Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/4227 E. , 2025/10315 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/1387 Değişik İş Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeler
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/4227 E. , 2025/10315 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/1387 Değişik İş Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükme yönelik "yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" dair Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.08.2023 tarihli ve 2018/308 Esas, 2018/389 Karar sayılı ek kararına hükümlü tarafından itiraz edilmesi üzerine, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.02.2024 tarihli ve 2023/28572 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.04.2024 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın incelemeye konu 27/02/2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla hakkında yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 01/06/2018 tarihli iddianameyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2018 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve kararın kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, Adı geçen sanığın daha evvel 31/05/2017 tarihinde işlediği ve incelemeye konu dosya yönünden 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesine göre yasal dayanak teşkil eden aynı nev'i suçtan dolayı hakkında Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 13/11/2017 tarihli ve 2017/3920 soruşturma, 2017/621 esas, 2017/609 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkûmiyetine dair Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2018 tarihli ve 2017/453 esas, 2018/392 sayılı kararının Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/293 esas, 2018/429 sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi ile kesinleşmesini müteakip, anılan karara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 308/A maddesi gereğince itiraz edildiği, yapılacak inceleme sonucunda bozma kararı verileceğinin Mahkemesine bildirilmesi üzerine, sanık hakkında verilen mahkûmiyete ilişkin cezanın, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2022 tarihli ve 2017/453 esas, 2018/392 sayılı ek kararı ile infazının durdurulmasına karar verildiği, Yapılan incelemede, her ne kadar sanık hakkında daha evvel 31/05/2017 tarihinde aynı nev'i işlediği suç nedeniyle hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiğinden bahisle, incelemeye konu dosya yönünden 5237 sayılı Kanun'un 191/6 maddesindeki şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2018 tarihli kararına yönelik kanun yararına bozma ihbarında bulunulmuş ise de, anılan Kanun'un 191/6 maddesine yasal dayanak olan Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2018 tarihli kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, ancak 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca anılan karara karşı yapılan itirazın henüz sonuçlanmadığı anlaşılmakla, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2018 tarihli kararın bozulması halinde incelemeye konu eylemle ilgili açılan kamu davasının dayanaksız kalacağı, bu durumda Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yapacağı inceleme sonucunun neticelenmesini müteakip, sonucun Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca takibi yapılarak beklenilmesine, anılan Mahkemenin 04/10/2018 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucu bozulması halinde, sanığın 31/05/2017 ve 27/02/2018 tarihli eylemlerine ilişkin tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceği düşünülmekle birlikte; Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarihli ve 2017/2358 esas 2017/3525 karar sayılı ilâmında yer alan, ".. her iki mahkeme tarafından hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun ilk kez kanun yararına bozma yolu ile incelenmesi mümkün olmayıp, yasaya aykırı olduğu iddia edilen mahkeme kararlarına karşı başvurulacak diğer kanun yolları tükenmediğinden, yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan bu durumun CMK’nın 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilebileceği" şeklindeki açıklamalar karşısında, sonradan ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenebileceği cihetle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/308 Esas ve 2018/389 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 21.09.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2018 tarihli ve 2018/805 Soruşturma, 2018/632 Esas, 2018/512 sayılı iddianamesi ile Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, sanık hakkında daha önceden Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3920 sayılı soruşturmasında kamu davası açıldığı hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/308 Esas, 2018/389 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/1. ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün 22.11.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, 3. Yargılamanın yenilenmesi talebini değerlendiren Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.08.2023 tarihli ve 2018/308 Esas, 2018/389 Karar sayılı ek kararı ile; 5271 sayılı CMK'nın 311. maddesindeki yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin gerçekleşmediği gerekçesiyle "yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" karar verildiği, sanığın ek karara itiraz ettiği, 4. İtirazı inceleyen mercii Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.09.2023 tarihli ve 2023/1387 değişik iş sayılı kararı ile, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. Dayanak Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/453 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında 31.05.