Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/9620 E. , 2026/1285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3338 E., 2025/3097 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması Sanık hakkında kurulan hükmün yapıl
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/9620 E. , 2026/1285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3338 E., 2025/3097 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması Sanık hakkında kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Arama kararının hukuka aykırı olduğuna, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 6. Eksik inceleme yapıldığına, 7. Adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanık hakkında delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplandığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğunun 2025/8306 sırasında kayıtlı bulunan suça konu uyuşturucu maddelerin müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi yerine anılan Kanun'un 54. maddesinin, ambalajların müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan TCK'nın 54/1. maddesi yerine, anılan Kanun'un 54. maddesinin gösterilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, BOZULMASINA; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün, Hüküm fıkrasının müsadereye ilişkin kısmın tamamen çıkartılmasına ve yerine "Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğunun 2025/8306 sırasında kayıtlı uyuşturucu maddelerin 5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine, aynı emanette kayıtlı ambalajların 5237 sayılı TCK'nın 54/1 maddesi uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenilmesi, Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ... ile Üye ...'un karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine göre; suçun hukukî niteliği değiştiğinde ya da cezanın artırılması veya cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde, durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında iddianamede gösterilen dışında bir kanun hükmü uygulanamaz. Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek durumunun, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmadığı, dava açıldığında da mevcut olduğu ileri sürülerek, bu konuda ek savunma hakkına gerek bulunmadığına ilişkin görüş kabul edilemez. 5271 sayılı CMK'nın 226/2. maddesinde yer alan "cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır" ifadesi, "iddianamede gösterilmeyen bir kanun hükmü gereğince, sanığın cezasının artırılması veya sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde de birinci fıkrada olduğu gibi durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınması gerekir" anlamındadır. Adli sicil kayıtlarında birden fazla hüküm bulunduğunda, bu hükümlerden hangisinin tekerrüre esas olduğu konusunda mahkemelerin bile zaman zaman yanıldığı, tekerrüre esas olmayan hükmün tekerrüre esas alındığı dikkate alındığında, hakim ve Cumhuriyet savcılarının bile uygulamada yanıldıkları bir konuda sanıklardan adli sicil kayıtlarındaki hükümlerden hangisinin tekerrüre esas olduğunu bilmesini beklemenin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Adlî sicil kaydı, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gereğince duruşmada okunması zorunlu belgelerdendir. Tekerrür oluşturan mahkûmiyet hükmünün yer aldığı adlî sicil kaydının duruşmada okunması üzerine sanığın okunan kaydın kendisine ait olduğunu veya bu belgeye karşı bir diyeceğinin bulunmadığını söylemesinin ek savunma yerine geçmesi mümkün değildir. Emredici nitelikte olan 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gözardı edilerek, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanması yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması için ek savunma verilmesi görüşünde olduğumuzdan hükmün bozulması gerektiği kanısını taşıdığımızdan sanık yönünden çoğunluğun onama görüşüne katılmıyoruz. 09.02.2026
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûm etmiş, İstanbul BAM 16. Ceza Dairesi istinafı esastan reddetmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi esasa ilişkin itirazları reddetmekle birlikte, müsadere hükmünde uyuşturucu maddeler için TCK 54/4, ambalajlar için TCK 54/1 yerine genel olarak TCK 54'ün gösterilmesini hukuka aykırı bulmuş; iki üye tekerrür uygulamasında ek savunma verilmediği gerekçesiyle karşı oy yazmıştır.
Hukuki İlke: Müsadere hükmünde uygulama maddesinin fıkrasıyla birlikte doğru gösterilmesi gerekir; ancak bu tür aykırılıklar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMK 303 uyarınca hüküm düzeltilerek onanabilir. Karşı oy ise CMK 226'nın emredici niteliği gereği, iddianamede gösterilmeyen TCK 58 tekerrür uygulaması için ek savunma verilmeden hüküm kurulamayacağını, adli sicil kaydının duruşmada okunmasının ek savunma yerine geçmeyeceğini savunmuştur.
Uygulama Sonucu: Hüküm müsadere kısmı yönünden bozulmuş ancak CMK 303 uyarınca uyuşturucular TCK 54/4, ambalajlar TCK 54/1'e göre müsadere edilecek şekilde düzeltilerek, oy çokluğuyla temyiz isteminin esastan reddi ile onanmıştır; salıverilme talebi reddedilmiştir.
Dava Strateji Notu: Tekerrür ek savunma meselesi bu kararda iki üyenin ayrıntılı karşı oyuna konu olmuştur; müdafi, iddianamede TCK 58'e yer verilmeden tekerrür uygulanan dosyalarda ek savunma verilmediğini temyizde ısrarla işlemeli, karşı oy gerekçesi ileride içtihat değişikliği veya CGK yolu için dayanak sunar. Salt müsadere maddesi hataları ise düzelterek onamayla geçildiğinden tek başına kazanım sağlamaz.