KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/10027 E., 2012/14424 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 304-240
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Davacı, davalı ... bünyesinde mütercim-spiker olarak 01.10.1981-13.03.1989 tarihleri arasında, hizmet akdi ile kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne; “Davacının 01.10.1981-13.03.1989 tarihleri arasında davalı TRT Kurumu Genel Müdürlüğü işyerinde hizmet akdine dayalı olarak fiilen ve aralıksız çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili ve davalı TRT vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki dava dosyasına konu olayda, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, davalı TRT kurumundan istisna sözleşmeleri istenmiş ve cevaben bu sözleşmelerin bulunamadığı anlaşılmış ise de; davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde yaptığı radyo program kayıtları ve bu program kayıtlarının dökümünün olup olmadığı, var ise hangi tarihler arasında programların başlayıp bittiği sorulmaksızın salt tanık beyanları ile hüküm kurulmuş, dinlenen tanıkların da davalı kurumda hangi sürelerde çalıştığı ve beyanlarının güvenilirliği mahkemece araştırılıp tartışılmamış, bu şekildeki beyanlar mahkemece hükme esas alınmıştır.
O halde Mahkemece yapılacak iş, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; öncelikle davalı kurum nezdinde bulunan istisna sözleşmelerinin temini, radyo program kayıtları ve bu program kayıtlarının dökümü, var ise hangi tarihler arasında programların başlayıp bittiği, davacının ne şekilde ücretini aldığı sorularak ücrete ilişkin varsa banka hesap kayıtları işveren nezdindeki ücret ödeme makbuzları, vizite belgeleri ve puantaj kayıtları dâhil tüm belgeler getirtilmeli;
işbu belgelerden davacının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacının hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı; yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde davacı ile birlikte çalıştığı kayden anlaşılan kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
yargılama aşamasında dinlenen ve hükme esas alınan tanık anlatımının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği ile davacıyla akrabalık ilişkisi nazara alınmalı, böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/10027, K. 2012/14424, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama