İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2025/8097 Karar: 2025/13847 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2025/8097 K.2025/13847

10. Ceza Dairesi 2025/8097 E. , 2025/13847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/390 E., 2024/468 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM: Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde sanık

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2025/8097 E. , 2025/13847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/390 E., 2024/468 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM: Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde sanık

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2025/8097 E. , 2025/13847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/390 E., 2024/468 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM: Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1. Gerekçeli kararda, suç tarihinin "16.11.2013, 31.12.2013" yerine "16.11.2013, 31.12.2013, 01.01.2013" olarak yazılması, 2. 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB), kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği; bu kapsamda TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2 ve 3. maddeleri doğrultusunda verilen KDAE kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı, dolayısıyla KDAE kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların HAGB kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, HAGB kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği; ancak, daha önce usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı var ise TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda HAGB kararı verilemeyeceği, aynı şekilde TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen HAGB kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir KDAE kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, KDAE kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir KDAE kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası KDAE kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve bu husus 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, TCK'nın 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra işlenen aynı fiiller ise ayrı suç teşkil etmekte olup TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Sanık hakkında 16.11.20 13... .12.2013 tarihli uyuşturucu madde kullanma/kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri sebebiyle TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13.07.2021 tarihinde kesinleştiği, sanığın 01.01.2023 tarihli uyuşturucu madde kullanma eyleminin ise KDAE kararı ile aynı nitelikte olup aynı hukuki sonuçları doğuran hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında 16.11.20 13... .12.2013 tarihli eylemler tek suç kabul edilip, bu eylemler sebebiyle TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenebileceği gözetilmeksizin, şartları oluşmadığı halde sanığın cezasının aynı Kanun'un 43. maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/4. maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet kurulmuş; sanığa daha önce TCK 191/8 uyarınca verilen HAGB kararı 13.07.2021'de kesinleşmiş, sonraki tarihli eylem nedeniyle cezası TCK 43 zincirleme suç hükmüyle artırılmıştır.

Hukuki İlke: TCK 191/8 kapsamında verilen HAGB, KDAE ile aynı hukuki sonucu doğurur; KDAE/HAGB kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemler tek suç sayılıp TCK 61 uyarınca alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olur, kesinleşmeden sonraki eylem ihlal niteliğindedir. Bu ayrım gözetilmeden TCK 43 ile artırım yapılması hukuka aykırıdır.

Uygulama Sonucu: Bozma

Dava Strateji Notu: Kullanma suçlarında müvekkil hakkındaki önceki KDAE/HAGB kararlarının kesinleşme tarihleri çıkarılmalı; kesinleşmeden önceki eylemler tek suç sayılacağından zincirleme suçtan artırım hatalıdır, bu husus temyiz sebebi yapılmalı ve kazanılmış hak korunmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla