KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2023/11377 E., 2023/7915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/953 E., 2022/755 K.
- Suç
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
936 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2016 tarihli ve 2015/339 Esas, 2016/308 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 Sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına , tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2016 tarihli ve 2015/339 Esas, 2016/308 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.11.2021 tarihli ve 2020/18189 Esas, 2021/11351 Karar sayılı kararı ile;
" 1. Soruşturma dosyasının; sanığın soruşturma aşamasındaki beyanının, ele geçirilen suç konusu madde ile ilgili raporun, olay tutanağının aslı veya onaylı fotokopisinin dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, bu belgelerin aslı veya onaylı örneğinin getirtilerek denetime imkan verecek şekilde bu dosya içerisinde bulundurulması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye,
7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de.
Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından.
Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme
karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,"
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası yapılan yargılama ile Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2021/953 Esas, 2022/755 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 22.10.2022 tarihli dilekçesi ile "duruşmalara katılmadığı ve savunma yapamadığını" beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
"Bozma ilamı, sanık savunması, uzmanlık raporu, sanığın adli sicil ve nüfus kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmeye göre.
Tokat Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 03.04.2015 tarihli yazısında; adı geçen şahsın vakıa sorumlusu ile olan aylık görüşmesine gelmesi hususunda 12.01.2015 tarihinde tebliğ yapıldığı, Şubat ayı vakıa görüşmesine gelmediği tespit edildiğinden uyarılmasına karar verildiği ve kararın yükümlüye 09.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, Mart ayı vakıa sorumlusu ile olan görüşmesine gelmediği ve Tokat Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından gönderilen 02.04.2015 tarihli raporda tedavi programına uyumsuz olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Mahkememizin 2014/160 Esas, 2014/462 Karar sayılı dosyasında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli olarak serbestliğine karar verildiği, dosyanın kesinleşmesi sonrası denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği, sanığın 12.01.2015 tarihinde yapılan tebligata rağmen Şubat ayı vakıa görüşmesine katılmadığı, bu sebeple hükümlü hakkında alınan uyarı kararının 09.03.2015 tarihinde tebliği edildiği,
yükümlünün Mart ayı vakıa sorumlusu ile olan görüşmesine de gelmediği ve Tokat Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından gönderilen 02.04.2015 tarihli raporda tedavi programına uyumsuz olduğunun ifade edildiği anlaşıldığı," gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Teknik yöntemlerle uyuşturucu madde kullandığı tespit edilmeyen sanığın, aleyhinde yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada, 23.09.2013 tarihinde bulunduğu yerin 2-3 metre yakınında yere atılmış vaziyette bulunan uyuşturucu maddeyi kullanmak için üzerinde bulundurduğunu ve görevlileri görünce yere attığını söylemek suretiyle ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle hakkında etkin pişmanlıkla ilgili 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/11377, K. 2023/7915, 20 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama