Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/4660 E. , 2025/14471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/672 E., 2022/170 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı T
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/4660 E. , 2025/14471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/672 E., 2022/170 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün, istinaf incelemesinden geçmeksizin 10.11.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 2023/30328 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35841 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35841 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme konusu 25/04/2021 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2021 tarihli ve 2021/106909 soruşturma sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası sonunda, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2022 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Adı geçen sanığın inceleme konusu dosya haricinde, evvelce 07/04/2018 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, eylemin kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, veya bulundurmak ya da kullanmak suçunu oluşturduğu kanaati ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/8-a maddesi yollaması ile 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kanun gereği zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/10/2020 tarihli ve 2018/458 esas, 2020/320 sayılı kararının 16/11/2020 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde inceleme konusu 25/04/2021 tarihinde işlediği aynı nev'iden suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde, hükmün açıklanması ile sanığın mahkûmiyetine dair Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/09/2022 tarihli ve 2022/186 esas, 2022/252 sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 29/11/2022 tarihli ve 2022/3097 esas, 2022/2608 sayılı kararı ile "Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına dayanak teşkil eden Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/672 Esas sayılı dosyasına konu eylemin, istinafa konu olan eylemin denetim süresi içinde işlenen bir eylem olması sebebiyle, bu eylemden dolayı ayrıca sanığın cezalandırılması yoluna gidilemeyeceğinden, düşme kararı verilmesi gerekirken, mahkumiyet hükmü verilmesi sebebiyle, istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılan Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/672 Esas ve 2022/170 sayılı kararın kanun yararına bozma talebine konu edilmesi için, ilk derece mahkemesi tarafından Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesine bildirimde bulunulmasına;" dair karar verilmesi sonrasında, anılan karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulduğu, Sanığın 28/11/2017 tarihli eylemi nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2018 tarihli ve 2018/21118 soruşturma, 2018/830 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın 07/09/2018 tarihinde kesinleştiği ve 07/04/2018 tarihli eylemin, henüz kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce gerçekleştiği nazara alındığında, önceki suç ile birlikte tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda, esasen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olan 25/04/2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak fiilinin ayrı bir suç oluşturmadığı, ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı dikkate alınarak açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/672 Esas ve 2022/170 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 25.04.2021 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2021 tarihli ve 2021/106909 Soruşturma, 2021/36710 Esas, 2021/23562 sayılı iddianamesi ile TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.02.2022 tarihli ve 2021/672 Esas, 2022/170 Karar sayılı kararı ile sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/186 Esas, 2022/252 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Sanık hakkında 07.04.2018 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2018 tarihli ve 2018/38213 Soruşturma, 2018/25804 Esas, 2018/3812 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2020 tarihli ve 2018/458 Esas, 2020/311 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 191/8 ve CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 1 yıl süreyle denetimli serbestliğe tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 16.11.2020 tarihinde kesinleştiği, 3. Sanığın denetim süresi içerisinde 25.04.2021 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin inceleme konusu kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/186 Esas, 2022/252 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 29.11.2022 tarihli ve 2022/3097 Esas, 2022/2608 Karar sayılı kararı ile Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/281 Esas sayılı dosyasına konu 28.11.2017 tarihli eylem ile 07.04.2018 tarihli eylem arasında hukuki kesinti bulunmadığından davaların birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, 5. Bozmadan sonra davanın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/186 Esasına kaydedildiği, C. Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/281 Esas, 2020/1229 Karar sayılı kararının UYAP üzerinden incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında 28.11.2017 tarihli aynı nev'i eylem nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2018 tarihli ve 2018/21118 Soruşturma, 2018/830 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 07.09.2018 tarihinde kesinleştirildiği, 2. Yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle erteleme kararı kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2019 tarihli ve 2018/21118 Soruşturma, 2019/2372 Esas, 2019/2166 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 3. Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/281 Esas, 2020/1229 Karar sayılı kararı ile 28.11.2017 ve birleştirilen davaya konu 21.03.2018, 21.11.20 18... .01.2019 tarihli eylemler nedeniyle, sanığın, TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında dosyalar kapsamına göre; Sanık hakkında 07.04.2018 tarihli eylem nedeniyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2020 tarihli kararı ile TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde öncelikle, TCK'nın 191/5. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya TCK'nın 191/8. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde karar verilen "Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri" ve "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra "Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi" kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Sanık hakkında, inceleme dışı 28.11.2017 tarihli eylemden dolayı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonuında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.06.2018 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açıldığı, 28.11.2017 ve birleştirilen davaya konu 21.03.2018, 21.11.20 18... .01.2019 tarihli eylemler nedeniyle, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli kararı ile sanığın zincirleme şekilde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına konu 07.04.2018 tarihli eylemin, 11.06.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce işlendiği, bu nedenle önceki suç ile birlikte tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Mahkemesince, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/186 Esas sayılı dosyasının akıbeti araştırılarak derdest olması halinde, davanın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/186 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesi, birleşen davada sanığın tüm eylemlerinin yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda değerlendirilerek hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/672 Esas, 2022/170 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde karar verildi.