İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2025/4755 Karar: 2025/9504 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/4755 K.2025/9504)

10. Ceza Dairesi 2025/4755 E. , 2025/9504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/828 E., 2016/1017 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkın

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2025/4755 E. , 2025/9504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/828 E., 2016/1017 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkın

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2025/4755 E. , 2025/9504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/828 E., 2016/1017 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 191/8. maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 01.02.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 05.06.2024 tarihli ve 2024/382 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB - 2024/66894 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1- Dosya kapsamına göre; 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddede yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkında daha önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş olması nedeniyle anılan Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde; 2- Kabule göre de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesine gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 231/11. fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 21.02.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2012 tarihli ve 2012/10421 (35) Soruşturma, 2012/4427 Esas, 2012/1656 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.05.2012 tarihli ve 2012/456 Esas, 2012/1552 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesini takiben Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.09.2012 tarihli ve 2012/456 Esas, 2012/1552 Karar sayılı ek kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62, 50/1-a ve 52/2.maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu, Dairemizin 10.10.2016 tarihli ve 2013/2524 Esas, 2016/2870 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmesinden sonra Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.12.2016 tarihli ve 2016/828 Esas, 2016/1017 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır. B. Dosya kapsamına göre; 1. 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkında daha önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş olması nedeniyle anılan Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi, 2. Kabule göre de; 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesindeki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar." ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yeniden suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması, ardından sanık hakkında daha önce Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.12.2013 tarihli ve 2013/775 Esas, 2013/1133 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve ihlâl üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/3. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre genel hükümler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2016 tarihli ve 2016/828 Esas, 2016/1017 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.10.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Adana'da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında, daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olmasına rağmen TCK 191/8 ve CMK 231/5 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, ceza belirlenmemiştir. Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma istemiştir.

Hukuki İlke: Hakkında önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan sanık, 5320 sayılı Kanun geçici 7/2 kapsamındaki zorunlu HAGB'den yararlanamaz; ihlal üzerine geçici 7/3 uyarınca yargılamaya devamla genel hükümlere göre HAGB verilip verilmeyeceği değerlendirilmeli ve önce CMK 232/6 uyarınca hüküm kurulmalıdır.

Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma

Dava Strateji Notu: Önceki tedbir ihlalinden gelen dosyalarda zorunlu HAGB uygulaması hatalıdır; doğru yol geçici 7/3 uyarınca yargılamaya devam edip ceza belirledikten sonra genel hükümlere göre HAGB değerlendirmesidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla