Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/3175 E. , 2025/9095 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/97 E., 2016/265 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin yuka
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/3175 E. , 2025/9095 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/97 E., 2016/265 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62/1., 50/1-a. ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.01.2024 tarihli ve 2023/22776 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2024 tarihli ve KYB-2024/7313 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2024 tarihli ve KYB-2024/7313 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davrandığı cihetle İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2016 tarihli kararının kesinleşmesini müteakip aynı hususta sonradan verilen sanık hakkında açılmış kamu davasının düşürülmesine dair İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2016 tarihli ve 2016/97 esas, 2016/265 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Somut olayda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Sulh Ceza İlamat Masası tarafından gönderilen 11/02/2016 tarihli yazı gereği sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle mahkumiyetine karar verilmişse de Adalet Bakanlığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 13/10/2016 tarihli 2016/4392 sayılı yazısı gereği sanığın kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunun bildirildiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Sanık hakkında, 28.12.2011 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2012 tarihli ve 2011/49910 Soruşturma, 2012/1245 Esas, 2012/760 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Yargılama sonucunda, Kadıköy (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.06.2012 tarihli ve 2012/210 Esas, 2012/1542 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 03.07.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/636 Esas, 2014/405 Karar sayılı kararı ile sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal etmesinde geçerli bir mazereti olduğu gerekçesiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği ve kararın 10.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. Sanığın denetime uymadığından bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine yapılan yargılama neticesinde, İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.05.2016 tarihli ve 2016/97 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62/1., 50/1-a. ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği, D. Sanık müdafiinin talebi üzerine çelişki sorulduğunda, Adalet Bakanlığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 13.10.2016 tarihli 2016/4392 sayılı yazısı ile sanığın kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunun bildirilmesi üzerine bu kez İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin12.10.2016 tarihli ve 2016/97 Esas, 2016/265 Karar sayılı ek kararı, sanığın tedavi ve denetimli serbestliğe uyduğu gerekçesiyle "Mahkememizin 2016/97 Esas sayılı dosyamızdan verilmiş bulunan 2016/265 sayılı 6.000 TL. Adli Para Cezasına ilişkin kararın TÜM NETİCESİ İLE BİRLİKTE ORTADAN KALDIRILMASINA ve sanık hakkında açılmış bulunan davanın 6545 sy nın 68 nci maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nun 191/7 maddesi yollaması ile 5271 sayılı CMK nun 223/8 maddesi gereğince DÜŞMESİNE," karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli mahkûmiyet kararının kesinleşmesini müteakip sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davrandığı gerekçesiyle, kesinleşmiş mahkûmiyet kararını ek karar ile kaldırma yetkisi bulunmadığı halde, aynı hususta sonradan verilen kamu davasının düşürülmesine dair İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2016 tarihli ve 2016/97 Esas, 2016/265 Karar sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü ile birlikte aynı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi halinde aynı Kanun'un 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet Savcılığınca sadece yerine getirme fişi düzenlenmesi gerektiği, ancak somut olayda, İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/636 Esas, 2014/405 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında herhangi bir mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın, doğrudan 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği ve Adalet Bakanlığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 13.10.2016 tarihli 2016/4392 sayılı yazısı ile sanığın kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunun bildirildiği, dolayısıyla sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması nedeniyle hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devam edilerek sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. F. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/97 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanığın kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,30.09.2025 tarihinde karar verildi.