İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Ceza Dairesi

YARGITAY · 10. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7898 K.2025/14023

Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasına, karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin…

Esas2024/7898Karar2025/14023Tarih23 Aralık 2025Okuma10 dk · 1.916 kelime

KÜNYE

10. Ceza Dairesi 2024/7898 E., 2025/14023 K.

Karar tarihi
23 Aralık 2025
Konu
Uyusturucu Suclari
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Sayısı
2022/1101 E., 2023/906 K.HÜKÜMLÜ
Suç
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU
Karar
Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Tebliğname görüşü
İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul

Karar Detayı

1.916 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasına, karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 03.11.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/8018 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/94110 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/94110 sayılı kanun yararına bozma isteminin.

“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-a maddesinde yer alan, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye tebliğ edilmesini müteakip, şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen yükümlülüklerini bildirir "çağrı yazısı" üzerine 10 gün içerisinde gelmemesi durumunda denetimli serbestlik dosyasının kapatılamayacağı,

ayrıca şüphelinin yükümlüklerine uymamakta ısrar etmesi gerekeceği, ısrar şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ise aynı Yönetmeliğin 44. maddesinin üçüncü fıkrasına göre belirlenmesi gerektiği, nitekim "ısrar" şartı kovuşturma şartı olup Kanunla getirilmiş olduğundan, kanun hükmünün yönetmelikle bertaraf edilmesinin mümkün olmayacağı, 10/11/2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44/3. maddesinde yer alan, "Denetimli serbestlik kararlarının infazında,

yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır." şeklindeki düzenlemede, "ısrar şartının" üç defa ihlâlin gerçekleşmesi durumunda oluşacağı belirtilmiş ise de, burada sanığa getirilen lehe düzenlemenin geniş yorumlanmasının, maddede getirilen düzenlemenin amacına aykırı olacağı, sanık tarafından hakkın kötüye kullanmasının söz konusu olabileceği, dolayısıyla sanığa yükümlülüklerini bildirir çağrı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmesini müteakip,

10 günlük yasal süre içerisinde müracaat edilmemesinin ilk ihlâli oluşturmakla beraber esasında sanığın yükümlüklere uymayacağına yönelik iradesini de ortaya koyduğu, ancak 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesinde yer alan, "Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca ısrar koşulunun gerçeklemesi amacıyla sanığa bu kez uyarı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmesi gerektiği, yapılan uyarının da dikkate alınmaması halinde ısrar şartının oluşabileceği, anılan yönetmelikte belirtilen üç kez ihlal şartının ise yükümlüye ilk kez gönderilen çağrı yazısı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat eden sanık hakkında gündeme gelebileceği,

bu kapsamda çağrı yazısı üzerine Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat edip yükümlülüklerinin ne olduğuna dair bilgilendirilen sanığın; yükümlülüklerinin infazı sırasında mazereti olmaksızın kasıtlı olarak yükümlülüklerini ihlâl etmesi durumunda, anılan yönetmelikteki düzenleme uyarınca 3 defa ihlâl şartının aranması gerekeceği anlaşılmakla, Suç tarihi ile şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin uygulandığı sürecin bir kısmında yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesinde.

"Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır.

Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde ise infaza son verilerek kayıtlar kapatılır." şeklinde belirtildiği üzere, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının gerçekleşmesi için yükümlülüğün iki defa ihlâl edilmesi gerektiği, denetim dosyasının kapatılması için ise yükümlülüğün ilk ihlâli sonrasında uyarı tebliğinin yapılmasını müteakip ikinci ihlâlin gerçekleşmesi gerektiği nazara alındığında.

Somut olayda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/12/2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar neticesinde, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30/03/2021 tarihli ve 2021/2273 DS sayılı çağrı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinin ardından, sanığın 19/08/2021 tarihinde gerçekleştirdiği ilk ihlal nedeniyle İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 06/09/2021 tarihli uyarı yazısının da usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini müteakip,

sanığın 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle çıkartılan 14/12/2021 tarihli uyarı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle denetimli serbestlik kaydının kapatılmasına karar verilmiş ise de, ikinci ihlale ilişkin 14/12/2021 tarihli uyarı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, sanığın sözkonusu adreste yaşayıp yaşamadığının belirlenmeksizin tebliğ işleminin yapıldığı,

dolayısıyla da tebligatın usulsüz olduğu ve usulsüz tebligattan sonraki ihlal ile ısrar şartının, bu bakımdan kovuşturma şartının da gerçekleşmediği anlaşılmakla, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 04.11.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2020 tarihli ve 2020/4224 Soruşturma, 2020/8462 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,

erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, erteleme kararının şüpheliye 12.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği,

tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 19.03.2021 tarihinde gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 08.09.2022 tarihli ve 2020/4224 Soruşturma, 2022/56771 Esas, 2022/43248 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. İstanbul Anadolu

13. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04.10.2023 tarihli ve 2022/1101 Esas, 2023/906 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasına, karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D.

Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu kapsamda,

5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek,

aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, incelemeye konu 04.11.2019 tarihli suç öncesinde de sanık hakkında aynı nev'i suçtan 07.02.2014 tarihli eylem nedeniyle İstanbul

15. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli ve 2014/294 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine rağmen birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 07.03.2016 tarihinde kesinleştiği,

ancak zorunlu olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı için İstanbul

15. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olarak kabul edilemeyeceği, inceleme tarihi itibariyle 07.02.2014 tarihli eyleme ilişkin hüküm açıklanarak verilen mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

28. Ceza Dairesinin 2024/1380 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, Dolayısıyla, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca incelemeye konu 04.11.2019 tarihli eylem nedeniyle verilip usûlüne uygun şekilde kesinleşen 02.12.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınmasının kabul edilmesi gerektiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin bu erteleme kararı içinde eriyeceği ve kesinleşme öncesinde işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği ve cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılma hususunda takdir hakkının kullanılması ile teşdit

sebebi yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak,

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek,

mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması,

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması,

tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre;

sanık hakkında incelemeye konu 04.11.2019 tarihli eylem nedeniyle, 02.12.2020 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının, sanığa 12.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve tedbirin infazı için kararın 19.03.2021 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının tebliği üzerine yükümlünün başvurduğu,

26.04.2021 tarihli hastane randevuya gitmemesi üzerine uyarıldığı ve başvurmaması üzerine dosyasının kapatıldığı ancak 10.11.2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamındaki değişiklikler göz önüne alınarak başvurmayan yükümlüye İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 14.12.2021 tarihli ve 2021/2273 DS sayılı 2. uyarı yazısının sanığın en son bildirdiği adrese tebliğe çıkarıldığı,

ancak adresin gecekondu olduğu belirtilerek hanenin kapalı olduğu ve komşu, kapıcı ve yöneticiye de ulaşılamadığı ve ismen tanınmadığı şerhi ile tebligatın iade edilmesi üzerine bu kez MERNİS adresinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ yapıldığı ve sanığın başvurmaması üzerine denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı, yükümlüye 2. uyarı yazısının usûlüne uygun şekilde tebliğ edildiği, buna göre ısrar şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, İstanbul Anadolu

13. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli ve 2022/1101 Esas, 2023/906 Karar sayılı kararının yerinde olduğu anlaşıldığından, ısrar koşulunun gerçekleşmediği yönündeki Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede yer alan bozma gerekçesi yerinde görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Detayı
  3. I. İstem
  4. II. Gerekçe
  5. III. Karar
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2024/7898
Karar No
2025/14023
Tarih
23 Aralık 2025
Konu
Uyusturucu Suclari

İlgili Rehberler

  • Uyuşturucu Suçları Makaleleri
  • İnfaz Hesaplama Aracı

İlgili Kararlar

  • 10. Ceza Dairesi — Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7894 K.2026/602
  • 10. Ceza Dairesi — Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7893 K.2024/23172
  • 10. Ceza Dairesi — Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7811 K.2025/233
  • 10. Ceza Dairesi — Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7753 K.2025/232
  • 10. Ceza Dairesi — Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7707 K.2024/26287
  • 10. Ceza Dairesi — Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/7582 K.2024/24637

Tüm Arşiv

Karar Arşivine Dön
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.