Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/2545 E. , 2025/12201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/895 E., 2019/1170 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında k
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/2545 E. , 2025/12201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/895 E., 2019/1170 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 04.01.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 14.04.2025 tarihli ve 2024/7033 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Sanık hakkında Iparta Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17/01/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar, sanığın mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 17/02/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, Dosya kapsamına göre, anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın öncelikle sanığın bilinen son adresi olan "... Mahallesi No:6 ... Köyü/..." adresine tebligat çıkarılması gerekirken, sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, açıklanan nedenlerle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 06.11.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2017 tarihli ve 2016/13868 Soruşturma, 2017/16 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği ancak erteleme karar tebliğinin şüphelinin bildirdiği bilinen en son adresi yerine doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 17.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlüden alınan tahlil sonucunda yükümlünün uyuşturucu madde kullandığının anlaşılması nedeniyle tedavinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle ... Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2017/59 DS sayılı dosyasının kapatıldığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2017 tarihli ve 2016/13868 Soruşturma, 2017/1333 Esas, 2017/1082 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. ... 4. Asliye Ceza Mahkemesininn 15.02.2018 tarihli ve 2017/418 Esas, 2018/118 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının "sanığa uyarı yapılmadığından ısrar oluşmadığından" bahisle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "durmasına" karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 03.03.2018 tarihinde kesinleştiği, D. Durma kararının usulüne uygun kesinleştiği gözetilmeksizin, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2018 tarihli ve 2018/4006 Soruşturma, 2018/1787 Esas, 2018/1252 sayılı iddianamesi ile durma karar içeriğinden bahsedilerek 17.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına istinaden ... Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2017/59 DS dosyası kapsamında denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlüden alınan 20.02.2017 tarihli tahlil sonucunda uyuşturucu maddeye rastlanılması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 191/4-c maddesi uyarınca ihlalin gerçekleştiğinden5237 sayılı TCK'nın 191/4-c maddesi uyarınca ihlâlin gerçekleştiğinden bahisle mükerrer kamu davası açıldığı, E. Yapılan yargılama sonucunda bu kez ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2018 tarihli ve 2018/400 Esas, 2018/1150 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 21.02.2019 tarihinde kesinleştiği, F. İhbar üzerine, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.12.2019 tarihli ve 2019/895 Esas, 2019/1170 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hüküm açıklanarak, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. G. Somut olayda, şüpheli hakkında, 06.11.2016 tarihli eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2017 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, tedavinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle erteleme kararının kaldırılıp ... Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2017 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda ... 4. Asliye Ceza Mahkemesininn 15.02.2018 tarihli ve 2017/418 Esas, 2018/118 Karar sayılı kararı ile ısrar koşulunun sağlanmadığı gerekçesi ile "durma" kararı verildiği ve kararın kesinleştiği ancak, durma kararının kesinleştiği gözetilmeksizin hükmün gerekçesine yönelik hukuka aykırılığın giderilmesi için kanun yararına bozma yoluna başvurulması yerine, durma kararının gerekçesinin hatalı olduğu belirtilerek 17.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına istinaden ... Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2017/59 DS dosyası kapsamında denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlüden alınan 20.02.2017 tarihli tahlil sonucunda uyuşturucu maddeye rastlanılması nedeniyle tedavinin gereklerine uygun davranmadığından 5237 sayılı TCK'nın 191/4-c maddesi uyarınca ihlâlin gerçekleştiğinden bahisle 12.04.2018 tarihli iddianame mükerrer kamu davası açıldığı ve yeniden yargılama yapılarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verildiği anlaşılmakla; 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı sanık hakkında mükerrer dava açılmış olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 06.11.2016 tarihli eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; ... 4. Asliye Ceza Mahkemesininn 15.02.2018 tarihli ve 2017/418 Esas, 2018/118 Karar sayılı kararı ile verilen "durma kararı" nın sonuç olarak Kanun'a uygun ise de; ısrar uyarısını içeren bir tebligat daha yapılması gerekeceği, ısrar şartının gerçekleşmediği şeklindeki durma karar gerekçesinin yerinde olmadığı, Mahkemesince, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin Kanun’a aykırı olduğu, hukuka aykırılığın giderilebilmesi için incelemeye konu dosya arasında bulunan ... 4. Asliye Ceza Mahkemesininn 15.02.2018 tarihli ve 2017/418 Esas, 2018/118 Karar sayılı kararı ile verilen "kamu davasının durmasına" ilişkin kararın gerekçesi yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.