KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2009/14248 E., 2011/2540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma
Davacı, davalılardan işverene ait olan işyerinde 01.12.1994–31.12.1998 tarihleri arasındaki çalışmalarının hizmet akdine dayalı olduğunu belirterek, tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların Avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun, 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 64. maddesi ile değişikliğe uğrayan ve 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106/1. maddesiyle mülga 79/10. maddesi hükmüne göre. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir.
Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde.
Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Mahkemece, Kurum müfettiş raporu sonucu belirlenen ve tesbitinde hukuki yarar görülmeyerek, tesbit dışı bırakılan 01.10.1995 – 12.12.1995 dönemi öncesine ilişkin isteğin; davanın, anılan çalışmaların Kurum tarafından tesbit edildiği yılın sonundan başlayarak, 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle, reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalıların Avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2009/14248, K. 2011/2540, 1 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama