Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/17498 E. , 2025/4749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/71 E., 2023/254 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin y
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/17498 E. , 2025/4749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/71 E., 2023/254 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 07.04.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2023/16022 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102303 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102303 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın 30/12/2020 tarihli kullanmak amacıyla eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12/03/2021 tarihli ve 2021/37758 soruşturma, 2021/1379 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesini takiben, sanığın erteleme süresi denetim yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17/02/2022 tarihli ve 2021/37758 soruşturma, 2022/8240 esas, 2022/5930 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, sanığın kamu davasına konu eyleminden önce işlediği 17/11/2020 tarihli eyleminin erteleme kararının ihlali sayılamayacağı, ancak zincirleme suça sebebiyet vereceğinin belirtildiği, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2022 tarihli kararı ile sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, Anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21/12/2022 tarihli kararı ile sanığın 17/11/2020 tarihli eylemi nedeniyle ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin olarak geçerli bir arama kararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve 17/11/2020 ve 31/12/2020 tarihli eylemlerinin tek suç olarak kabul edilerek temel cezanın teşdiden belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ise 17/11/2020 tarihli olaya ilişkin olarak usulüne uygun olarak verilmiş bir arama kararı bulunmadığı, bu nedenle söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği anlaşılmakla; Sanığın 17/11/2020 tarihli eyleminin 30/12/2020 tarihli eylemi nedeniyle verilen 12/03/2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olmadığı, sanık hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiği anlaşılmakla, yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 31.12.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2021 tarihli ve 2021/37758 Soruşturma, 2021/1379 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süre ve merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüpheli hakkında, 17.11.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2021 tarihli ve 2021/89465 Soruşturma sayılı "Yetkisizlik" kararı üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2021 tarihli ve 2021/134343 Soruşturma, 2021/5837 Karar sayılı kararı ile soruşturma dosyasının 2021/37758 soruşturma numaralı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, C. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2022 tarihli ve 2021/37758 Soruşturma, 2022/8240 Esas, 2022/5930 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianame içeriğinde 17.11.2020 tarihli eylem ile ilgili olarak "şüphelinin bu eylemini erteleme kararının tebliğinden önce işlediği, bu nedenle bu eyleminin erteleme kararının ihlali sayılamayacağı, ancak suçun zincirleme şekilde işlenmesine sebebiyet vereceği" hususunun belirtildiği, D. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.09.2022 tarihli ve 2022/188 Esas, 2022/644 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 43. ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarihli ve 2022/3231 esas, 2022/4978 sayılı kararı ile "17/11/2020 tarihli suça ilişkin tutanakta arama kararına istinaden yapılan üst ve eşya aramasından sanığın ayakkabısı içerisindeki uyuşturucu maddenin ele geçirildiğinin belirtildiği, ancak dosya içerisinde herhangi bir arama kararı bulunduğu anlaşılmakla olaya ilişkin hakimlik veya gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen adli arama kararı veya olay yeri ve suç tarihini kapsayacak şekilde verilmiş önleme araması kararı bulunup bulunmadığı da tespit edilip, var ise aslı yada onaylı örneği dosyaya eklenmek suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, Kabule göre de; 1-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 03/10/2022 tarih ve 2022/16 esas, 2022/9808 sayılı kararında, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen suçların tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği", Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27/06/2022 tarih ve 2021/19920 esas, 2022/8406 sayılı kararında, " 21.12.2014 tarihli eylemin 14.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden işlendiği dolayısıyla 09.03.2014 ve 21.12.2014 tarihli eylemlerin tek suç olması, 26.05.2015 tarihli eylemin de ihlal kabul edilmesi nedeniyle sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi " gerektiğine dair değişen içtihatları dikkate alınarak, sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlediği 17/11/2020 ve 31/12/2020 tarihli suçlarının tek suç kabul edilerek temel cezanın teşdiden belirlenmesi yerine sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olması," gerekçesi ile bozulduğu, E. İstinaf bozma kararı üzerine, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.03.2023 tarihli ve 2023/71 Esas, 2023/254 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. F. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6 maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. G. Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.12.2020 tarihli eylemi nedeniyle verilen 12.03.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye 22.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 17.11.2020 tarihli eylemin ise erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmesi nedeniyle soruşturma dosyasının birleştirildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı için erteleme kararının 04.06.2021 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2022 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, sanığın kamu davasına konu eyleminden önce işlediği 17.11.2020 tarihli eyleminin erteleme kararının ihlali sayılamayacağı, ancak zincirleme suça sebebiyet vereceğinin belirtildiği, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli kararı ile sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarihli kararı ile sanığın 17.11.2020 tarihli eylemi nedeniyle ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin olarak geçerli bir arama kararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve 17.11.2020 ve 31.12.2020 tarihli eylemlerinin tek suç olarak kabul edilerek temel cezanın teşdiden belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ise 17.11.2020 tarihli olaya ilişkin olarak usulüne uygun olarak verilmiş bir arama kararı bulunmadığı, bu nedenle söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; Dairemizin yukarıda yer verilen yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan farklı tarihlerde işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiğinden, tek suça esas olan bir eyleminin sübut bulmadığının kabul edilmesi halinde, bu hususun gerekçeli kararda belirtilerek alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi yapılmadığının belirtilmesi gerektiği, somut olayda ise, 17.11.2020 tarihli eyleminin 12.03.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenmesi nedeniyle zincirleme suça esas kabul edilemeyeceği gibi ihlâl olarak da kabul edilemeyeceği, dosya kapsamında 31.12.2020 tarihli eylemi nedeniyle verilen 12.03.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine kaldırılarak 17.02.2022 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, dolayısıyla Mahkemece 31.12.2020 tarihli eylemin sübut bulup bulmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşip kesinleşmediği ve 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a. maddesi uyarınca ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması ve yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, "17.11.2020 tarihli eyleme ilişkin olarak usulüne uygun olarak verilmiş bir arama kararı bulunmadığı, bu nedenle söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden" bahisle yazılı şekilde durma kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2023 tarihli ve 2023/71 Esas, 2023/254 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde karar verildi.