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2017 tarihli ve 2017/3920 Soruşturma, 2017/621 Esas, 2017/609 sayılı iddianamesi ile Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, 2. Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2017/453 Esas, 2018/392 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 26.12.2018 tarihli ve 2018/293 Esas, 2018/429 Karar sayılı kararı ile, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, 4. Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı CMK'nın 308/a maddesi uyarınca itiraz edilmesi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 29.11.2022 tarihli ve 2018/293 Esas sayılı kararı ile, itirazın kabulüne, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2017/453 Esas, 2018/392 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verildiği, 5. Bozmadan sonra, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli ve 2023/29 Esas, 2023/49 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın durmasına", gereği için Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, durma kararının 24.02.2023 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 6. Durma kararından sonra Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yetkisizlik kararı verilmesini takiben, suç tarihleri 31.05.2017 ve 01.06.2020 olarak gösterilerek Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2023 tarihli ve 2023/1014 Soruşturma, 2023/582 Esas, 2023/363 sayılı iddianamesi ile Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, 7. Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli birleştirme kararı ile davanın, 01.06.2020 ve 19.07.2022 tarihli suçlardan Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2022 tarihli ve 2017/2726 Soruşturma, 2022/1236 Esas, 2022/876 sayılı iddianamesi ile Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan 2022/562 Esas sayılı kamu davası ile birleştirilmesine karar verildiği, 8. Davanın, Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/562 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu, Anlaşılmıştır. C. Dosyada bulunan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının incelenmesinde, 1. Şüpheli hakkında 12.05.2017 tarihli aynı nev'i suçtan Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2017 tarihli ve 2017/1175 Soruşturma, 2017/15 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın tebliğine ve kesinleşmesine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, 2. Şüpheli hakkında 24.09.2017 tarihli aynı nev' suçtan Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2018 tarihli ve 2017/2726 Soruşturma, 2018/17 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın tebliğine ve kesinleşmesine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, yükümlülüklerine uygun davranması nedeniyle 22.03.2019 tarihinde infazın tamamlandığı, Anlaşılmıştır. D. Dosyalar kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'la değişik haline göre "iki hafta" içinde) Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Somut olayda, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan inceleme konusu kamu davasının açıldığı, doğrudan dava açılmasına dayanak gösterilen davanın da erteleme kararı verilmeden doğrudan açılmış bir dava olup Beyşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2017/453 Esas, 2018/392 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 29.11.2022 tarihli ve 2018/293 Esas sayılı kararı ile, itirazen bozulmasından sonra, Beyşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli ve 2023/29 Esas, 2023/49 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın durmasına" karar verildiği, durma kararının 24.02.2023 tarihinde kesinleşmesinden sonra, Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yetkisizlik kararı verilmesini takiben, suç tarihleri 31.05.2017 ve 01.06.2020 olarak gösterilerek Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2023 tarihli iddianamesi ile Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yine 01.06.2020 ve 19.07.2022 tarihli suçlardan Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2022 tarihli iddianamesi ile Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, her iki davanın birleştirildiği, Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/562 Esas sayılı davasının derdest olduğu, ayrıca dosya arasında 12.05.2017 tarihli ve 24.09.2017 tarihli aynı nev'i suçlardan verilmiş iki ayrı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının bulunduğu, ancak kararların tebliğine dair dosya arasında bir bilgi ve belgenin bulunmaması nedeniyle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin denetlenemediği, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava var ise davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği, Soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi üzerinden her türlü bilgisine ulaşılabilecek olan davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin, mevcut hukuki durumun yeni delil ya da olay olduğunun ileri sürülebilmesinin mümkün olmaması karşısında 5271 sayılı CMK'nın 311. ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, kanuna aykırılığın kanun yararına bozma yolu ile giderilebileceği anlaşıldığından; inceleme konusu, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan dava yönünden de kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle hukuka aykırılıkların giderilebilmesi bakımından, Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, istinaf edilmeksizin kesinleşen 06.11.2018 tarihli ve 2018/308 Esas, 2018/389 Karar sayılı kararına karşı, yukarıda belirtilen nedenle kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen nedenle, Seydişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/308 Esas, 2018/389 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.