KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/11443 E., 2012/22758 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 390-347
Karar Metni
775 kelime·4 dk okuma
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalılar ... ..., ..., ..., ... hakkındaki dava reddedilip, diğer davalılar yönünden istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Hükmün, davacı Kurum avukatı, ile davalılardan ... Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş. avukatı, davalı ...Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı ...Ş. vekilinin temyiz istemi yönünden;
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tümü ödenir. Bunların eksik ödendiği sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek (7) günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi takdirde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yazılı olarak bildirilir.
Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkemece, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilir. Bu kararın da temyiz edilmesi durumunda 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen (benzetme yoluyla) uygulanır.
Diğer taraftan, 25.01.1985 gün ve 1984/5 Esas – 1985/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, harca tabi olmasına karşın harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçesi hakkında, yukarıda anılan 434. maddenin üçüncü fıkrası hükmü benzetme yoluyla uygulanır. Bu durumda, temyiz istemi, dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır.
Ancak, temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp temyiz edenden istenildiği durumda, süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteminin reddi gerekir.
İnceleme konusu davada, temyiz yoluna başvuran davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz dilekçesinin verildiği sırada ve yasal temyiz süresi içerisinde gerekli harç ve giderlerin eksik yatırıldığı, bunun üzerine yukarıda belirtilen prosedüre uygun olarak mahkemece düzenlenen uyarı yazısının yöntemince anılan davalı vekiline tebliğ edildiği ve buna karşın eksikliğin tamamlanmadığı belirgin bulunmakla, yukarıda açıklanan madde hükmü ile İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilerek davalı ...Ş. vekilince hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmelidir.
2-) Davacı Kurum vekili ile davalı ... Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yönünden; dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair itirazların reddi gerekir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, iş kazası sonrasında açılan ve gerçek kişi davalıların sanık olarak yargılandığı Uşak Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/261 Esas numaralı davası sonucunun belirsiz olduğu, sigortalının hak sahiplerince açılan maddi ve manevi tazminat istemli davada bilirkişilerce düzenlenen raporda kazanın gerçekleşmesinde davalı ... … A.Ş.’nin %37,5, davalı ...Ş.’nin %37,5, dava dışı şirketin %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu rücu davasında hazırlanan kusur raporunda da aynı sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
Karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesinde, hukuk mahkemesi hakiminin kusur belirlemesi yaparken ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ve ceza mahkemesinden verilen beraat kararı ile bağlı olmadığı, ceza mahkemesi kararının, kusurun takdiri ve zararın miktarının saptanması hususunda dahi hukuk hakimini bağlamayacağı yönünde düzenleme yapılmasına ve maddede hukuk hakiminin ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık bulunmamasına karşın, öğreti tarafından ve uygulayıcı konumundaki yargı makamlarınca “maddi olgularla bağlılık” ilkesi benimsenmiştir. Bunun temelinde hiç kuşkusuz mahkemelere güven duygusu vardır.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle, anılan ceza davasının sonucu araştırılarak, davalı gerçek kişiler hakkında kesinleşmiş cezalandırma kararı bulunup bulunmadığı,
bir başka anlatımla kazanın meydana gelmesinde bu kişilerin kusurlarının varlığına ilişkin maddi olgunun gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, kesinleşen ceza davasıyla anılanların kusurlu oldukları yönündeki maddi olgu saptanmış ise, bunlara mutlaka kusur yüklenmesi gerektiği dikkate alınarak yeniden ve yöntemince kusur incelemesi yaptırılıp, 506 sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun rapor düzenlenmeli, sonrasında,
dava dilekçesinde yazılı olup isteme konu yapılan gelirlerin peşin değerleri ile yargılama aşamasında sunulan peşin sermaye değeri hesapları tablolarında yazılı değerler arasındaki belirgin çelişki Kurumdan sorularak, gelirlerin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerleri, onay tarihleriyle birlikte kuşku ve duraksamaya yol açılmaksızın açıklıkla saptanmalı, ayrıca, aynı kazada yaşamını yitiren diğer sigortalı H.İbrahim Saraç’a ilişkin olarak açılıp sonuçlandırılan 2009/389 Esas – 2011/491 Karar numaralı rücu dava dosyasından kanıt olarak yararlanılmalı ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekili ile davalılardan ... Seramik San. ve Tic. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalı, kuşkusuz, bozma sonrası karar oluşturulurken, ilk hükmü temyiz etmemiş sayılmasına karar verilen davalı ...Ş. yönünden davacı Kurum yararına oluşan usulü kazanılmış hak olgusu dikkate alınmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11443, K. 2012/22758, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama