KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/4028 E., 2025/4220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/424 E., 2024/1213 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/199 E., 2023/578 K.
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; muris ...’ın maliki olduğu 2523 ada 46 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma akdi ile 02.02.2018 ve 03.05.2018 tarihlerinde davalıya devrettiğini, davacının murisin tek mirasçısı olup kendisine taşınmazın intikal etmemesi için devrin yapıldığını, 89 yaşında olan murisin depresyon ve anksiyete halindeyken düzenlediği sözleşmenin davalının yanlış yönlendirmesi ile imzalandığını, bakıcıları tarafından bakımı yapılan, sürekli evinde yardımcısı bulunan ve sağlık yönünden tedavisi ile ilgilenilen murisin ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapmasının makul karşılanamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; ölünceye kadar bakma akdinden doğan bakım ödevini yerine getirdiğini, ölünceye kadar bakım sözleşmeleri ivazlı akitlerden olup tenkis hükümlerinin uygulanamayacağını, devirdeki amacın mal kaçırmak olmayıp bakımın yapılması olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; murisin işlem tarihlerinde ehliyetli olmadığı gerekçesiyle davanı kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan alınan rapor ile ehliyetsizlik iddiasının sabit olduğu, kamu kurumu olan üniversite hastanesi sağlık raporları, tıbbı belgeler ve dosya kapsamı esas alınarak tanzim edilen adli tıp raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, bu aşamada tanık dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı gözetilerek kararda isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; alınan Adli Tıp raporunun esasa dayanak yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının eşinin çalıştığı hastaneden alınan el yazısı ile hazırlanmış sağlık raporunun tarafsızlığının şüpheli olduğunu, davacının murisin “depresyon ve anksiyete” hastalıkları nedeniyle hiçbir girişimde bulunmadığını, murisin ölümünden sonra açılan dava ile murisin ehliyetli olduğu, bakım ve gözetim hizmetlerinin kendi ağzından teyidinin önlenmesinin amaçlandığını, akitlerin murisin sağlığının yerinde görülerek şekle ve mevzuata uygun şekilde düzenlendiğini, tanık beyanları ile de savunmasının kanıtlanacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1930 doğumlu ...............’ın 31.01.2019 tarihinde ölümü ile geride evlat edindiği davacı ...’in mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 2523 ada 46 parselde bulunan 9 nolu bağımsız bölüm muris adına kayıtlıyken 02.02.2018 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle 1/4 payının, yine 03.05.2018 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bakiye 3/4 payının muris tarafından davalıya devredildiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 31.05.2023 tarihli raporu ile murisin temlik tarihleri olan 02.02.2018 ve 03.05.2018 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4028, K. 2025/4220, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama