KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1675 E., 2025/3715 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/990 E., 2023/1633 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/255 E., 2022/565 K.
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının Samsun ili, ... ilçesi, ... köyü 1 37... ve 2, 1 38... ve 2, 1 39... , 2, 3 ve 4, 1 40... ve 2 parseller ile 2 70... parsel sayılı taşınmazları dava dışı ... ... satın aldıktan sonra 20 yılı aşkın uzun süre malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurarak kullandığını, taşınmazların davacıya ait olmasına rağmen gelir kaynağı sağlamak gayesiyle tamamen iyi niyetle, kendisinden bir hayli küçük olan davalı kardeşlerine 1/3'er payını verdiğini, taşınmazların bu şekilde paylı olarak kullanıldığını, 1995 yılından sonra İstanbul'a gittiği için kendi taşınmaz paylarının kullanımını davalılara icar karşılığı verdiğini,
2009 yılı içerisinde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde, davacının İstanbul'da yaşamasından istifade eden davalıların taşınmazları tapuda kendi adlarına tescil ettirdiklerini ileri sürerek taşınmazların 1/3'er paylarının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; tarafların babaları ...'in ölümünden sonra mirasın kız kardeşlerin de rızası ile taksim edildiğini, dava konusu yerlerin taksim sonucu davalılara kaldığını, 1987 yılından itibaren nizasız fasılasız şekilde davalıların zilyetliğinde bulunduğunu, davacıya ise ... köyü .. Mahallesinde yer alan tüm taşınmazların verildiğini, davacının bu taşınmazları 3. kişilere satıp İstanbul iline göç ettiğini, iddiaların asılsız olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli ve 2012/319 Esas, 2018/264 Karar sayılı kararıyla, iddianın sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2018 tarihli ve 2018/1574 Esas, 2018/1615 Karar sayılı kararıyla, kısa karar ile hüküm arasında çelişki olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin nedenler incelenmeksizin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın Mahalli Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli ve 2019/33 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararı ile, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/2078 Esas, 2019/2330 Karar sayılı kararıyla, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yetersiz olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren Yerel Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; dava dışı .. ve .. murisin terekesinden paylarının verildiği, Çarşamba .... ..... 03.11.1970 tarihli ve 692 yevmiye numaralı satış senedinde sınırları tarif edilen taşınmazlar ile dava konusu taşınmazların sınırlarının örtüştüğü, taşınmazın dava dışı .. ... satın alındığı zamanlarda muris ile oğullarının (davanın tarafları) hesaplarının ortak olduğu, taşınmazın muris ... terekesi nam ve hesabına alındığı, bu nedenle taşınmazın davacının payına isabet eden kısmında davalıların fer'i zilyetliklerinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
. 31.08.2022 tarihinde icra edilen keşifte dinlenilen mahalli bilirkiş.... ... ile ... .... beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, çekişmeli taşınmazların muris ... tarafından satın alındıktan sonra davalılara bağışlandığı, zilyetliklerinin de teslim edildiği, böylelikle davacının terekeden kalma bir hakkının kalmadığı, ayrıca davacının, taşınmazların tereke malı olmadığı,
üçüncü kişiden kendi nam ve hesabına satın aldığı iddiası da dikkate alındığında taşınmazların tereke malı olmayacağı ve bu haliyle el birliği mülkiyete tabi olmayan taşınmazların mülkiyetinin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılabileceği, taşınmazlarda davacının ve hatta ortak muris ...'in zilyetliğinin bulunmadığı, aksine davalılar tarafından satın alındığı tarihten itibaren 60 yıldır sadece davalıların zilyetliğinin bulunduğu,
13.10.2021 tarihli keşifte dinlenilen davacı tanığı ... ile davalı tanığı ... .... çekişmeli taşınmazları işlemekten elde ettikleri paradan davacıya vermediklerini beyan ettikleri, buna göre davalıların zilyetliğinin de asli zilyetlik olduğu,
davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmazların mülkiyetini edinme koşullarının gerçekleştiği, davanın reddine karar verilmesi gerekir iken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları yinelemiş, dosyada yer alan tüm deliller değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyaya sunduğu 03.11.1970 tarihli satış senedinin değerlendirilmediğini, davalıların zilyetliğinin kendilerine ait pay yönünden doğrudan, davacıya ait pay yönünden ise dolaylı zilyetlik olarak devam ettiğini, dava konusu taşınmazların davacı tarafından bedeli ödenmekle birlikte o tarihlerde babaları ile hesapları bütün olduğundan taşınmazların davacı ve davalılara eşit olarak verildiğini, bu nedenle dava dilekçesi ile taşınmazın 1/3 payının iptali ile davacı adına tescilini talep ettiklerini,
ancak taşınmazların kadastro tespiti sırasında hatalı şekilde sadece davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, murise ait ayrı bir yerin satılarak ... köyünden yer alınıp kök murisin diğer eşinden olan küçük oğulları dava dışı ... ve ..... verildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'in 01.06.1981 tarihinde, eşi .... ise kendisinden sonra 01.04.1982 yılında öldüğü, geride mirasçıları olarak müşterek çocukları olan davanın tarafları ile dava dışı kızlarının kaldığı; ..... ili, ..... ilçesi, ..... köyü kadastro çalışmaları sonucu 1 37... ve 2, 1 38... ve 2, 1 39... , 2, 3 ve 4, 1 40... ve 2 parseller ile 2 70... parsel sayılı taşınmazların senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalılar adına tespit edildiği, tespitlerin itiraza uğramadan 14.07.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, davaya konu taşınmazların dava dışı 3. kişilerden tarafların murisi ... nam ve hesabına satın alındığı, murisin terekesinin ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yöntemince taksim edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıların zilyetliğinin tereke adına sürdürüldüğü kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca; davalılar terekeye göre üçüncü kişi konumunda bulunmadıklarından çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1675, K. 2025/3715, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama