Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/5067 E. , 2026/126 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/5631 E., 2025/2983 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/5067 E. , 2026/126 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/5631 E., 2025/2983 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Arama kararının usulsüz olduğuna, 2. 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna, 3. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 7571 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi ile yapılan değişiklikler de gözetilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; ilk derece mahkemesi kararlarının bölge adliye mahkemesince hangi hallerde bozulmasına karar verileceğinin 5271 sayılı CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde belirtildiği; bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği haller davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının açıkça ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasır olup somut olayda "Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... emanet numarasına kayıtlı bulunan imaj/export bilgisi alınmış olan flash belleğin bilirkişiye verilerek rapor aldırılmaması suretiyle eksik incelemeyle hüküm kurulması ve sanığın ikametinde yapılan aramada kullanma sınırı üzerinde madde çıkması, ele geçen maddelerin çeşitliliği, sanığın ikametinde bulunan esrar maddesinin sanığın idrarında tespit edilmemiş olmaması, tanığın sanıktan madde aldığına dair beyanı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,” gerektiğine ilişkin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 24.12.2024 tarih, 2024/7011 Esas ve 2024/3595 Karar sayılı bozma kararı ve bozma kararı üzerine verilen Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.04.2025 tarih, 2025/20 Esas ve 2025/159 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nın 7. maddesine göre de “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” şeklindeki düzenleme de gözetilerek açıkça hukuka aykırı olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin ilk kararı ile ilgili olarak gerekiyorsa 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarih, 2025/5631 Esas ve 2025/2983 Karar sayılı istinaf talebinin esastan reddine dair kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin uyuşturucu madde ticareti mahkumiyeti, daha önce Gaziantep BAM 10. Ceza Dairesince flash belleğin bilirkişiye verilmemesi ve etkin pişmanlığın koşulsuz uygulanması gerekçeleriyle dosya üzerinden bozulmuş; bozma üzerine kurulan yeni mahkumiyete yönelik istinaf da aynı BAM dairesince esastan reddedilmişti. Tutuklu sanığın müdafii arama usulsüzlüğü ve TCK 188/4-a uygulamasının hatalı olduğu gibi sebeplerle temyiz etti.
Hukuki İlke: YCGK'nin 30.04.2025 tarihli 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararı uyarınca BAM'ın bozma yetkisi CMK 280/1-e ve f bentlerindeki usule ilişkin hâllerle sınırlıdır; eksik inceleme ve etkin pişmanlık koşulları gibi esasa ilişkin gerekçelerle verilen bozma kararı ile buna dayanan ilk derece kararı, CMK 7'deki 'görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür' kuralı gereği açıkça hukuka aykırı olup hükümsüz sayılır.
Uygulama Sonucu: Gaziantep BAM 10. Ceza Dairesinin istinafın esastan reddine dair kararı CMK 302/2 uyarınca oy birliğiyle BOZULDU; ancak tutukluluk koşullarında değişiklik olmadığından salıverilme talebi reddedildi ve dosya, ilk derece mahkemesinin ilk kararı üzerinden gerekirse CMK 280/2 gözetilerek istinaf incelemesi yapılması için BAM'a gönderildi.
Dava Strateji Notu: BAM'ın esasa ilişkin gerekçeyle (bilirkişi eksikliği, etkin pişmanlık değerlendirmesi) dosya üzerinden bozma verdiği her dosyada müdafi, sonraki hükmün temyizinde bu usul aykırılığını öne çıkarmalıdır; Yargıtay bozma zincirini hükümsüz sayıp süreci ilk karara döndürmektedir. Ancak bu usuli bozmanın tutukluluğu kendiliğinden sona erdirmediği, salıverilme için ayrıca koşul değişikliği gerektiği de bu karardan görülmektedir.