Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2026/78 E. , 2026/581 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2479 E., 2025/1868 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2024/8170 Esas sırasında kayıtlı dosyası
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2026/78 E. , 2026/581 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2479 E., 2025/1868 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2024/8170 Esas sırasında kayıtlı dosyası ile birlikte incelenmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıklar hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğine ve delillerin değerlendirilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkindir. C. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delil değerlendirilmesinin hatalı olduğuna, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 7571 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi ile yapılan değişiklikler de gözetilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; ilk derece mahkemesi kararlarının bölge adliye mahkemesince hangi hallerde bozulmasına karar verileceğinin 5271 sayılı CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde belirtildiği; bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği haller davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının açıkça ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasır olup somut olayda " Sanık ... ve ... ...'in 28.03.2022 tarihinde sanıklardan ...'a ait ikamette ele geçirilen uyuşturucu maddelerin ithaline ilişkin eyleme ne şekilde iştirak ettiğinin denetime olanak verecek şekilde ele alınarak tartışılması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanması, sanık ... 'ın usulünce yapılan sorgusu sırasında müdafiinin olmaması, sanık ... hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesinin yasaya aykırı olduğunun kabul edilmesi " gerektiğine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.04.2024 tarih, 2024/791 Esas ve 2024/810 Karar sayılı bozma kararı ve bozma kararı üzerine verilen İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2025 tarih, 2024/273 Esas ve 2025/115 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nın 7. maddesine göre de “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” şeklindeki düzenleme de gözetilerek açıkça hukuka aykırı olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin ilk kararı ile ilgili olarak gerekiyorsa 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 11.09.2025 tarih, 2025/2479 Esas ve 2025/1868 Karar sayılı istinaf taleplerinin esastan reddine dair kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi sanıkları uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûm etmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi istinafı esastan reddetmişti; ancak bu hüküm, aynı dairenin iştirakin tartışılması, zincirleme suç uygulaması, sorguda müdafi bulunmaması ve TCK 192/3 etkin pişmanlığın değerlendirilmesi gerekçeleriyle verdiği önceki bozma üzerine kurulmuştu. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bağlantılı dosyayla birlikte yaptığı incelemede bu kararları hükümsüz sayarak bozmuştur.
Hukuki İlke: CMK 280/1-(e)'de 7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ve CGK'nın 30.04.2025 tarihli 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararına göre bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi açık usul ihlalleriyle sınırlıdır; iştirakin ve etkin pişmanlık koşullarının tartışılmasına yönelik esasa ilişkin bozma ile bunun üzerine kurulan hüküm, CMK 7 gereği hükümsüzdür.
Uygulama Sonucu: İstanbul BAM 4. Ceza Dairesinin esastan ret kararı CMK 302/2 uyarınca oy birliğiyle bozulmuş, dosya ilk derece mahkemesinin ilk kararı üzerinden CMK 280/2 de gözetilerek yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere geri gönderilmiştir.
Dava Strateji Notu: Uyuşturucu ithali gibi ağır cezalı ve çok sanıklı dosyalarda istinaf bozması sonrası kurulmuş her hüküm, bozmanın niteliği yönünden denetlenmelidir; sorguda müdafi eksikliği gibi gerçek usul ihlalleri ile iştirak tartışması gibi esasa ilişkin nedenler aynı bozmada iç içeyse dahi Yargıtay bütün bozmayı hükümsüz sayabilmektedir, bu da savunmaya süreci baştan kurgulamak için ikinci bir şans verir.