İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/4646 Karar: 2025/14020 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/4646 K.2025/14020

10. Ceza Dairesi 2024/4646 E. , 2025/14020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2022/130 E., 2022/428 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Baş

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/4646 E. , 2025/14020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2022/130 E., 2022/428 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Baş

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/4646 E. , 2025/14020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2022/130 E., 2022/428 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince durmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 30.03.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 2022/31237 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2024 tarihli ve KYB-2024/34765 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2024 tarihli ve KYB-2024/34765 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Kanun ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, bu Kanun yürürlüğe girmeden önce işlenen suçlarda, kovuşturma aşamasına geçilmiş ise artık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği için zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği nazara alındığında, sanığın 10/03/2020 tarihinde işlediği suç nedeniyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi gereğince Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2020 tarihli ve 2020/666 soruşturma, 2020/43 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği ve erteleme süresi içerisinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğundan bahisle de kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, her ne kadar 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, bu kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun'un 231. maddesi kapsamında takdiren verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu kabul edilerek yapılan değerlendirme üzerine; Dosya kapsamına göre, her ne kadar Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2022 tarihli kararıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın doğrudan mernis adresine tebliğ edileceğinin belirtilmesi ve köy muhtarına teslim edilmesi sebebiyle tebligatın usulsüz olduğundan bahisle kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de; Somut olayda, erteleme kararının sanığın soruşturma evresinde bildirmiş olduğu bilinen son adresi olan "... Merkez/Bayburt" adresine tebliğe çıkartıldığı gibi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32/1. maddesinde yer alan, "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır." hükmü karşısında, Mahkemesince alınan savunmasında erteleme kararından haberdar olduğunu beyan eden sanığın, erteleme kararını tebellüğ etmiş sayılması gerektiği gözetilmeden, davanın esası hakkında karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 10.03.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2020 tarihli ve 2020/666 Soruşturma, 2020/43 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 27.11.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2021 tarihli ve 2020/666 Soruşturma, 2021/54 Esas, 2021/48 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C.Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2021/84 Esas, 2021/405 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve uygulanma koşulu bulunmadığı halde 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi hükmü delaletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi ile birlikte 1 yıl tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 31.03.2021 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında 31.12.2021 tarihli rapor ile uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine 15.02.2022 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek dosyanın Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/130 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, D. Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.03.2022 tarihli ve 2022/130 Esas, 2022/428 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun tebliğ edilmediği" gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince durmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 20.03.3020 tarihli eylemi nedeniyle verilen 11.06.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin sanığın bildirdiği en son adresine çıkarılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre komşusu ...'dan sorulup çarşıda olduğunu bildirmesi üzerine komşuya haber verilip haber kağıdı kapısına yapıştırılıp muhtar ...'a teslim edildiği ve sanığın Mahkemesince alınan 23.03.2021 tarihli savunmasında erteleme kararından haberinin olduğunu ve kendisine tebliğ edildiğini belirttiği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin usûlüne uygun olduğu gözetilmeksizin, uygulanma koşulları olmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi hükmü delaletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi ile birlikte 1 yıl tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilip tedaviye uymadığının bildirilmesi üzerine sanığın tedbire uymama yönündeki mazereti de araştırılmaksızın ve hükmün açıklanma koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmaksızın sanık hakkında yazılı şekilde durma kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve 2022/130 Esas, 2022/428 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla