KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2023/13434 E., 2024/24253 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Hükümlü
- ...
- Suç
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Karar Metni
1.134 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2023/1557 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58530 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58530 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 21.07.2013 tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2015 tarihli ve 2014/638 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararıyla 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanunun 191. maddesi ve 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddesi dikkate alınarak sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza miktarına göre, 5271 sayılı Kanunun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 19.03.2015 tarihinde kesinleştiği,
Bu itibarla, sanığın incelemeye konu 04.03.2017 tarihli eyleminin, Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlali olarak değerlendirilmesi gerektiği cihetle, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle ihlal olarak nitelilendirilen ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmemesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
A. Şüpheli hakkında, 04.03.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2017 tarihli ve 2017/20103 Soruşturma, 2017/6360 Esas, 2017/5843 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Gaziosmanpaşa 16.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma
istemine konu 24.09.2018 tarihli ve 2017/325 Esas, 2018/369 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Gaziosmanpaşa 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2015 tarihli ve 2014/638 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
1. Sanığın 21.07.2013 tarihli aynı nev'i eyleminden dolayı Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2013 tarihli ve 2013/12242 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
2. Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2015 tarihli ve 2014/638 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 19.03.2015 tarihinde kesinleştiği,
3. Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Gaziosmanpaşa 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/451 Esas, 2021/27 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği,
4. Sanığın istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/2879 Esas, 2022/2442 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
C. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin ikinci fıkrasında yer alan.
"Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine
düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Somut olayda, sanık hakkında daha önceden Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2015 tarihli ve 2014/638 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 19.03.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin ikinci fıkrası uyarınca verildiği,
buna göre, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 04.03.2017 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden,
sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan;
Sanığın 04.03.2017 tarihli eylemini, Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 19.03.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli sayılabileceği,
kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilip açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için Gaziosmanpaşa 11 Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince 04.03.2017 tarihli eylem nedeniyle "düşme" kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; zaten ihbarda bulunulduğu ve Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/451 Esas, 2021/27 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar
verildiği, kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/2879 Esas, 2022/2442 Karar sayılı "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı ile kesinleştiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
D. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Gaziosmanpaşa 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli ve 2017/325 Esas, 2018/369 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/13434, K. 2024/24253, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama