KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/10032 E., 2012/14427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 953-165
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Davacı, davalı ...Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti’de Mayıs 1996’dan 11.09.2007 tarihine kadar en son aylığı 1300,00 TL net ücretle sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne; davacının askerlik hizmeti hariç tutularak 20.05.1996 - 20.11.2001 ile 15.06.2003 - 14.10.2007 dönemleri arasında en son aylık 1.837,50 TL ücretle çalışmış olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun’un 79/10’uncu maddesi olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na, davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile toplanan delillere göre; davacının, davaya ve kabule konu dönemde anılan işyerinde hizmet akdine dayalı şekilde ve sigortalı olarak çalıştığı sabit olmakla, mahkemece kabul edilen süreler yönünden bir isabetsizlik bulunmayıp, hükmün bu bölümünün onanması gerekir.
Ancak, Mahkemece verilen hükümde, davacının talebi dışında ve aylık 1837,50 TL. ücretle çalıştığının tespit edilmesi, ayrıntıları Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 1’inci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288’inci maddesinin “bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüz milyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple dörtyüz milyon liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.” hükmünü, anılan Kanunun 289’uncu maddesinin ise “288'inci madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.” hükmünü içermesi,
5236 sayılı Kanunun 19’uncu maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa eklenen ek 4’üncü maddeye göre, söz konusu parasal sınırın, 2007 yılı için 460 TL olarak belirlenmesi karşısında, davacının talep ettiği ücret tespiti için yazılı delil aranacağı şüphesizdir.
Ne var ki, dosya arasında davacının hizmet bildirim cetveline göre, Ağustos 2005 tarihinde prime esas aylık kazancının 488,70 TL, Nisan 2006 tarihinde ise 531,00 TL olduğu, işveren tarafından davacının kredi alması öncesinde bankaya verilen belgede Ağustos 2005 tarihinde davacının aylık brüt ücretinin 1837,50 TL olduğunun bildirildiği, ancak, sonraki tarihte yani Nisan 2006’da 650 TL’ye düştüğü, Mayıs 2006 tarihinde de tekrar 950,00 TL’ye yükseldiğinin bildirildiği, buna göre, davacının ücretine ilişkin belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı;
davacı durumunda ve onunla aynı işte çalışanların ortalama ne kadar ücret alabileceği, davalı işyerinden davacı tarafından imzalanmış ücret bordrosu veya imzalı ücret hesap pusulası olup olmadığının yöntemince araştırılması, bu tür belgeler mevcut ise, belgelerdeki miktarların kabulü, aksi halde, kuruma bildirilen ücretler kadar ücretin tespitine karar vermek gerekirken bu hususların üzerinde durulmaksızın davacının talebinin de üzerinde bir ücrete hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde; davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/10032, K. 2012/14427, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama