Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/4669 E. , 2025/14472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2021/186 E., 2021/133 K. 2. 2021/341 E., 2022/53 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/4669 E. , 2025/14472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2021/186 E., 2021/133 K. 2. 2021/341 E., 2022/53 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 14.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 191/10, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 23.06.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 2023/9562 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35839 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35839 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1- Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2021 tarihli ve 2021/186 Esas, 2021/133 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 05/10/2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan dolayı Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/12/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin yükümlülüklerini ihlâl ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama neticesinde, şüpheliye gönderilen çağrı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, açılan kamu davasının durmasına dair Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli kararını müteakip, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma esnasında şüphelinin bu defa 14/12/2018 tarihinde aynı nev'iden suçu işlemesi nedeniyle 25/04/2019 tarihli iddianame ile hakkında açılan kamu davasında mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı nazara alındığında, Somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince "muhatap adresin kapalı olması sebebiyle imzadan imtina eden komşu tarafından beyan edilmiş..." şeklindeki kayıt ile 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıltıktan sonra, evrak da ilgili muhtara bırakılmak suretiyle 21/12/2017 günü tebliğ edilip, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlanarak kesinleştirildiği anlaşılmakla; Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceğinden bu haliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/02/2022 tarihli ve 2021/341 Esas, 2022/53 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; Adı geçen sanığın inceleme konusu 29/10/20 19... /02/2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemlerine ilişkin olarak yapılan soruşturmalar sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 27/02/20 20... /06/2020 sayılı iddianameleri ile açılan kamu davalarının birleştirilmesini müteakip, yapılan yargılama sonunda, Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/02/2022 tarihli ve 2021/341 esas, 2022/53 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve hükmün kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmış ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmüne yer verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, "...soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünün yer aldığı, Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2021 tarihli ve 2021/186 esas, 2021/133 sayılı sayılı kararının yukarıda yazılan gerekçelerle kanun yararına bozulması hâlinde, sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma veya bulundurma suçuna ilişkin usulüne uygun verilmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmayacağı, bundan sonra sanık hakkında verilecek ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de; Kolluk tarafından yapılan rutin kontroller neticesinde sanığın şüphe üzerine yürümekteyken durdurulduğu, ve üzerinde uyuşturucu madde ele geçtiği anlaşılan her iki olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/10. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı halde uygulanmasında, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/186 Esas ve 2021/133 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 05.10.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2017 tarihli ve 2017/46889 Soruşturma, 2017/1002 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu, itiraz süresi ve merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye, 21.12.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilerek tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2018 tarihli ve 2017/46889 Soruşturma, 2018/14387 Esas, 2018/13449 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2018 tarihli ve 2018/1019 Esas, 2018/1392 Karar sayılı kararı ile Müdürlüğün çağrı ve uyarı yazısı tebligatlarının usulsüz olması nedeniyle ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8-son cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının 04.02.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 4. Sanığın 14.12.2018 tarihinde 2 adet suboxone tablet ile yakalanması üzerine, 14.12.2018 tarihli eylem nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2019 tarihli ve 2018/64887 Soruşturma, 2019/6621 Esas, 2019/6115 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesine, doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; şüpheli hakkında daha önce Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesine 2018/1019 Esas sayılı dava açıldığı hususunun belirtildiği, 5. Dosyanın Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesine devredilmesini takiben yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.10.2021 tarihli ve 2021/186 Esas, 2021/133 Karar sayılı kararı ile sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 14.12.2021 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/341 Esas ve 2022/53 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Sanık hakkında, 29.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2020 tarihli ve 2019/54010 Soruşturma, 2020/2755 Esas, 2020/2439 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesine, doğrudan kamu davası açıldığı, davanın 2020/262 Esasa kaydedildiği, 2. Yine sanık hakkında, 20.02.2020 tarihli aynı nev'ii suçtan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2020 tarihli ve 2020/10235 Soruşturma, 2020/4589 Esas, 2020/4093 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan açılan kamu davasının, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/262 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, 3. Dosyanın Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesine devredilmesini takiben yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.02.2022 tarihli ve 2021/341 Esas, 2022/53 Karar sayılı kararı ile sanığın, TCK'nın 191/1, 191/10, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 23.06.2022 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli ve 2021/186 Esas, 2021/133 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 1. 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddesi gereğince verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden ve karar kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı dikkate alındığında, Somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince " adresin kapalı olması sebebiyle isim ve imzadan imtina eden komşu tarafından beyan edilmesi üzerine..." şeklindeki kayıt ile 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldıktan sonra, evrak da ilgili muhtara bırakılmak suretiyle 21.12.2017 günü tebliğ edilip, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlanarak kesinleştirildiği anlaşılmakla; 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesinin; "Kendisine tebligat yapılacak kimseler gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' şeklinde düzenlendiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşullarının Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde gösterildiği, anılan maddeye göre "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması" gerektiği, dolayısıyla, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği dikkate alındığında, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceğinden bu haliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın tebliğinin usulsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kararın usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kabule göre de; 2. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 24.12.2018 tarihli ve İST-KİM-18-39651 sayılı uzmanlık raporunda; 14.12.2018 tarihinde sanığın üzerinde ele geçirilen toplam net ağırlığı 0,3 gr gelen 2 adet beyaz tabletin, kırmızı reçeteye tabi "Suboxone" ticari isimli ilacın aktif maddesi olan "Buprenorphine" ve "Naloxone" ihtiva ettiğinin belirtildiği, "Buprenorphine" ve "Naloxone" etken maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 188/6. maddesinde öngörülen suç saklı kalmak üzere, kullanmak amacı ile bulundurulmasının suç oluşturmayacağı ve sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de saptanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, 3. Kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2018 tarihli ve 2018/1019 Esas, 2018/1392 Karar sayılı kararı ile "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının kesinleşmesinden sonra, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca durma kararının gerekçesi doğrultusunda hukuka aykırılıkların giderilerek işlem yapılması gerektiği, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir hüküm olmadığı ve esasen hukuki sürecin ve yargılamanın durma kararı verilen dosya üzerinden yürütülmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. D. Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/341 esas, 2022/53 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 1. Sanığın 29.10.20 19... .02.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemlerine ilişkin olarak yapılan soruşturmalar sonunda, TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.20 20... .06.2020 sayılı iddianameleri ile açılan kamu davalarının birleştirilmesini takiben, yapılan yargılama sonunda, Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." hükmüne yer verildiği, Somut olayda, sanık hakkında, önceki 05.10.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, ancak yukarıda belirtildiği üzere erteleme kararının tebliğinin usulsüz olması nedeniyle kararın kesinleşmediği, Mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği, bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan işbu kamu davasında da kovuşturma şartının gerçekleşmediği, doğrudan açılan davanın dayanaksız kaldığı anlaşılmakla, mahkemesince, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, 2. Kabule göre de; Kolluk tarafından yapılan rutin kontroller neticesinde yaya olan sanığın şüphe üzerine durdurulduğu ve üzerinde uyuşturucu madde ele geçtiği anlaşılan her iki olayda 5237 sayılı TCK'nın 191/10. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı halde uygulanması, Kanun'a aykırıdır. E. Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada sonuç olarak; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir erteleme kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden; Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesince, davanın Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilmesine karar verilmesi, davaların birleştirilmesinden sonra, “durma kararının” davayı sonlandıran nihai bir karar olmadığı ve esasen hukuki sürecin ve yargılamanın durma kararı verilen dosya üzerinden yürütülmesi gerektiği gözetilerek Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1019 Esas ve 2018/1392 Karar sayılı dosyası ile de birleştirilerek, Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun'a aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli ve 2021/186 Esas, 2021/133 Karar sayılı kararı ile Küçükçekmece 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/341 Esas, 2022/53 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde karar verildi.