KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/13696 E., 2012/24995 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 460-245
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Dava, babası ve annesi için yapılan yersiz sağlık gideri nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili için gönderilen ödeme emrine davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Fiilen çalışmasının olmamasından dolayı davacının babası...'ın 18.03.2004 – 18.01.2005 arası sigortalı hizmetleri iptal edildiğinden, (babasının sigortası üzerinden) babası ve annesi için yapılan davaya konu yersiz sağlık gideri nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili için mirasçı sıfatıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine davalının yasal süre içerisinde itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
1-)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2008 tarih, 2008/332 Esas ve 2008/336 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605.maddesi “B.Ret. I.Ret beyanı. 1.Ret hakkı” başlığı ile düzenlenmiştir. Birinci fıkrası “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” hükmünü içermektedir. Kayıtsız, şartsız red (hakiki red) olup, bu davada uygulama dışındadır.
İkinci fıkrası “Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Konumuzu veyadan önceki cümle ilgilendirmektedir. Türk Kanunu Medenisinin 545. maddesinin sadeleştirilmiş şekli aynen kaleme alınmıştır. Bir çok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak isimlendirilmektedir.
Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması, ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK.m.599)yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir.
Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla, ya da Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır. Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def’i yolu ile de ileri sürebilir.
Somut olayda, davalı def’i yolunu tercih etmiştir. Açılan bu davada mirasbırakanın ödemeden aciz olduğunu dile getirmiştir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece, öldüğü tarih itibariyle davalının murisi babası...'ın terekesinin borca batık olup olmadığı araştırılıp incelenerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davaya konu Kurum zararının, davalının iptal edilen sigortalı hizmetleri nedeniyle oluştuğu yaklaşımından hareketle düzenlenen ve böylece maddi veri ile vakıalara açıkça aykırı olduğu belirgin olan bilirkişi raporu dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-)Kabule göre, mahkemece, davalıdan tahsiline karar verilen Kurum zararı ve işleyen faiz miktarının, davalı tarafından herhangi bir yargılamaya gerek olmaksızın bilinebilecek nitelikte ve likit olmasından bahsetmenin mümkün olmamasına karşın; eldeki davada uygulama imkanı olmayan İcra İflas Kanununun 67. maddesi gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması, isabetsizdir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13696, K. 2012/24995, 10 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama