KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4110 E., 2026/1924 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2026
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/620 E., 2025/106 K.
- İlk derece mahkemesi
- Savur Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/305 E., 2021/485 K.
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 68... ve 28 parsel sayılı taşınmazların yapılan kadastro çalışması neticesinde 16.07.2009 tarihinde Maliye Hazinesi adına tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı; dava konusu taşınmazların dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını, ancak kadastro tespiti esnasında Hazine adına tescilinin yapıldığını ileri sürerek taşınmazların tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Asli müdahale talebinde bulunanlar; dava konusu taşınmaz üzerinde su kuyuları ve su kanalları bulunduğunu, bunların kendilerine ait olduğunu, bunun dışında aşağıda kalan yerlerin davacıya ait olduğunu savunmuşlardır.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Savur Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; imar-ihyanın tamamlandıktan sonra 20 yıl zilyet olma şartının sağlanmadığından davanın reddine, asli müdahiller yönünden ise Hazineye ait taşınmaz üzerine işgal suretiyle herhangi bir yapı yapılmasının yapıyı yapanlara herhangi bir tescil hakkı tanımayacağı, taşınmazlar üzerindeki kuyuların köy kurulmadan evvel yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;
dava konusu 1 68... parselde 1952, 19 73... yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetin bulunmadığı, 2002, 20 12... yıllarına ait hava fotoğraflarında ise tarımsal faaliyetin bulunduğu.
1 68... parselde 1952, 1973, 1984, 2002, 20 12... yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetin bulunmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre keşif tarihi itibariyle taşınmazların taşlık-kayalık olduğu, tarımsal faaliyetin yapılmadığı, ayrıca uzun süredir kullanılmadığı, teraslama yapılmadığı yani imar-ihya yapılmadığı, zirai olarak tarım yapılacak arazi olmadığı belirtildiğinden taşınmazların tespit tarihi olan 2009 yılından önceki tarihlerde kullanım ve tasarrufa konu olmadığı, bu haliyle bilimsel verilerle desteklenmeyen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar etmenin mümkün bulunmadığı,
tespit tarihi itibariyle davacı lehine kazanım koşulları oluşmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle kadastro tespitinin 16.07.2009 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 16.09.2019 tarihinde açıldığı,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4110, K. 2026/1924, 11 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama