KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/17217 E., 2012/14156 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 892-1445
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Davacı, 2147 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespiti ile hak ettiği tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayın, incelenmesinden; davacının, 2147 sayılı Kanuna göre; 17.08.1968-31.11.1980 dönemine ait 147 aya ilişkin olarak 10.11.1980 yılında borçlanma talebinde bulunduğu, üçüncü taksidi süresinde ödememesi nedeniyle Kurumun borçlanmayı süresinde kabul etmediği, davacının, daha sonra 1984 yılında yeniden borçlanma talep ettiği ve önceki borçlanma sırasında ödenen miktar düşülerek davacıya borç miktarının bildirildiği, davacıya, bilahare 01.08.1987 yılında Türkiye'deki 767, Almanya'daki 6360 günlük çalışması gözetilerek Türkiye Cumhuriyeti ile F. Almanya Cumhuriyeti arasındaki sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri gözetilerek malullük aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline, aylığın bağlanmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ile dava tarihinden itibaren yeniden bağlanacak aylıkların yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Öncelikle, davacının 2147 sayılı Kanuna göre borçlanma talebine ilişkin olarak davacının 10.11.1980 tarihinde talepte bulunduğu, davacıya 3 yılda 3 eşit taksitte yatırması için bildirim yazısının 08.12.1980 tarihli olup, yazının davacıya tebliğ edilmediği, 3. taksidin 29.12.1983'te ödendiği dikkate alındığında, 3. taksidin süresinde ödenmediği gerekçesiyle borçlanma işleminin iptaline ilişkin Kurum işlemi isabetsiz olup; bu gerekçeyle, 2147 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanmanın geçerli olduğuna ilişkin Mahkeme kabulü yerindedir.
Bununla birlikte, davacının ilk borçlanma bedelini iade alıp almadığı, 2. borçlanma miktarının davacıya bildirildiği anlaşılmakla birlikte, belirtilen borçlanmanın yapılıp yapılmadığı, ödenip ödenmediği ve bu borçlanmalar gözetilerek, davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı ve bağlanmışsa, iptal edilip edilmediği, dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Diğer taraftan, davacı dava dilekçesinde 2147 sayılı Kanun gereğince yapmış olduğu borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti ile, hak ettiği tarihten itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini talep etmiş olup, talepte bulunulmamasına rağmen, aylıkların yasal faiziyle tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, dilekçesinde hak ettiği aylıkların tahsilini talep etmekle, talebinin, iptal edilen aylık varsa, devamını da kapsadığı kabul edilebilirse de; talep aşılarak birikmiş aylıkların tahsiline karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Mahkemece, öncelikle, davacıya talebi açıklattırılmalı, 2. borçlanmanın yapılıp yapılmadığı, ödenip ödenmediği, bağlanıp iptal edilen yaşlılık aylığının bulunup bulunmadığı davalı Kurumdan da sorulmak suretiyle tespit edilmeli, borçlanmalar geçerliyse, 01.08.1987'de malullük aylığı bağlandığı ve davacının hükmü temyiz etmediği olgusu da gözetilerek tahsis koşulları irdelenmeli ve tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/17217, K. 2012/14156, 6 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama