacıların ilk davada verdikleri 29.05.2019 tarihli dilekçedeki iradelerinin ve dilekçe içeriğinin nasıl yorumlanması gerektiği, davadan vazgeçme ve feragat müesseselerinin hukuki mahiyetleri ve uygulama koşullarının ne olduğu ile davacı ... vekili olduğunu söyleyen avukatın davadan feragat beyanında bulunabilmesi için özel yetki sahibi olması gereği bir yana, dosyada hiçbir zaman vekaletnamesi olmadan feragat beyanında bulunmuş olması ilk kararın temyizi halinde tartışılacak hususlardır.
Ancak bilindiği gibi mahkemelerin yaptığı kesinleştirme işlemi yargısal bir faaliyet olmayıp idari bir işlem olduğundan bu idari işlemde yanlışlık ya da eksiklik olduğunun anlaşılması halinde her idari işlem gibi kesinleştirme işleminin de geri alınması ya da düzeltilerek değiştirilmesi mümkündür.
Somut olayda davacı ...’ye ya da yasal vekiline gerekçeli karar tebliğ edilmeden yapılan kesinleştirme işleminin yanlışlığı ortada olup, asliye hukuk mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz süreci kararın tebliği ya da usulsüz tebliği halinde öğrenmeden itibaren başlayacağından ..’nin karara karşı temyiz hakkı devam etmektedir.
Şekli anlamda kesinlik, maddi anlamda kesin hükmün ön şartı olduğuna göre 2019/95-2019-288 sayılı “feragat nedeniyle ret” kararının temyize konu dosyada davacı ... hakkında kesin hüküm oluştuğunu söyleyebilmekte mümkün görünmemektedir.
Hal böyle olunca; davacı ... hakkında verilen ret kararı doğru olmakla birlikte, davacı ... hakkında usulen verilip kesinleşen bir hüküm olmadığı, dolayısıyla davanın “kesin hüküm” nedeniyle reddinin yanlış olduğu kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun davacı ... hakkındaki ret kararına yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1593, K. 2025/3921, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama