Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/296 E. , 2025/7648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/698 E., 2022/1012 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durmasına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sinop 1. Asliye Ceza Mahkemesinin
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/296 E. , 2025/7648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/698 E., 2022/1012 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının durmasına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sinop 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 22.12.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.11.2023 tarihli ve 2023/8237 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB-2023/128795 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2023 tarihli ve KYB-2023/128795 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Her ne kadar Sinop 1. Asliye Ceza Mahkemesince, 16/05/2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın tebliğ edildikten sonra kesinleşmesi beklenmeden denetimli serbestlik işlemlerine başlanıldığından erteleme kararının henüz kesinleşmediği, bu haliyle de denetim süresi başlamadığı ve kovuşturma şartının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/05/2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın 30/05/2019 tarihinde şüpheli ile aynı konutta kalan yakınına tebliğ edilip itiraz edilmeyerek kesinleştiği ve bu kesinleşme ile birlikte artık 5 yıllık erteleme süresinin başladığı anlaşılmakla; 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesinde belirtildiği üzere şüpheli denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar ederse veya aynı Kanun'un 191/4-b-c maddesinde değinildiği üzere erteleme süresi içerisinde aynı türden tekrar suç işlerse kovuşturma şartının gerçekleşmiş olacağı nazara alındığında, erteleme süresi içerisinde aynı nitelikte suç işlediği sabit olan şüpheli hakkında yalnızca bu sebepten dolayı kovuşturma şartının gerçekleşmiş olacağı ve denetimli serbestlik tedbirinin usulünce başlayıp başlamamasının bir öneminin kalmayacağı cihetle; yargılamaya devam olunarak esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 22.06.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2019 tarihli ve 2019/1564 Soruşturma, 2019/23 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, ancak tedbirin infazı için kararın kesinleşme beklenilmeden 28.05.2019 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, yükümlünün başvurarak tedbirin infazını tamamladığı, B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 15.05.2022 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, soruşturma dosyası birleştirilip erteleme kararı kaldırılarak Sinop Cumhuriyet Başsavcılığının 12.09.2022 tarihli ve 2019/1564 Soruşturma, 2022/943 Esas, 2022/747 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Sinop 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.12.2022 tarihli ve 2022/698 Esas, 2022/1012 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, "sanık hakkında verilen Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi kararının sanığa usulüne uygun tebliğ edilmeden kesinleştirildiği; bu suretle usule uygun başlamış bir denetim sürecinden bahsedilemeyeceği" gerekçesi ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 22.06.2018 tarihli eylemi nedeniyle verilen 16.05.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin bilinen en son adresi yerine farklı adrese çıkarıldığı ve bu adreste yeğenine teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden ya da ihlâl sayılan eylemden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği, dolayısıyla Mahkemece verilen "durma" kararının yerinde olduğu anlaşıldığından, Kanun yararına bozma istemi ve Tebliğname'de yer alan bozma gerekçesi yerinde görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.07.2025 tarihinde karar verildi.