KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/2482 E., 2025/4789 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1701 E., 2024/411 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/289 E., 2023/294 K.
Karar Metni
791 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı. Ordu ili, ... ilçesi, ...
Mahallesinde bulunan dava konusu 5 31... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ancak yaklaşık 6.000 metrekaresinin kendisine ait olduğunu, bu kısmı 40 yıldır ve halen kullandığını, 7.000 metrekaresinin ise dedesinden intikalen geldiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile taşınmazdaki 6.000 metrekarelik kısmın ifrazı ile yeni parsel numarası ile adına tescili, geri kalan kısmın da yeni parsel numarası verilerek muris ... adına tescili isteğiyle dava açmış,
bilahare verdiği ıslah dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ettiğini bildirip dava açılış tarihinden sonra eline geçen satış sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın tamamının babası ... tarafından satın alındığını öğrendiğini, babasının da taşınmazı kendisine bıraktığını, taşınmazın tamamını kadastro tespitinden önce ve sonrasında yaklaşık 40 yıldır kullandığını ileri sürerek taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; dava konusu taşınmazın babaları ...'ın ve sonrasında kendilerinin zilyetliğinde olup düzenli olarak ekilip biçildiğini, yasal süreler geçirildikten sonra dava açıldığını, tespitin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında dava konusu taşınmazın davacının babası ... tarafından yaklaşık 40 yılı aşkın bir süre hayvan otlatmak amacı ile kullanıldığının belirtildiği, davacının dayandığı 20.02.1963 tarih, sıra:71 sayılı tapu kaydının dava konusu parseli 3 sınırı itibariyle kapsadığı ve taşınmazın 15.05.1968 tarihli harici satış akdine göre ...'a satıldığı, ...'ın kadastro tarihinde ve dava tarihinde sağ olduğu, sağlığında davacıya bir zilyetlik devri yapmadığı, davacının da taşınmazda kendisine hasren bir kullanımının bulunmadığı, davacının kadastro tespitine itirazında haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın davacının babası ... tarafından dava dışı şahıstan satın alındığı, yaklaşık 40 yılı aşkın bir süre hayvan otlatmak amacı ile kullanıldığı, davacının babası ...'ın kadastro tarihinde ve dava tarihinde sağ olduğu, sağlığında yargılama konusu taşınmaza ilişkin davacıya bir zilyetlik devri yapmadığı, davacının da yargılama konusu taşınmazda kendisine hasren bir kullanımının bulunmadığı,
davacı açısından edinme koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı değerlendirme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, dava konusu taşınmaza taraflarınca sunulan tapu kaydı uygulanarak taşınmazı bütün olarak kapsadığının tespit edildiği göz önüne alınarak talebin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, zilyetliğin fiilen sürdürülmesinin önemli olduğunu, kullanımının niteliğinden hareket edilerek davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı ...'ın da dava konusu taşınmazları yaklaşık 40 sene önce terk ettiğini, davacının kadastro tespitinden önce yaklaşık 30-40 yıldır taşınmazlar üzerinde malik sıfatıyla zilyet olduğunu,
bu hususun mahalli bilirkişi ve tanıklar ile ispatlandığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, davacının fasılasız ve aralıksız iyiniyetli zilyetliğini yasada belirtilen sürelerden fazla bir şekilde, ekonomik amaca uygun olarak sürdürdüğünü, Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/214 Esas sayılı dosyasının eldeki dava ile bağlantısının bulunması sebebiyle her iki dosyanın birlikte değerlendirilmemesinin de doğru olmadığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro çalışmaları sonucu Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 5 31... parsel sayılı, 12.994,64 metrekare yüz ölçümlü, tarla ve bir katlı kargir ev vasıflı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildiği, ...'ın dava konusu taşınmazdaki 2500/6497 payını 19.09.2012 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı ...'a; kalan 3997/6497 payını ise 26.09.2012 tarihinde satış suretiyle ve 1/3'er paylarla diğer davalılar Bahtiyar Karaduman, ... ve ...'a devrettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2482, K. 2025/4789, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama